Birer Birer Terk-i Dünya Ediyorlar!

Peygamber (sav) Efendimiz’in Mekke’den ayrılıp, yerleşmek için Medine-i Münevvere ve Şam ile birlikte Konya’yı “Belde-i muhayyere” olarak şereflendirdiği rivayet ediliyor. Mevlânâ Celaleddin Rûmi; aile efradıyla birlikte nihaî durak olarak seçtiği, Selçuklu devletine başkentlik yapan, Osmanlı döneminin önemli bir ilim ve kültür merkezi olan Konya için “Medinet-ül-evliyâ” (Veliler şehri) diyor. Tarihi geçmişi kadar yetiştirdiği evliyâ derecesindeki ilim adamlarıyla da meşhur olan Konya, bu nedenle “Makarr-ı ulema” (Ulema merkezi) özelliğini taşır. 1925 yılında çıkarılan medreselerin kapatılmasına dair kanuna kadar şehrimizde her türlü ilimle mücehhez pekçok din âlimi ve Kur’an hâdimi yetişmiştir. Hafız Nuri Baş ağabeyimizin vefatı sebebiyle kimisinin arkasında saf tuttuğumuz ünlü imamları, kürsülerde coşkuyla dinlediğimiz hatipleri ve ünlü hafızları hatırladım.

Bizim kuşak; Islah-ı Medaris müderrisi, Nakşibendî halifesi, medreseler kapandıktan sonra evinde irşada devam eden şair Fahri Kulu hocaefendiye yetişmiş olsa da yeterli tanıma fırsatını bulamadı. Rahmetli babam demirciler içinde eniştesi Yatağanlı Hacı Ahmet Özdemir’in yanında çalıştığı için 1950’den önce okul tatillerini orada geçirir, başka çocukları gibi öğle ve ikindi namazlarında Kapı Camii’ne devama heves ederdim. Meğerse imam, tam 54 yıl bir vakit bile devamsızlık etmeyen Hacı Haydar Efendi imiş. Kapı camii ayrıca, “Bülbül Hoca”, ya da bir ayağı aksadığı için “Topal hoca” adıyla tanıdığı, Diyanet İşleri eski Başkanlarından Eyüp Sabri Hayırlıoğlu’nun da hocası Doğanbeyli Müsevvid Mehmet Efendi, Darül-hilâfe medresesi müdürü Akşehirli Ahmet Efendi, Postalcızâde Hacı Abdürrahim Efendi ile Dolav’daki Hacıveyis camii eski imamı, müftülük fetva kurulu başkanı, üstün bilgi ve fetva sahibi olduğu için “Ayaklı kütüphane” lâkabıyla anılan, Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ın hocası, müftü M. Emin Parlaktürk’ün amcası Bozkırlı Mustafa Efendi gibi birçok ünlü hatibin halkı irşâd ettikleri cami idi. Tahir Büyükkörükçü hocaefendi’nin, Konya müftüsü iken fetva için başvuran bazı kişilere “Bir defa da Bozkırlı Mustafa Efendiye danışın” dediği söylenir.

Rahmetli ninem, “Büyük Aksekili Hoca” namıyla maruf Mehmet Emin Efendi’nin oğlu olan ve 1960’ta vefat eden Hüseyin Efendi’nin Kumköprü’de bağ komşumuz olduğunu söylerdi. Darül-hilafe medresesinde müderrislik ve müdür yardımcılığı yapan, Birinci Dünya savaşında Çanakkale ve Sina cephesinde bulunup, Millî Mücadelede tabur imamlığı yapan, Sina cephesinde yaralandığı için Gazi ünvanı alan, bu arada İngilizlere esir düşen, askerlikten sonra merkez vaizi ve Hacıfettah Camii hatipliği yaparak birçok talebe de yetiştiren Hüseyin Efendinin yanı sıra birçok imam ve vaizi tanıma fırsatımız oldu. Bunlar arasında Hacı Veyiszâde Mustafa Efendiden önce Piri Mehmet Paşa Camii imamı ve Alaaddin Camii hatibi Hacı Şükrü Efendiyi, Nakipoğlu Camii’nde 56 yıl imamlık yapan Mehmet Yümni Efendiyi, mahallemiz Topraklık’taki Hacı Hasan Büyük Cami ve Sephavan Camii imamı “İpek hoca” Mehmet Efendiyi, “Kağnıcı hoca” lâkaplı Uluırmak camii vaizi Mehmet Hilmi Kağnıcı’yı, Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu hocaefendinin büyük oğlu Aziziye Camii imamı Mehmet Efendiyi, Bulgur Tekke’de hem imamlık yapan, hem yüzlerce talebe yetiştiren, daha sonra Şerafeddin Camii imam hatibi olarak görev yapan Çimili Hakkı Efendiyi, Fuar’ın yanındaki Akcami ile Kapı Camiinin imamı Cemil Efendiyi, 60’lı yıllarda Sultan Selim Camii imamı Küçük Hasan Efendi’yi, Mehmet Hilmi Kağnıcı’nın oğlu ve hafız Ahmet Kağnıcı’nın ağabeyi Kadılar sokağındaki küçük mescidin imamı “Kağnıcı hoca” Abdullah Efendiyi, Uluırmak ve Sultan Selim Camilerinin imamı Hasan Hüseyin Varol’u, talebe iken Kapı Camii’nde vaaz veren ve 1980 öncesi Sultan Selim Camii’nde sokaklara taşan cemaate imamlık yapan Abdullah Büyük’ü, Çimili Hakkı Efendi’den önce Şerafeddin Camii’nin imamı Hüseyin Tekinbaş’ı sayabiliriz.

Tanınmış âlimler zincirinin son halkası Tahir Büyükkörükçü hocaefendi’nin hocası hacı İsa Ruhi Bolay, Kur’an kursu hocalığı ve öğretmenlik yapan Ağazâde Osman Efendi, ehli kerâmet Lâdikli Hacı Ahmet Ağa, Hakk dostu ve Cennet-ül Bâki’de medfun Peygamber aşığı hacı Ali Ulvi Kurucu, Tahir Büyükkörükçü’ye Farsça öğreten Türkistanlı mücahit şair Hacı Hâki Efendi, İmam Hatip Okulu Farsça ve Arapça öğretmeni Arif Etik, Demirciler ve Kemal Onsun Camileri imam-hatibi Derbentli Mustafa Efendi, halen hayatta olan ve Sultan Selim Camii’nde irşâda devam eden âlim ve fazıl insan hacı Abdurrahman Öksüz hocaefendi ile meşhur hafızlar neslinin son hatırası dişçi Nuri Yılmazgil ağabeyi tanımak da bizim nesil için bahtiyarlıktır. Bunların ötesinde Piri Mehmet Paşa ve Aziziye Camilerinde cemaati olma ve vaazlarını dinleme şerefine eriştiğim Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu hocaefendiye yetişmek büyük bir mutluluktur.

Allah, dünyadan göçenlere rahmet ve hizmetlerini yüce mizanında makbûl etsin. Hayatta olanlara da sağlık ve hayırlı ömür versin. Bu vesile ile Nuri Baş ağabeyimize de bir defa daha rahmet diliyorum. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi