Diziler yozlaştırıyor
Yayınlanma:
Medyada yer alan şiddet, müstehcenlik ve mahremiyet ihlâllerini içeren diziler çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yapabiliyor
Kitle iletişim araçlarının insan tutum ve davranışları üzerindeki etkilerinin çok güçlü olduğu bilinen bir gerçek. Bu nedenle medyada yer alan şiddet, müstehcenlik ve mahremiyet ihlâllerini içeren diziler çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yapabiliyor. Medyadaki dizilerin olumsuz etkileri ile toplumda aile kurmak, çocuk sahibi olmak, nikâhsız aşk birlikteliği yaşamak gençler ve çocuklar tarafından sıradan bir yaşam olarak gösterilirken, söz verilen evliliklerin, ihanetlerle, entrikalarla yıkıldığı gösteriliyor. Uzmanlar dizilerin çocukları ve gençleri olumsuz etkilese bile, asıl etkileyen kurumun modernizme bağlı olarak şehir hayatının etkili olduğuna dikkat çekiyor.
TÜRK SEYİRCİSİ SEÇEREK İZLİYOR
Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay, televizyonlarda negatif görüntüler gösterilse bile Türk toplumunun İslami bir yapıda ve aile hayatının etkisiyle çok fazla etkilemediğini aktardı. Prof. Dr. Yasin Aktay, Türk seyircisinin televizyon izlerken çok seçici olduğunu ifade ederek, “Toplum televizyonu çok fazla izlemekle birlikte, tüm görüntüleri hayatına katmıyor. Hem izliyor, hem eleştiriyor. Kendi yapısına uygun hayat tarzlarını alıyor. Beğenmediklerini ise dikkate dahi almıyor. Ancak şiddet ve diğer olumsuz içerikli dizilerin gençleri etkilediği bilinen bir gerçek. Son yıllarda intihar olaylarının görülmesi genelde dizilerin sonucu. Gençler, dizilerdeki görüntüleri masal dünyası gibi algılıyor” dedi. Televizyonun yanında şehir hayatının da toplumsal hayatı etkilediğini aktaran Aktay, post modern kültüre (popüler kültür) geçildikçe toplumsal değişimlerin arttığına vurgu yaptı. Aktay, “Toplumu etkileyen en önemli etken yenileşen şehir hayatıdır. Şehir hayatı topluma kendi konforunu dayatıyor. Bu noktada ise toplumda var olan İslam inancı ve kökleşmiş aile hayatı birçok olumsuz etkiyi de ortadan kaldırabiliyor” dedi. Televizyonun olumlu etkilerinin de olduğunu kaydeden Yasin Aktay, 1980’den sonra darbe yanlısı yayınların yapılmasına rağmen vatandaşların seçimlerde demokrasiden yana oy verdiğinin de altını çizdi.
TELEVİZYON TOPLUMSAL HAYATI ETKİLİYOR
Konuyla ilgili olarak Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’ün psikolog ve psikiyatristlerden oluşan bir çalışma grubuna hazırlattığı ‘Televizyon Programlarındaki Şiddet İçeriğinin, Müstehcenliğin ve Mahremiyet İhlâllerinin İzleyicilerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri’ başlıklı raporunda da konunun önemine dikkat çekilmekte ve dizilerin toplumsal hayatı etkilediği belirtilmekte. Söz konusu raporda, televizyonlarda yer verilen ölçüsüz şiddet içeriği ile müstehcenlik ve mahremiyet ihlâllerinin, başta topluma uyumlu bir kişilik geliştirme sürecinde olan çocuk ve gençler olmak üzere, tüm toplum bireylerinin ruh sağlığını son derece olumsuz bir biçimde etkilediğinin açıkça görüldüğü ifade ediliyor. Raporda ayrıca dizilerin toplum üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için yapımcı ve yöneticilere de uyarı yapılarak, olumsuz etkilerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak, başta medya sahip, yapımcı ve yöneticileri olmak üzere, tüm medya çalışanlarının, kendilerine düşen sorumlulukları acilen yerine getirmeleri gerektiği belirtiliyor.
TÜRK SEYİRCİSİ SEÇEREK İZLİYOR
Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay, televizyonlarda negatif görüntüler gösterilse bile Türk toplumunun İslami bir yapıda ve aile hayatının etkisiyle çok fazla etkilemediğini aktardı. Prof. Dr. Yasin Aktay, Türk seyircisinin televizyon izlerken çok seçici olduğunu ifade ederek, “Toplum televizyonu çok fazla izlemekle birlikte, tüm görüntüleri hayatına katmıyor. Hem izliyor, hem eleştiriyor. Kendi yapısına uygun hayat tarzlarını alıyor. Beğenmediklerini ise dikkate dahi almıyor. Ancak şiddet ve diğer olumsuz içerikli dizilerin gençleri etkilediği bilinen bir gerçek. Son yıllarda intihar olaylarının görülmesi genelde dizilerin sonucu. Gençler, dizilerdeki görüntüleri masal dünyası gibi algılıyor” dedi. Televizyonun yanında şehir hayatının da toplumsal hayatı etkilediğini aktaran Aktay, post modern kültüre (popüler kültür) geçildikçe toplumsal değişimlerin arttığına vurgu yaptı. Aktay, “Toplumu etkileyen en önemli etken yenileşen şehir hayatıdır. Şehir hayatı topluma kendi konforunu dayatıyor. Bu noktada ise toplumda var olan İslam inancı ve kökleşmiş aile hayatı birçok olumsuz etkiyi de ortadan kaldırabiliyor” dedi. Televizyonun olumlu etkilerinin de olduğunu kaydeden Yasin Aktay, 1980’den sonra darbe yanlısı yayınların yapılmasına rağmen vatandaşların seçimlerde demokrasiden yana oy verdiğinin de altını çizdi.
TELEVİZYON TOPLUMSAL HAYATI ETKİLİYOR
Konuyla ilgili olarak Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’ün psikolog ve psikiyatristlerden oluşan bir çalışma grubuna hazırlattığı ‘Televizyon Programlarındaki Şiddet İçeriğinin, Müstehcenliğin ve Mahremiyet İhlâllerinin İzleyicilerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri’ başlıklı raporunda da konunun önemine dikkat çekilmekte ve dizilerin toplumsal hayatı etkilediği belirtilmekte. Söz konusu raporda, televizyonlarda yer verilen ölçüsüz şiddet içeriği ile müstehcenlik ve mahremiyet ihlâllerinin, başta topluma uyumlu bir kişilik geliştirme sürecinde olan çocuk ve gençler olmak üzere, tüm toplum bireylerinin ruh sağlığını son derece olumsuz bir biçimde etkilediğinin açıkça görüldüğü ifade ediliyor. Raporda ayrıca dizilerin toplum üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için yapımcı ve yöneticilere de uyarı yapılarak, olumsuz etkilerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak, başta medya sahip, yapımcı ve yöneticileri olmak üzere, tüm medya çalışanlarının, kendilerine düşen sorumlulukları acilen yerine getirmeleri gerektiği belirtiliyor.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.