Benî İsrail Filistine nasıl döndü? (2)

Emekli süvari albayı Şerif Güralp, 52 yıl önce yayınlanan kitabında Filistin’e muhacir yerleştirmek için siyonistlerin müracaatını ve Osmanlı Devleti’nin maddî bakımdan zayıf bir dönemde oluşundan istifade ile yaptıkları rüşveti Sultan Abdülhamid’in reddettiğini kaydederek, Mebusan Meclisi’nden Yahudi Emanuel Karaso, Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esat Toptanî ve Gürcü Arif Hikmet Paşalar tarafından tahttan indirildiğinin kendisine tebliğ edilmesinden sonra siyonistlerin İttihat ve Terakki saflarındaki bazı Musevilerin yardımıyla İsrail’e girme imkânı bulduklarına, bunun sonucu olarak da bölgeye yoğun bir göç başladığına dikkat çekiyor.

Yahudilerin çok hesapçı, hatta cimri kimseler olarak tâbir, tarif ve karikatürize edildikleri malûmdur. Filistin’deki görevi sırasında üsteğmen rütbesinde olan Şerif Güralp, siyonistlerin Yafa ile Gazze arasında kurdukları 400 hanelik Rişon isimli köyde üzüm bağlarından elde ettikleri mahsullerle geçimlerini sağladıklarını ve bir de fabrika kurarak, civar köylerden de üzüm satın alarak müskirât (içki) imal edip, Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini ekleyerek, şöyle devam ediyor:

“Fabrika meşhur Yahudi bankeri Baron Roçild’e ait imiş ve o devirde Fransa’daki dünyanın en büyük şampanya fabrikasından sonra geliyormuş. Filistin’in doğusundan batısına kadar ovalık kısmında daha başka çiftlikler meydana getirilmiş ve köyler kurulmaya çalışılıyordu. Bu yerleşme işi hep Siyonist Cemiyeti’nin gayreti ile meydana geliyordu ve Yafa civarında daha ziyade portakal yetiştiriyorlardı. Birinci Cihan Harbi esnasında ihracat yapamadıkları için mamullerini dahilde sarfetmeye çalışan Yahudiler, fennî bir şekilde ziraat yaptıklarından istihsalleri iyi, istifadeleri de o nisbette çok oluyordu. Yahudiler arazileri doğrudan doğruya mal sahiplerinden veya kendilerini himaye eden hükümetten satın alıyor, yerleşme ve istihsal işi fennî bir şekilde muntazam metodlarla geliştiriliyordu.”

Babil bölgesinde asırlarca zelil ve sefil bir hayat sürdükten sonra Asur devletinin sona ermesiyle az da olsa hürriyetlerine kavuşarak dünyanın çeşitli yerlerine dağılan İsrail oğullarının, ilk zamanlar her gittikleri yerde en sefil işlerden başlayıp, hayat şartlarını derece derece yükselterek, nihayet bugünkü dünya piyasasına hâkim hâle getirerek bazı kudretli devletlerin siyasetlerine bile nüfuz eder duruma geldikleri görülüyor. Bunun bariz örneği sahip oldukları güçlü lobi sayesinde ABD üzerindeki yoğun etkidir. Emekli Albay Şerif Güralp, sözlükte “Yehuda soyundan gelen, Hz. Musa’nın tebliğ ettiği dine bağlılık iddiasında olan topluluk” olarak tarif edilen Yahudilerle ilgili olarak 57 yıl önce yazdığı kitabında şu görüşe de yer veriyor:

“Şunu bilmek lâzımdır ki, Filistin’e yerleşen Siyonistlerin çoğu Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelmiş, fen ve sanat sahibi insanlardır. Son terakkiyata göre yetişmiş, modern silahlara sahip ufak bir ordusu vardır. Mühim olanı da hepsinin birbirini seven, sayan insanlar olmalarıdır. Bilhassa şu noktaya nazarı dikkati çekmek isterim:

Bir milletin büyükleri, yani memleketi idare eden şahsiyetler arasında iyi bir geçinme varsa, o memleket bahtiyar olur. Bir ordunun mensupları arasında iyi arkadaşlık teessüs etmiş ise, o ordu muzafferiyeti yarı yarıya kazanmıştır. Bunlar yoksa, o memleketten ne hayır beklenir”

Musevilerin Kur’an-ı Kerim’de “Yahudi” ve “Benî İsrail” olarak tanıtıldığını belirten Şerif Güralp, devamla şöyle diyor:

“Tarihler de aynı şeyi kaydediyor. Mısır’a gitmelerinden evvel komşularıyla iyi geçinmeyen, mukaddes kitaplarda yazılı peygamberlerden birçoğunu şehit ettiklerinden, Allah’ı tanımayıp, emir ve nehiylerine itaat etmediklerinden dolayı ceza olarak kendilerini Firavunlar devrinde Mısır’da esir olarak görmekteyiz. Yahudiler Mısır’da en süfli, en ağır işlerde kullanılmışlar ve ehramlarda kamçılar altında çalıştırılarak, asırlarca zelil ve sefil yaşamışlardır. Cenabı Allah, pek bunalmış ve zulüm görmüş olan kavme nihayet lütuf ve kereminden, af ve mağfiretinden dolayı onlara merhamet kapılarını açarak, Hz. Musa’yı Peygamber olarak gönderiyor. Kırk yıl çölde dolaşıp bocalıyorlar, bu esnada doğan çocuklar büyüyerek yetişiyor, bunlar arasında Davut Aleyhisselama hem peygamberlik, hem de padişahlık bahşediliyor. Ondan sonra da oğlu Süleyman aleyhisselam peygamber olarak vazifelendiriliyor.

Davut ve Süleyman aleyhisselamların zamanında İsrail kavmi için en mesut ve bahtiyar devir olmuş ve bir asır kadar devam ettikten sonra Yahudiler gene sağa sola saldırmış ve Allah’a âsi olmuşlardır. Bu yüzden gazabı ilâhiye çarpılarak, Babil hükümdarı ile yaptıkları muharebede esir edilen İsrail oğulları Babil bölgesine götürülüp, Firavunlar zamanındaki hayatı yaşamaya başlamışlardır.”

Tarihi gelişimi içinde olduğu gibi Yahudilerin günümüzde de komşularıyla iyi geçinmeyip, sağa sola saldırarak masum insanları katlederek, ortalığı kana buladıkları, bu yüzden de dünyanın nefretini kazandıkları görülüyor. Bunun için “Tarih, tekerrürden ibaret” denmiştir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi