ESAM’dan 'Medeniyet Hafızası Konya' Paneli
Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Konya Şubesi, akademik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Doç. Dr. Erkan Aygör’ün konuşmacı olarak katıldığı programda, Çatalhöyük’ten Hititlere, Selçuklu’dan Osmanlı’ya Konya’nın kültürel mirasından bahsedildi. Bera Hotelde gerçekleştirilen programa Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel ve çok sayıda davetli katıldı. Konya’nın medeniyet şehri olduğunun vurgusu yapılan programda açılış konuşmasını ESAM Konya Şube Başkanı Doç. Dr. Ahmet Tarık Türkmenoğlu, gerçekleştirdi.
‘KONYA’YA KATKI SUNMA SORUMLULUĞUYLA HAREKET EDİYORUZ’
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren ESAM Konya Şube Başkanı Doç. Dr. Ahmet Tarık Türkmenoğlu, ESAM’ın 1970’li yıllardan bu yana üstlendiği misyona dikkat çekti. Türkmenoğlu, "ESAM, 1970’li yıllardan bu yana düşünce üretimi, politika geliştirme ve toplumsal meselelerde çözüm arayışı noktasında önemli bir misyon üstlenmiş; kurulduğu günden itibaren yerelden evrensele uzanan bir perspektifle bilimsel, ahlaki ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesine katkı sunmayı hedeflemiştir. Konya ESAM olarak bizler de bu köklü mirasa yaslanarak, yaşadığımız şehrin tüm dinamiklerine dair nitelikli ve üretken çalışmalar yapmayı amaçlıyor; ulaşımdan sanayiye, tarımdan eğitime, çevreden kültüre kadar Konya’yı ilgilendiren her alanda söz üretme, çözüm geliştirme ve politika üretimine katkı sunma sorumluluğuyla hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KONYA’NIN TARİHİ MİRASINI MUHAFAZA ETME DEVAM EDECEĞİZ’
Günümüzde binlerce yıllık geçmişiyle sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir medeniyet hafızası olan Konya’nın tarihî ve kültürel mirasını konuşmak üzere bir araya geldiklerini ifade eden ESAM Konya Şube Başkanı Türkmenoğlu, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Tarihî ve kültürel varlıklarımıza sahip çıkmak sadece turistik mekânlar üretmek değil, aynı zamanda bir medeniyeti ayakta tutmak demektir. Bu nedenle kadim başkent Konya’nın tarihî ve kültürel varlıklarının korunması, yaşatılması ve doğru politikalarla yönetilmesi, bir medeniyetin varlığını ve ruhunu muhafaza etmek anlamına gelir. Konya’nın tarihi mirasını muhafaza etme devam edeceğiz. İnşallah bugün sayın hocamız Doç. Dr. Erkan Aygör’ ün değerli katkılarıyla bu çok önemli konuyu birlikte ele alacağız.”
‘KONYA MEDENİYET DEMEKTİR’
Konya’nın taşınmaz kültür varlıkları açısından dünyadaki eşsiz konumunu anlatan Doç. Dr. Erkan Aygör, neolitik Çağ ile birlikte insanoğlunun ilk yerleşik düzenine Konya’da geçtiğini belirtti. Konya’nın günümüzde tahılş ambarı olduğu gibi geçmişte de tahıl ambarı olduğunu sadece bu konuyla değil her konuda Konya’nın önde geldiğini dile getiren Aygör, "İnsanoğlunun ilk taşınmaz kültür varlığı inşa ettiği yer Konya’mızdaki Çatalhöyük’tür. Tarım, hayvancılık ve kızıl buğday ile Konya, tarihin her döneminde 'tahıl ambarı' olma özelliğini korumuştur. Suyun olduğu yerde hayat vardır; Çatalhöyük ve çevresi de bu kadim medeniyetin başlangıç noktasıdır. Konya, sadece tahıl ambarı olma özelliğiyle de ön plana çıkmıyor tarihi eserleriyle de ön plana çıkan bir şehirdir. Konya’nın Selçuklunun başkenti olması Konya’da çok önemli ve ciddi eserlerin ortya çıkmasını sağlamıştır. Konya’nın tarihi mimarisine ve eserlerine sahip çıkılmalı aynı zamanda korunmalıdır. Bunun için çalışmalar vardır ancak daha fazla artırılmalıdır. Çünkü insanlık tarihi Konya’da başladı denilebilir. Konya medeniyet demektir” diye konuştu.
‘KONYA, MİRASLARA SAHİP ÇIKAN KADİM BİR DURAKTIR’
Konya’nın farklı inançlara ev sahipliği yapan hoşgörü iklimine de değinen Aygör, ecdadın diğer dinlerin ibadethanelerine baskı yapmadığını, aksine koruduğunu hatırlattı. Beyşehir’deki Fasıllar Anıtı, Bozkır’daki Zengibar Kalesi ve Meram’daki Kilistra Antik Kenti’nin önemine değinen Aygör, şehirde ki yanlış imar politikaları yüzünden de yok olan mahallelerin tarihi yapılar konularını da ekledi. Erkan Aygör, "Konya’da bulunan Kilistra, Hristiyan dünyası için çok kritik bir noktadır. İncil’de direkt olarak adı geçen bu bölge, Meram Belediyesinin kazılarıyla gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Aziz Paul’un misyonerlik seyahatleri sırasında uğradığı yerlerden biri olması, bölgeyi inanç turizmi açısından uluslararası bir cazibe merkezi haline getirmektedir. Kayaların içine gizlenmiş saklı kiliseler ve savunma amaçlı inşa edilen devasa dehlizler, o dönemde yaşayan insanların hem ibadetlerini hem de güvenliklerini nasıl sağladıklarına dair somut kanıtlar sunmaktadır. Kilistra, sadece bir ören yeri değil, Anadolu’nun çok kültürlü yapısını yansıtan bir alandır. Konya da ecdadımızın miraslara gösterdiği kadim hoşgörüyü yansıtan yaşayan bir hafıza durağıdır” dedi.
‘YANLIŞ POLİTİKALAR MAHALLE KÜLTÜRÜNÜ YOK ETTİ’
Eski mahallelerin sadece binalardan ibaret olmadığını belirten Aygör, eski mahallelerin bir yaşam biçimi olduğunu dile getirdi. Yanlış imar politikalarının birçok hususu etkilediğinin altını çizen Aygör, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Yatay mimariden dikey mimariye geçiş, insanların birbirine yabancılaşmasına neden oldu. Mahalle bakkalının, kasabının yerini devasa AVM'ler ve zincir marketler aldı. Dar sokakların geniş caddelere veya otoparklara dönüşmesiyle çocukların güvenle oynayacağı alanlar kalmadı. Birçok tarihi konak veya bina, ‘koruma’ altına alınsa bile bakımsızlıktan kendi kendine çökmeye terk ediliyor ya da şüpheli yangınlarla yok oluyor. Tarihi yapıları aslına uygun onarmak yerine modern malzemelerle ‘yenilemek’, yapının ruhunu öldürüyor. Şehrin kalbi olan eski çarşıların çevresindeki imar değişiklikleri, bu bölgelerin ticari cazibesini yitirmesine veya tamamen yıkılmasına yol açabiliyor.”
Kaynak:Muharrem Dursun





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.