Büyük Mutluluk: Elinde büyüdük

İnsanın hayatı boyunca kolay kolay unutamayacağı mutlu ve üzüntülü anları vardır. Bunları uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Bu nedenle üzüntüleri bir kenara bırakarak, mutluluklardan bahsetmek şüphesiz çok daha yerinde olacak. Rahmetli babam sırası gelince, “El hasılı vel kelâm, neticeye meram, uzun lâfın kısası, çok uzutmayalım” derdi. Bunun için lâfı uzatmadan sadede gelmek istiyorum.
Dr. Mustafa Çıpan’ın bir süre önce İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün faaliyetleri hakkında yaptığı basın toplantısında solumda Uğur Özteke, sağımda Murat Dönmez oturuyordu. Dr. Çıpan, sıra müzelere gelince sözü Müzeler Müdürü Yusuf Benli’ye bıraktı. Oldum olası Konya’da görev yapan daire müdürlerinden birçoğunun yabancı olduğu söylenip durduğu için, merak ederek Murat’a, Benli’nin memleketini sordum, Konyalı olduğunu ve Çanakkale’den buraya tayin edildiğini söyledi. İçimden merhum Mehmet Önder’den beri Mevlâna Müzesi’ne nihayet Konyalı birisi atandı diye geçirdim. 60’lı yıllarda Yeni İstanbul gazetesi yazı işleri müdürlüğü yapan Sadettin Güner Elgin’in babası Necati Elgin hoca da 50’li yıllarda Mevlâna müzesinde muhasebecilik, 20’li yıllarda Babalık Gazetesi’nde mürettip olarak çalışan Yeni Konya’nın eski muhasibi Ahmet Bölen’in oğlu Teyfik Bölen’de müzede memurluk yapmışlardı.
Mustafa Çıpan’ın toplantısından sonra Selçuk Oteli’nin önünde yanıma gelen Yusuf Benli, hâl hatır sordu. Teşekkürden sonra, daha önce görüşüp görüşmediğimi söyleyince, “Nail ağabey, sizin elinizde büyüdük. Türkiye’de Yarın gazetesinde mürettip çırağı olarak çalıştım” cevabını verdi, ancak uzun yıllar içinde birçok çocuk çalışmış olduğundan hatırlayamadığım için bağışlamasını istedim. Kısa bir sohbet sonunda ziyaret edeceğimi bildirerek ayrıldık. Vezir Balcıoğlu’nun Beden Terbiyesi Bölge Müdürü, benim Bisiklet Ajanı olduğum 80’li yıllarda bir gün eski müdürlük binasının koridorunda arkamdan “Nail Ağabey” diye birisi seslendi. Dönünce bir genç elimi sıktı, ancak benim tanıyamadığımı anlayınca “Ben Mehmet Boslu. Orta okulda iken Yeni Konya’da gazetesinde kırımcı olarak çalıştığım için sizi oradan tanıyorum. Elinizde büyüdük sayılır. Şimdi Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nde müfettişim. Birkaç gündür Bölge Müdürlüğü’nü teftiş ediyoruz” demişti. Sonraki yıllarda Bisiklet Federasyonu Merkez Hakem Komitesi Başkanlığım sırasında ve çeşitli vesilelerle görüşmelerimiz devam etti. Daha sonra Başmüfettiş olmuştu, belki de emekliye bile ayrılmıştır.
Ticaret Lisesi’nden mezun olunca yüksek tahsil için Konya’dan ayrıldığından seyrek görüştüğüm Mustafa Keten, Turgut Özal’ın Müsteşarı olduğu Devlet Planlama Teşkilâtı’nda görev yapmıştı ve aynı zamanda Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Merkez Danışma Kurulu’nda üye idi. Özal, ANAP’ı kurup Başbakan olunca, DPT’de çalışan yeğeni Hüsnü Özal’ı da milletvekili ve Köy İşleri Bakanı yapmış, Hüsnü Özal da mesai arkadaşı Mustafa Keten’i müsteşarlığa getirmişti. Keten, sonraki yıllarda siyasete atılıp, ANAP’tan milletvekili adayı oldu, ancak listeye giremedi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden emekliye ayrıldı. Atlet olan, lise talebesi iken hakemliğini yaptığım, 50 yıldır tanıdığım, müsteşar iken Köy Hizmetleri’ne takım kurduğumuzda 8 bisikletçi kadrosu temin eden ve arayıp, hâl hatır soran Mustafa Keten de sırası geldikçe “Bizi tanıttığınız için bende emeğin çok. Elinizde büyüdük” deme inceliğini gösterenlerden birisi.
Konya futbolunun önde gelen şöhretlerinden, Yolspor, Konyaspor ve Ankara Gençlerbirliği formalarını giyip, gol kralı olan Naci Renklibay ve kardeşi Ali Osman Renklibay da her karşılaştığımda saygıyı eksik etmezler. Naci, ilerlemiş yaşına rağmen her gördüğünde öpmek için elime sarılır. Teşekkür ederek elimi çekmeye çalışırken, her defasında “Nail Ağabey, elinde büyüdük. Yolspor’da çocuk yaşta beni tanıtan sensin” diye tekrarlar. Ali Osman; babası Bayram Renklibay, futbol uğruna tahsili yarıda bırakmasından endişe edince kefili olduğumu 40 yıl geçtiği hâlde şükranla yâd eder. Arkadaşım olan babası Bekir’i, çocuk yaşta kaybeden Konyasporlu Nuri Mehtap ve daha birçok futbolcu, judocu, cimnastikçi, güreşçi, boksör, basketbolcu, atlet, bisikletçi başta olmak üzere kendilerine yol gösterip, ya da bisiklet ajanı olarak Medaş ve Köy Hizmetleri’nde iş temin ederek spor camiasında tanınmalarında yardımcı olmak suretiyle bugüne geldiklerinin idraki içinde saygıda kusur etmiyorlar. Evlenip, çoluk çocuk sahibi, hatta emekli olduklarını görerek hatırımı sormalarından mutluluk duyuyorum. Aydınlar Ocağı Başkanı Sayın Mustafa Güçlü’nün düzenlediği “55. Yıl Vefa Gecesi”nde Bosna Hersek’ten gelerek hazır bulunan Taekwondo Federasyonu Başkanı Metin Şahin’in, duygusunu “Bizi spor camiasına tanıtarak elimizden tutan Nail Ağabey’in emeğini nasıl unuturuz?” diye ifade edişini, dostlarımın bu anlamlı gecemde benimle birlikte oluşlarını unutmam mümkün mü?
Konya’nın ilk spor yazarı olarak 56. yıla basan gazetecilik hayatımda bürokrat, kulüp başkanı, idareci, hakem, beden terbiyesi müdürü, sporcu, seyirci, meslektaş ve spor camiasından hep saygı gördüm, sevgi gösterdim “Elinde büyüdük, üzerimde emeğin var” diyenlerin önemli mevkilere geldiklerini görmek, saygı ve sevgilerini kazanmak az mutluluk mudur? Bu nedenle hepsine şükranlarımı sunuyor, üzerlerinde emeğim varsa helâl ediyorum. Konya basınında ve spor camiasında iz bırakabildiysem ne mutlu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi