Bir Açılım da Benden

Siyasette son günlerin moda tâbiri; açılım. Demokratik açılım, politik açılım, ekonomik açılım, sosyal açılım ve küresel açılım gibi ben de bu gün bu taze modaya uyarak bir açılım yapmak istiyorum. Eğer bu da siyasete karışmaya başladı demezseniz politik sayılabilecek hayati bir iki konuya değineceğim:
Ben, genellikle yazılarımda dinî ve millî konuları işliyorum, hatıralarımı yazıyorum, seyahatlerimde gördüğüm güzel yerleri anlatıyorum, siyasî olmayan gündemi ve sosyal konuları takip etmeye çalışıyorum. Şimdiye kadar hiç siyaset yapmadım ve yazmadım. Neredeyse kırk yıldır yazı yazıyorum, siyasetten hiç bahsetmedim. Onun için benim bu yazımda düşünce plânımda bir açılım sayılır,
Aktüaliteyi takip edenler bilirler, ilk açılım CHP tarafından yapıldı. Bu partinin genel başkanı Deniz Baykal, partisinin bir toplantısında çarşaflı kadınlara parti rozeti taktı. Böylece umulmadık bir zamanda çarşaf açılımı başlatılmış oldu. Sanki bu büyük açılımın merasimi sayılabilecek bir tablo. Bu yürekli açılımı benzer açılımlar takip etti. Kim ne dediyse Deniz Baykal önemsemedi. Partili kadınlardan bazıları değişik yerlerde Deniz Baykal'ın yolunu keserek, nezaket kurallarını zorlayacak ve parti disiplinine yakışmayacak şekilde itirazlarını bildirdiler. Atatürk'ün partisine ihanet edildiğini söylediler. Partinin tabanı bu işi pek beğenmedi ve asırlık parti geleneklerine aykırı buldular. Çarşaflı hanımların partiye kaydını ihanet sayanlar az değildi.
Ben de birçok kimse gibi merak ettim: Acaba bu açılım partiye ve siyasete ne kazandıracak diye: Mahalli seçimler yaklaştığı için bu açılımın CHP’ye kazandıracağı partililer açısından önemli olabilir ve takibe değer bulunabilir. Şahsen beni, bu açılımın partiye ne kazandırdığı ve ne kaybettirdiği fazla ilgilendirmiyor.
Bilindiği gibi Türkiye'de uzun süredir başörtülü kızlarımızın, sırf başörtüleri sebebiyle üniversiteye alınmamaları gibi bir problem var. Başı kapalı hanımlarımız da kamusal alana veya mekâna yine başörtüleri sebebiyle giremiyorlar. Şimdi bu işin baş sorumlusu CHP başörtülü hanımları üye olarak kabul ettiğine, hem de aman parti toplantılarına başörtülerinizle gelin diye tembihatta bulunduğuna göre üniversitede ve kamuya ait yerlerde ne olacak doğrusu merak ediyorum. Deniz Baykal, oy alabilmek için bu açılımın göstermelik ve mahalli seçimlere yönelik olmadığını bütün gücüyle ve dirayetiyle ispat etmeye çalışıyor.
Aslında bunun için fazla yorulmaya ve çaba sarf etmeye lüzum yok. Bu gibi konularda büyük tecrübe sahibi olan milletimiz, bu tarz işlerin püf noktalarını çok iyi bilir ve meseleyi ona göre değerlendirir ve takip eder. Eğer o püf noktalarda müspet bir gelişme olursa söyleyenin doğru ve söylenenin de samimi olduğuna inanırlar. Başörtüsüne karşı çıkan ve menfi kararlar alan kurumlarda CHP’li üyeler çoğunlukla var. Eğer onlarda CHP’sinin yaptığı bu sürpriz açılıma ayak uydururlarsa kısa zamanda çok şey değişir ve düzelir.
Halk bu tarz açılımlara inanabilmek için o püf noktalara dikkat eder. Kızlarımız üniversitelere başı kapalı devam edebiliyorlarsa, başı kapalı hanımlarımız kamusal alanlara rahatça girip çıkabiliyorlarsa milletimiz bu değişikliğin çarşaf açılımı sebebiyle olduğunu düşünür ve memnun olur. Aksi takdirde bu tarz çıkışlar bir siyasi şov olmaktan ileri geçemez.
Yalnız bu işin tehlikeli veya zarar verici bir yönü daha var: Eğer bu çarşaf açılımından sonra başörtüsü konusunda bir rahatlama olursa şimdiye kadar olan baskıların ve haksız uygulamaların bütün faturası CHP’ye kesilir. O zaman Deniz Baykal'ın bir de itiraf açılımı yapması, şimdiye kadar yanlış yapmışız diye itirafta bulunması icâp eder. O zaman işler yoluna girer ve düzelir. Aksi takdirde değişen bir şey olmaz.
Dikkat çeken ve ses getiren bir başka açılım da; TRT’nin 6. kanalının devletin zirvesinin katılımıyla Kürtçe yayına başlamış olmasıdır. Bu Kürtçe televizyon açılımı çarşaf açılımına pek benzemiyor. Çarşaf, çok yaygın olmamakla beraber Türk kadınının günlük kıyafetlerinden bir tür sayılır. Zaten var olan giysisine CHP, bütün vatandaşları kucaklamak gerekçesiyle sahip çıkıyor. Kürtçe televizyon yayını öyle mi? Şimdiye kadar resmen böyle bir uygulama yoktu. Oldu ve TRT’nin 6. kanalı Kürtçe yayına başladı. Aslında etnik bir açılım değil, belki, belki değil muhakkak etik ve demokratik bir açılım. Türkiye'nin kaderini ellerinde bulunduran ve TBMM’de çoğunluğa sahip olan idarecilerin iyi niyetli kararları, büyük millet olmanın işareti ve nimeti.
Kürt kökenli vatandaşlarımız bu açılımdan memnun görünüyorlar ve bir bayram sevinciyle yayınları takip ediyorlar. Güya PKK bu açılımdan memnun olmamış. Daha o ilerde belli olacak ve bu açılımın nasıl değerlendirileceği ortaya çıkacak.
Bu açılımın ne getirip ne götüreceği iyice anlaşılmamış iken bir çatlak ses zihinleri bulandırdı. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir bakın ne zırvalıyor: “Bu halkın dilini, kültürünü, kimliğini kabul etmeyenler, 20 yıldır verilen mücadele sonucu bunu kabul ettiler. Bu mücadele böyle devam ederse, yakında bu toprakların adını da kabullenecekler.” diyor ve sıkılmadan Güneydoğunun isminin belirlenmesini istiyor.
Kürtçe yayın daha şimdiden onlara bu cesareti veriyor ve bu sözü söyletiyor. Tabii ki bu istekleri yenileri takip edecek. Ne zamana kadar, Türkiye bölününceye kadar. Adamlar bunu açık açık söylüyorlar, şimdi daha cesaretle söyleyecekler. Biz de hiç olmazsa oyuna gelmeyeceğimizi, bu açılımların Kürt kökenli vatandaşlarımız için olduğunu, PKK militanları için olmadığını söyleyerek heveslerini kursaklarında bırakmalıyız…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi