Bozkırlı Muhammed Kutsi Efendi (Memiş Efendi)

Sadece Konya’nın değil, bütün Anadolu’nun ilminden ve feyzinden istifade ettiği, büyük âlim ve ünlü velilerimizden birisi de, Konyalı Memiş Efendi’dir. Asıl ismi, Muhammed bin Mustafa bin İsa’dır. Halk arasında Memiş Efendi olarak anılmış, hocası Ödemişli Hasan Kudsi’ye nispetle de, Kudsî denilmiştir.

Sultan II. Abdülhamid’in annesi Valide Sultan’ın türbenin ve camiin ortak bahçesine yaptırdığı mütevazı şadırvan, ona, payitaht tarafından da bilinip değer verildiğini gösteren bu zatı bu hafta makalemde konu edineceğim.

O halde tanıyalım bu keramet sahibi zatı…

1198/1784 yılında Bozkır’ın Aliçerçi köyünde dünyaya geldi. Annesi Hâlime Hanımdır, ilim sahibi bir aileye mensup olan Memiş Efendi, daha küçük yaşlarda tahsile başladı. Bozkır’ın Karacahisar köyünde Hâdimî Hazretleri’nin talebelerinden, akrabası İbrahim Efendi’nin terbiyesinde yetişti. Onun vefatından sonra da, oğlu Mehmet Efendi’nin derslerine devam etti. Daha sonra tahsilini ilerletmek için, Hadim’e gitti. Bütün ilimlerde, eşi bulunmaz bir âlim oldu.

Şemsü’ş-Şümûs tercümesinde, Memiş Efendi’nin şemailine dair şu satırlara yer verilir:

“Muhammed Kudsi Efendi, orta boylu, esmere yakın buğday tenli, açık alınlı, ince uzun kaşlı, gözleri siyah, burnunun ucu yüksekçe, ağzı büyükçe, sakalı sık olup, vefatında beyazı siyahından çok idi. Alnında velâyet nuru parlar, aniden göreni heybet kaplardı. Vakar ve sekine sahibi idi. Asla kahkaha ile gülmezdi. Bazen tebessüm ederdi. Güleç yüzlü idi. Gören ayrılmak istemezdi. Dili çok fasih, yüzü pek melih idi. Hep marifetten ve hakikatten konuşurdu. Hiç fuzûli konuşmazdı.”

Peki, insanların feyiz aldığı ilim irfan deryası olan bu zat’ı kerim’in ne gibi kerametleri var idi?

Bu keramet sahibi zat cebinde parası olmadığı halde, her elini cebine sokuşta para çıkarır, talebelerine ve muhtaç olanlara verirmiş. Bunu sıkça yaparlarmış.

Talebelerinden birisi hastalandığı için, memleketine dönmek istemiş. Memiş Efendi:

“- Gitme! Bu hastalıktan ölmezsin, bir şeycik olmaz.” dediyse de laf anlatamamış.

Genç memleketinde ümitsiz bir vaziyette yatarken, rüyasında hocasını görür; elindeki kazma ile karnının ağrıyan yerine şiddetle vurur ve bir şeyler koparır. O anda uykusundan uyanan talebe, hastalığından hiçbir eser kalmadığını hayretle görür. Dönüp hocasından özür diler ve derslerine devam eder.

Bir başka rivayet de şöyledir; Memiş efendinin bitişiğinde olan cami çok hasar görmüştür. Lakin ahali de bu camiyi onarabilecek kadar para yoktur. Ancak yinede inşaata başlanır. Camii inşaat halinde iken Beyşehirli bir zat camiye yardım eder. Sebebini sorduklarında ise şu cevabı verir.

‘Ben, beş altı yaşlarında iken felçli idim, yürüyemiyordum. Annemle babam beni yanlarına alarak Memiş Efendi’yi ziyarete gittiler. Beni türbede, merhumun sandukasının yanına yatırdılar ve namaza durdular. Onlar namaza durduktan sonra sandukadan bir el uzandı ve beni tutup ayağa kaldırdı. Ben heyecanla koşarak, merdivenlerden aşağı inmeye başlayınca, annemle babam da namazlarını bozarak arkamdan bana yetiştiler, o günden sonra ben yürür oldum. Merhuma bir minnet borcum vardı, onu ödemek istedim.”

Görüldüğü gibi Konya'nın son dönem ilmi hayatının en önemli altın halkalarından biri Memiş Efendi'dir. O'nun yetiştirdiği talebeler zor dönemde İslam'ın sancaktarlığını yapmıştır. Hacı Veyiszade Hazretleri, Fahri Kulu Efendi gibi yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük hizmet etmiş âlimlere kadar uzanan bu yolda bir çok altın halka var. Memiş Efendi'nin en gözde talebesi ise oğlu Muhammed Bahaeddin Efendi. Muhammed Bahaeddin Efendi'nin oğulları Zeynelabidin, Rıfat ve Ziya Efendiler aynı zamanda 1909’da Konya’da Islah-ı Medaris’in kurucularıdır. Böylece bu yol okullaşmıştır. Konya'da geçmiş usulde olduğu gibi ilim ve maneviyat birlikte yürümüş ve genelde çift kanatlı âlimler yetişmiştir. Zaten büyük velilerin çoğu ortalama kırk yaşına kadar medresede ciddi bir eğitim almıştır. Genelde manevi hizmetleri ömrün son demi diyeceğimiz kırk yaş sonrasıdır. Bu nedenle bahsettiğimiz kişiler manevi hayatı kadar ilmi hayatıyla da ön plana çıkmıştır. Rabbim Salihlerden, iyilerden hisse almayı cümlemize nasip eylesin. Âmin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi