Eşsiz bir cihad ve eşsiz bir zafer
“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler... Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.”(Müminun Suresi 1,2-9)“…Namaz da gözümün nuru kılındı”(Hadis, Nesai)“Kim ki Allah ile konuşmak istiyorsa namaz kılsın. Kim Allah’ın kendisiyle konuşmasını istiyorsa Kur’an okusun” (Hasanı Basri R.Aleyh)
Sevgiye, muhabbete, dostluğa ihtiyacımız var. Dertleşmeye, halimizi anlatmaya çok ihtiyacımız var. Her an birisiyle beraber olmaya ve bir an bile olsa ayrılmamaya ziyadesiyle ihtiyacımız var. Sesimizi duyurmaya, konuşmaya ihtiyacımız var. Miraca ihtiyacımız var! Namaza, namazda huşuya ve namazı muhafazaya ihtiyacımız var. Allah(c.c.) için, Rızasını kazanmak için namaza koşalım. Namaz için de camiye koşalım. Bizim bunlara çok hem de çok ihtiyacımız var!
***
“Hz. Umeyr(r.a.) küçük bir çocuktu. Hayber savaşına katılmak istedi. Peygamberimiz(a.s.m) izin verdi ve bir kılıç hediye etti. Kılıç boyunda büyük olduğu için yerde sürünüyordu. Hem köle hem çocuk olduğu için ganimet malından pay alamadı. Bağış olarak payına bir şeyler düştü.
Onlar ganimetten tam bir pay verilmeyeceğini biliyorlardı. Öyle bir Cihad arzuları vardı ki Cihada katılmak için başkalarını aracı yapıyorlardı. Bunun sebebi din coşkusu, heyecanından; Allah(c.c.) ve Resulünün(a.s.m) sevgisinden, vaatlerine olan güveninden başka ne olabilirdi ki?”(Fezaili Amel, Muhammed Kandehlevi)
Çanakkale’ye giden on beşlilerde bu heyecan vardı. Bu heyecan ki cennete, Rabbimizin(c.c.) Rızasına, Cemalullaha idi. Dünya ve dünyanın içindekilere değil. Acaba bizim heyecanımızda neler ve nereler var ki? Ya Rabbi(c.c.) Dinine, Rızana ve Cemaline karşı coşku ve arzu ver, daha da artır.
***
John Davenport, Peygamber Efendimizin(a.s.m) hayatını incelemiş, büyük bir insan olduğunu görmüş ama Müslüman olmamıştı. “Ne zaman ki Mekke'nin fethini incelemeye başladım, o zaman iş değişti. Çünkü Efendimiz(a.s.m), Mekke fethedildikten sonra Mekke'ye girerken, devesinin üzerinde secde ederek girdi, Cenab-ı Allah'a şükrederek, hamd ederek girdi. Herkes tir tir titrerken, hayatı boyunca kendilerinden en büyük zulümleri gördüğü insanların hepsi teslim olmuş, en büyük zafer kazanılmış, o insanlara en büyük intikam, hatta adalet ile cezalarını verebilecek her türlü imkâna sahip. Onların hepsini, kendi amcasının ciğerini çiğneyen insanı bile affedecek kadar bir muazzam olayı gördüğüm zaman titremeye başladım" . "Ve bütün bu büyük olaylardan sonra şimdi ne yapacak acaba, bu en büyük zaferden sonra dediğim zaman yine Medineyi Münevvere' deki iki odalı evine döndü, yine arpa ekmeği, yine hasır üzerinde yaşamaya başladı. Diğerlerinin hepsini kıymetli bir insan yapabilir ama bu en büyük zaferden sonra yine aynı sade hayatına devam edebilmek ancak Allah'ın bir 'Hak Peygamberi'nin yapabileceği bir iştir dedim koştum secdeye kapandım ve Müslüman oldum."
Rahmetli Erbakan hocamızdan dinlemiştik. Hepimiz biliyoruz fakat günümüzle ilgisi çok fazla. Efendimiz(a.s.m) ve Ashabı(r.a.), geçmiş ve geleceğin en hayırlı Cihad ordusu. En hayırlı Cihat harekâtı, Mekke’nin Fethi... Tarihteki en büyük zulmü yapanların affedildiği, bir kişinin dahi burnunun kanamadığı eşi ve benzeri olmayan-olmayacakta olan- bir savaş. Düşman ölmesin diye yapılan bir savaş. İşte gerçek Cihad! Cihad insanları öldürmek değil insanları İslamla diriltmektir. Kafa kesip hayata son vermek değil tam aksine kafalara, gönüllere Yüce Dinimiz İslam’ı koyup hayat vermektir. Allah’ım(c.c.) tüm müminlere Razı olduğun Cihadı nasip et. Hakkıyla Cihad eden kullarından eyle.
Yüce Mevla’mızdan(c.c.) iki cihan saadetleri dua ve niyazıyla. Fi Emanillah.
Not: Ey Dünya sizi İslama davet ediyoruz. İslama koşun! İslam sevgidir, barıştır, kardeşliktir, huzurdur. İslam özgürlük, hürriyet, adalet, refah dinidir. İslama koşun zira hem dünyada hem ahirette mutlu, huzurlu olmaktır, İslam!





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.