Bosna'da Neler Oluyor?
Evet bir çok yerde olduğu gibi eylemlerden nasibini Bosna da aldı. Bazılarının “Bosna Baharı” diye de isimlendirdiği olayları başlangıçta sokaktaki insan tam destek verdi. Bosna’daki hayat şartları kesinlikle iyi olmaktan uzaktaydı! İşsizliğin yüzde 40 olduğu doğru ve nerdeyse birkaç yıldır böyleydi. Facebook ta acılan farklı gruplardan hatta Bosna Hersek öğrenci derneklerinden destek acık ve netti. Ta ki işler çığırından çıkıncaya kadar.
Lütfen dikkatinizi çekmek istiyorum buna, Tuzla'da, Saraybosna'da, Mostar'da ve diğer şehirlerde aynı metotla, protestocular, güç kullanma kısıtlanması olan, plastik mermi, gözyaşartıcı bombası, tomaları olmayan polisi alaşağı etti. Polisin bu noktada hiçte imrenilemiyecek durumdaydı. Özel tim ve diğer imkanlar olmadan devlet kurumlarının etrafında etten duvar örmüş oldu. Ve alaşağı edildi.
**
Olaylar Cuma günü öğlen civarında birden alevleniverdi, kalabalık halkın içinden yüzü örtülü gençlerin çıkıp aktif bir şekilde kızgın kalabalığı yönlendirdiğini hepimiz gördük. Binalara giren polis kordonlarını ustaca yaran, polisi etkisiz hale getirdikten sonra, halka ait, halkın parasıyla yapılan binalara saldıran bu gençler kimlerdi? Bu hala soru işareti. Polisin bu ve benzeri toplantıları en az kayıpla durdurmayı bilmesi şaşırtıcı değildir, ama sokaktaki 'İşsiz zavallı gencin' polisi kendi oyununda yenmiş olması biraz şaşırtıcı.
**
Bir diğer nokta özellikle Saraybosna’da yakılan binaların nitelikleri, binaların hepsinin birbirine yakın olması biraz kafaları karıştırdığı, Arşiv yanması spekülasyonunu da ortaya çıkardı. Saraybosna’da tam üç yönetim seviyesinde binalar yakıldı, biri merkez belediyesi binası, bir diğeri Sarayevo Kantonu Binası ve nihayetinde zamanında Aliya'nın da görev yaptığı cumhurbaşkanlığı binası. Bu üç enstütünün her biri kendi arşivine sahipler. En önemli arşiv ise Cumhurbaşkanlığı binasındaki Bosna Hersek arşivi idi. Bu arşivde Osmanlı’dan bu yana bir çok belge vardı ve bu yangında hepsi zarar gördü. Görgü tanıkları Binaya giren gençlerin direk arşivi yaktıklarını ve nerde bulunduğunu bildiklerini iddia ettiler. Yakılan bu üç, birbirine çok yakın ve benzer binadan bir tanesi cumhurbaşkanlığı binası savaş sırasında bin bir çabayla savunulmuştu. Savaş döneminde de onu savunanlar tekrar savunmak isterdiler. Çünkü kötü politikacılar ve kötü yapılmış Dayton Anayasası, devletin olmaması yada devletin yıkılması için yeterli sebep değildir. Bunu sıradan her vatandaş biliyor Bosna'da.
**
Konu politikacılara gelince birbirine benzer demeçler vererek işin içinden çıkmaya çalıştılar, herkes seçim öncesi dönemde elinden geldiğince puan toplamaya çalışmaktaydı. Ya birbirine saldırmakta yada kendilerinin bu işi nasıl daha kısa yoldan çözeceğini iddia etmekteydiler. Beni en çok şaşırtan SBB partisi başkanı, Güvenlik Bakanı Fahrudin Radonçiç'in verdiği demeçler oldu. Güvenlik bakanı bu olayları iki ay önce öngördüğünü ama yetki alanı dışında olduğunu, müdahale hakkının olmadığını söylemekteydi. Aynı zamanda henüz devlet binaları yanmaya başlamadan hemen önce telefonla bağlandığı Aljazeera Balkan’da ‘Polis hırsızları korumak zorunda değil!’ ifadesinin yanında “20 yıldır bu yönetim sadece çaldı halkın tepki göstermesi normal belirli kişilerin istifasını bekliyoruz!” dedi. Buraya kadar bu demeç haricindeki tüm gelişmeler Arap Baharı ve Türkiye’deki eylemlerin stiline çok uygundu hatta bütün bu eylemlerin ana politikası çok yakınlardan Sırbistan’dan (Otpor) çıkmıştı ve Tuzla'daki eylemcilerinde aynı amblemi facebook sayfalarında da (UDAR https://www.facebook.com/1udarbih?fref=ts) açıkça kullanıldığını görebiliyoruz. Bir farkla devlet güvenlik bakanının kendi polisinin canını ve devletin mülkünü korumak için hiç bir şey yapmamış olması. Yine Bosna polisinin en kaliteli eğitilmiş elemanlarından oluşan ‘Sipa’ özel güçlerinin direk bu bakana bağlı olduğunu da anmadan geçemiyorum.
