Dört kardeşimin acısı
Bu hafta içimden gelmediği kadar çok şey söyledim ve sustum icimden gelmedigi kadar. Önce ABD'de vurulan üc müslümana sustum. Susmamak görevimdi. Ağladım ! Gözyaşı tarlasının yoncalarından. Açıkçası hayran olmadım diyemem güzelliklerine o üç kardeşimin. Kalplerinin güzelliğine ve gülüşlerinin. İnşallah üç cennet yolcusunun. Sonra Türkiye'den bir başka haber geldi. Özgecan Aslan isimli genç kızın hunharca katledilmesi haberi. Ağladım. Ağladım. Çünkü aklımdakileri ne söyleyebiliyor nede yazabiliyordum. Bir cennet yolcusu daha. En az diger üç kardesim kadar Özgecan kardeşim icinde ağladım. Kardesliği bu acı ve garibanlikla birleştirmekten hoşlanmasam da. Kardeşlik her zaman güç ve umut demekti benim için. Haksızlığı karşı konulabilecek bir güç. Bir duvardaki tuğlalar gibi olmak ve ayni aciyi hissetmek gibi...
Bosna'da Cumartesi günü Amerika'da katledilen üç kardesim icin eylem yapıldı. Sessizce kendi kaybettikleri cocukların anıtı önünde toplandı bir sürü genç. Basörtülü resimler yansıdı medyaya ama toplananların arasında farkli dinlerden olanlarda vardı. Çocuğunu kaybetmek dinle alakalı bir şey değildi çünki. Annelerin ağlamamasını istemek insani bir şeydi ve Özgecan'in da annesinin aglamamasını aynı şekilde istiyorum şu anda. Diger bütün Bosnalı anneler gibi. Hiçbir yerde bu acı tekrar edilmesin, anneler yavrularının acısını görmesin, demişti Srebrenica“li Hatice Anne. O iki oğlunu kaybetmisti.
Saraybosna'da yapilan eylemde genç bir kız da konuştu, ''Muberra “Bizim Bosna'da öldüren icin insan verdiğimiz bir isim vardır: Katil!!!“Başka adı yok bunun. Bu kadar çirkin bir isim daha yok. Kimse ölmesin, hep barış içinde yaşansın, bunu her dilden, her dinden ve her milliyetten insan için istiyoruz!'' dedi. Gözlerim doldu. Hep aklımda o dört kişi, dört kardeşim. Çünkü Müslüman bir kadin, anne, aktivist ve gazeteci olarak her seye inancimin penceresinden bakmak onu bu haliyle güzelleştirmek istiyorum. Açık , apaçık olsun istiyorum gördüğüm şey. Muberra'nin, Hatice'nin savaş görmüş yada onlara yaklaşmiş yüzleri, Amerikalı Deah, Yusor ve Razan'ın ve dahası Özgecan'ın ailesinin yuzunde vardi. Hepsine hayır demek istedim. Hepsine tüm sesimle var gücümle hayir demek istedim. Hayır olmasın, tekrar etmesin, kaybedilmesin gencecik güzel yürekler....
**
Bana bir şey çok enteresan gelmisti: ilk gün Amerikalı kardeslerimin vefat haberi geldiğinde, basin toplantısında ve Tv'deki ilk konuşmalarda konuşan kişi gençlerin babaları değildi,abileri yada başka biri; cok enteresandır ki Deah'in ablasıydı. Genc kırılgan bir hanım. Ve içinde bulunduğu duruma rağmen dağ gibi güçlüydü, gazetecilerin sorularına cevap veriyordu. Belki bir yaniyla sevdiği insanlarin güzellikleri ona güç veriyordu, o narin bedene. Kalbi, onun acisini, güzellliklerle hatırladığı ailesinin adını devam ettirmeye çalışıyorduyordu. Bir şekilde ordaydı ve güçlü bir kadındı. Avrupa'da son yıllarda İslamafobik eylemlerinde artmasıyla Marwa el Sherbini ile tanıştım. 2009'da Almanya'da mahkeme salonunda hayatını kaybetti. 16 bıçak darbesiyle hayatını kaybeden hamile bir kadiıdı Marwa. Mahkeme salonunda, polislerin arasında, en emniyette olmasi gereken yerde. Daha o günlerde bu davranişların müslüman kadinlara çoğunlukla yansiyacağini, yapılacağını biliyordum. Zayıf görünüyorlardi ve Müslüman olduklarını belirten bir işaret taşıyorlardı. Aslında dünyanın yükünü tasıyorlardı. Çünkü zayıfa el uzatacak insan onun bu saldırıda kendisini yenemeyeceğinden emin olmak ister. Adil bir dövüş istemez zayifa kafayi takan, ona saldirmaya kalkan. Kesin kazanacaği bir dövüş ister, dövüşün sonunda yerlere saçılmış ister zayıfı. Tuhafti o zaman bu benim icin. Aslinda bir donum noktasiydi. Özgecan zayıfmıydı, suçu neydi? Ya Marwa ya Yusra ya Razan ? Zayıfmıydılar. Aslında hayır! Değillerdi! Güçlüydüler ve güçlüler hala ve güçlü olacaklar hep. Onalara uzanan ellerdi asıl zayıf, zararlı ve hasta olan. Onları zayıf olarak görendir aslında zayıf olan. Zayıflığını zulme döken zayıftı aslında. Onların yeri zordu ama zayıf değillerdi.
Aslına bakarsanız gelişmiş dünyanın her yanında kadın olmak zordu. Her zaman zordu. Maysoon Zayidin de dediği gibi bir sürü problemimizden sadece biri kadın olmak. Bunun böyle olduğunu kanıtladı. Özgecan kardeşimin katledilmesi. Biliyorum belki çok tek taraflı geldi bu yazı size. Böyle sadece bir yanını görüyormuşum gibi olayların. Aslında bir çok şeyin sadece bir yanını görmüyor muyuz. Görüyoruz, bende görüyorum. Zaten her olaya etki eden faktörler hele böyle çirkin sonuçlar ortaya çıkaran olayların çok derin ve geniş bir şekilde incelenmesi ve değiştirilmesi gerekiyor. Ve tepki gösterilmesi ayni derinlikle. İki eylem, üç performans, bir protesto değil. Tam manasıyla kollarımızı sıvayıp bu işe derinlemesine girmeliyiz diyorum. Tam bir politika değişimi olmalı. Türkiye'de, ABD' de her yerde. Geçtiğimiz günlerde güzel bir yazı okumuştuk Bosnalı genç bir yazardan. Doğacak küçük kızı için yazmıştı. Az çok gözüyle gördüğü tüm sorunları yazmıştı. Bunlarla şimdi eşi nasıl yüzleşiyorsa, yarın kızı da yüzleşecekti. Bütün bunların değişmesi için bir yazı yada bir protesto yetmiyordu işte, bir makale .......Her canın çok değerli bir hazine olduğunu bana inancım öğretti, peygamberim. O veda hutbesinde kadınlarını emanet etti ümmete. Komşusuna, eşine dostuna, güzel davranmayı o öğretti. Diğer inançlarda böyle öğretir. Hak ve hukuk ta böyledir. Anneler ağlamasın diyorum hala. Cezalar verilsin. Artık cezası verilmiş diye hatırlayalım bu olayları. Tekrar edilmemiş diye. Ve unutmayalım hiç birimiz zayıf değiliz bu güzel dört kardeşimin sonsuzluğa yolculukları başladı ama biz burdayız üzerimize düşeni yapalım. Senin derdin benim derdim demeyelim kaybolan canlar hepimizin derdi. Kaybolan dört güzel can hepimizden gitti. Hepimizin yüreği yandı. Biz-onlar meselesine çevirmek kadar, bu meseleleri politika oyununa çevirmekte çirkin. Politika malzemesi yapmak bu kardeşlerimizin kaybolan hayatlarını da heba etmek demektir. Güzel yüreklere saygı gösterip daha güzelinin olması için çalışalım. Farkında olalım acının ve gücün. Farkında olalım kardeşlik zayıflık ve zavallılık değil güç ve umuttur. Kaybolanları güzelliklerle yad edebilelim diye verilmesi gereken cezalar verilsin. Son söz yine ve hala bizim, onu kardeşlerimiz için tüm insanlık için sağduyuyla söyleyelim. Ben dört kardeşimi kaybettim bu günlerde siz nasılsınız?





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.