Çiftçiden hükümete sitem! Fiyatlar düşüyor
2025 yılında kurak bir mevsim geçirildiğini ve havaların soğuk olmasından dolayı ürünlere don vurduğunu belirten Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, Konya’da çiftçinin her sene olduğu gibi bu yıl da mağdur olduğunu söyledi. Tarım sektörünün her yıl çiftçinin kârını düşürdüğünü ve kimi zaman çiftçiyi zarara uğrattığını ifade eden Kavuneker, “Havaların soğuk olması ürünleri dondurdu. Hem meyve-sebze hem de buğday gibi ürünlerde sorunlar yaşandı. Devlet, ödeme yapması gerekirken hiçbir şekilde ne yardım parası olarak ne de herhangi bir şekilde çiftçiye ödeme yapmadı. Vatandaşlar fiyatlar karşısında mağdur kaldığı gibi, çiftçiler de mağdur oldu. Girdi maliyetleri 2025 yılının nisan ayına kadar uygundu. Ancak yeşil mahsule gelince gübre, ilaç ve diğer masraflar bir anda yükseldi. Çiftçi olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri de tam hasat zamanı devletin malı vadeli olarak almasıdır. Çiftçi, acil ihtiyaçları nedeniyle bunu ticaret borsası gibi borçlu olduğu kurumlara ödüyor. Devletin 13 bin 500 TL olarak açıkladığı fiyatı biz 12 bin 500 TL’ye sattık. Mısırda da böyle, arpada da böyle. Yıllardır bas bas bağırıyoruz: ‘Hasat zamanı çiftçiye dokunmayın.’ Ama yine hasat zamanı gümrüklere dokunuldu. 11 bin 300 TL’ye satılan mısır, 10 bin 800 TL’ye kadar düştü” diye konuştu.
‘ÇİFTÇİNİN MALİYETLERİ YÜZDE 100 ARTIYOR’
Çiftçilerin durumunun içler acısı olduğunu söyleyen Kavuneker, “Devlet çiftçisine destek sağlamayınca problemler ortaya çıkıyor. Devletin kendi üreticisine destek vermesi gerekiyor. Ancak devlet bu şekilde çiftçiyi kendisine düşman hâline getiriyor. Çiftçi hem tarıma hem de devletine küser duruma geldi; buna artık bir çare bulunması gerekiyor. Politika yanlışsa politika düzeltilmeli, uygulayan yanlışsa o değişmeli. Netice ne olursa olsun, bu şekilde ülke kalkınamaz ve üretici desteklenmediği için memlekette üretici kalmaz. Üretici kalmazsa üretim olmaz, üretim olmazsa vatandaş mağdur olur. Hepsi bir zincirleme bağlantıdır. İşin başında üretici desteklenmelidir” dedi. Çiftçinin yıllardır mağdur olduğunu ve bu mağduriyete herhangi bir çözüm bulunmadığını vurgulayan Kavuneker, “Çiftçi üç yıldır para kazanamadığı gibi, önceki karından ya da birikiminden harcıyor. Gerçekten yazık ve günahtır. Bu yıl 18 bin TL olan gaz gübresi 36 bin TL oldu. Gübre 12 bin TL’den 26 bin TL’ye yükseldi. 20 TL civarında satılan tohumluk 33 TL’ye çıktı. Mazot zaten sürekli artıyor. Ancak çiftçinin maliyetleri yüzde 100 arttı. Bu, anormal bir artıştır” ifadelerini kullandı.

‘KÖYDEKİ ŞEHRE, ŞEHİRDEKİ KÖYE GÖÇ EDİYOR’
Artan maliyetler karşısında devletin verdiği desteğin yıllar ortalamasının yalnızca yüzde30 olduğunun altını çizen Kavuneker, şunları söyledi: “Resmî TÜİK enflasyonu tarımsal maliyetlerde yüzde 40’a, bazen yüzde 50’ye çıkarken, destek yüzde 30 olursa çiftçinin beli nasıl doğrulacak? Geçen yıl ile bu yıl arasında verilen destek 360 TL azaldı. Biz siyaset yapmıyoruz ve kimsenin siyasi ilişkilerine karışmıyoruz. Fakat siyaseti yapanlara şunu söylüyoruz: Yanlış tarım politikası uyguluyorsunuz. Şehirdekini köye getireceğiz diye uğraşıyorsunuz, ama köydekiler köyden kaçarak şehre geliyor. Bunların tamamı uygulanan yanlış politikalardan kaynaklanıyor. Yapılması gereken önce köydekine destek verip köydekini korumak, ardından ihtiyaç olursa şehirdekini köye getirmektir. Sizin uyguladığınız politikada üretici desteklenmiyor; üretici üretiyor ama kar edemiyor ve haklı olarak diğer yıl üretmeyip şehre göç ediyor. Bu politikalarla istikrar sağlanamıyor. Yetersiz destekler ve yanlış teşvikler yüzünden, köydekiler şehre, şehirdekiler köye göç ediyor. Devamlı böyle bir kısır döngü sürüyor. Köydekinin köyde kalması sağlanmalı, şehirdekini köye getirmeye çalışmak yerine.”
‘BİZ ÇİFTÇİLERİ HİÇ KİMSE TEMSİL EDEMEZ’
Tarımın Türkiye ve Konya için sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Karatay Ziraat Odası Başkanı Kavuneker, yöneticilerin artık tarımın masa başında değil, sahada çiftçi ile yapılması gereken bir iş olduğunu anlamalarını beklediklerini dile getirdi.
Kavuneker, şunları söyledi: “İdarecilerimiz, ne zaman tarımın masa başında değil de köyde, arsa ve tarla üzerinde, yani sahada çiftçi ile yapılması gerektiğini anlarlarsa işte o zaman her şey değişir ve her şey düzelir. Biz çiftçileri kimse anlayamaz, çünkü bütün sıkıntıyı biz çekiyoruz. Bütün sorunu biz çekiyoruz. Zarar eden de biziz. Bizi ne üniversiteler, ne ticaret borsaları, ne de ziraat mühendisleri odaları temsil edemez. Çiftçiyi temsil edecek tek kurum ziraat odalarıdır ve çiftçinin kendisidir. Buyursunlar, gelsinler sahaya, hep birlikte bu işi çözelim. Yoksa bu iş hiçbir zaman çözülemeyecek.”

TARIM MASADA DEĞİL SADECE SAHADA YAPILIR!’
Konya’nın bir tarım kenti olmasının avantajları olduğunu ancak dezavantajlarının da bulunduğunu vurgulayan Rıfat Kavuneker, çiftçinin ürününü erken satması gerektiğini ve bu şekilde para kazanabileceğini belirtti. Kavuneker sözlerini şöyle noktaladı: “Buğday fiyatı 13 lira olarak açıklandı, evet, çok güzel. Ama ben onu 12 liraya sattım. Buğday benden zamanında 13 liraya alınacak ki ben de para kazanabileyim. Çiftçi çok su tüketiyor deniliyor. O zaman mısır da ekmeyeyim, pancar da ekmeyeyim, ayçiçeği de ekmeyeyim. Devlet ne diyorsa onu ekeyim, suyu az tüketeni ekeyim ama buğdaydan da ektiğim her ürün gibi aynı parayı kazanayım. Kazanmazsam bir sonraki yıl niye ekeyim ki? Benim yaşamımı sürdürebilmem ve köyde kalabilmem için devletin bana para kazandırması gerekiyor. Maddi durumum yükselmek zorunda, çünkü bütün sıkıntıyı ve kahrı ben çekiyorum. Para kazanmazsam, mutlaka para kazandıran ürünlere geçeceğim. Bugün kim kazanmadığı bir işi yapabilir? Sanayi sektöründe de bu böyledir. ‘Su yok’ deniyor, o zaman devlet başka bir destek bulmalı. Çiftçiden daha çok verim almak istiyorsan bir model geliştireceksin. Herhangi bir devlet yetkilisi çıkıp ‘Devlet iyi para veriyor’ diyor; peki nereye veriyor? Sen gelip sahaya baktın mı, maliyetimi hesapladın mı? Nasıl hesaplayacaksın ki benim maliyetimi? Tarım masada değil, sadece sahada yapılır. Çiftçi zor günler geçiriyor ve artık buna bir çare bulunması gerekiyor. Ben çiftçi olarak 2026 yılından hiçbir beklentiye sahip değilim. Sonucun ne olacağını bilemeyiz; daha aylar var. Sancılı mı geçecek, sancısız mı, bunu bilemem. Her şey değişebilir.”
Kaynak:Ali Kaan Kurşun





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.