Bunu Kanton Sarajevo'nın Başbakanının ve Polis koordinasyon müdürlüğü başkanının istifası izledi. Polis koordinasyon müdürlüğünün başındaki Himzo Selimović: ‘ilgili yasanın 11.bölümüne göre Bosna Hersek’in tüm polis birlikleri müdürlük tarafından çağrıldıklarında gelmek zorundadırlar diye yazıyor ama eğer bu emre itaat etmezseler ne yaptırım uygulanacağı yazmıyor. Cumhurbaşkanlığı binası söz konusu olduğunda özel polis birlikleri ‘SIPA (Devlet İstihbarat ve Koruma Ajansı)’ya da çağrıda bulunduk, bu arkadaşlar kanuni yetkileri dışında olduğunu söylediler dedi. ’
**
Bir diğer nokta ise eylemcilerin istekleriyle alakalı, bu noktada SDA partisi adına Bakir İzzetbegoviç’in de gündeme getirdiği erken seçim konusu ve gerçekten seçimin çözüm olup olmayacağı. Öncelikle eylemciler bu gün Tuzla'da yayınladıkları bildiride hükümetin istifasını yeni seçimlerin yapılmasını yolsuzluk ve hırsızlıkların ortadan kalkmasını istediler. Ama unutulan bir anahtar nokta vardı burada. Eğer tekrar seçim yapılır da bu partilerden biri başa gelirse yada yeni bir parti olurda o yönetimi devr alırsa burada oluşacak çok fazla yenilik olmayacaktır. Esas problem anayasada var olan ve devletin katmanları arasında ve daha ki Sırp Republikası ve Federasyon’un ayrımıdır. Bir sonraki yönetim seviyesi ise kantonların yönetimleri ve onların kendi içinde yetki alanlarının netleşmemesi veya çakışması durumlarıdır. Bu çözülmeksizin yapılacak herhangi bir yönetim değişikliği Bosna’ ya ve Bosna halkına ferah ve huzur getirmeyecektir. Bu nedenle isteklerin oldukça yüzeysel olduğu da gündemleşen konulardan birtanesi oldu.
Olayların bir diğer yanı da tabii ki eylemlerden hakkına düşen payı çok enteresan bir şekilde almayan ‘Sırp Republikası’. Federasyonun her yerinde taslı, sopalı, yangınlı, yıkımlı eylemler devam ederken Sırp republikası sınırları içerisinde ki alanlarda ya hiç eylem olmamış olması yada sakin eylemler olması. Tabii bu şansı kaçırmayan Sırp özerk bölgesi başkanı hemen soluğu Belgrat’ta aldı. Burada Sırbistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Aleksander Vuçiç’le yaptığı toplantı sonrası basına: ‘Federasyonun nasıl destabil bir durumda olduğunu ve devam edebilirliğinin olmadığını ve hatta eylemlerin Sırp republıkasına sıçramasından korktuğunu da belirtti.’ Diğer yandan Mostar’a gelen Hırvatistan Başbakanı Zoran Milanoviç, Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Vjekoslav Bevan ile görüştü. Bütün bunlarda eylemlerin komşu ülkelerinde dikkatini çektiğini göstermekte. Bunun yanında Yüksek Temsilci Valentin Insko’nun problemler devam ederse Bosna’da ki uluslar arası güç birliklerinin arttırılması gerekeceğini belirttiği açıklaması son noktayı koymuş oldu.
**
Bosna-Hersek halkı olanları esefle seyrederken çoğunluk eylemlerin dış kaynaklı parayla satın alınmış olduğunu düşünüyor. Akademisyenler halkı sağduyulu olmaya, sokakta başlayan eylemlerin kontrolünün zor olduğunu görmeye çağırıyor. Yaşanan problemlere verilen tepkilerse gerçekten devletin herhangi bir durumla başa çıkabilecek kapasitede ve kalitede olmadığını gösteriyor. Bosna Hersek her zaman olduğu gibi ince dengelerin hassas bir biçimde oynayarak devam edilecek bir yer olmadığını, normal bir yönetim ve güçlü bir hükümetin zorlukla çözebileceği problemleri bir çok karışık sistemli yaptırımların az, yetki alanlarının çelişkili olduğu bir sistemde yoluna devam edebileceği zor görünüyor. Her halükarda komşularının da tepkisi Bosna’da çıkan bu kıvılcımın Balkan baharına dönüşmesinden de korkulduğunu göstermekte. Umarım Bosna’nın sağ duyulu halkı bu problemlerle de cesurca yüzleşip bunu çözer. Bu daha öncede yaptığı ve başardığı bir şey. Bakalım sabah Bosna için neler getirecek. Selametle.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.