Balık Yağı mı, Kril mi?
Halk arasında omega 3 (balık yağı) olarak bilinen bu yağlar özellikle koroner kalp hastalıkları, felç, kemik ve eklem iltihaplanmaları riskinin azaltılmasında özelliklede savunma sistemimizin güçlenmesinde mutlaka önerdiğimiz yağlardandır. İçeriğinde bulunan EPA ve DHA’nın sağlığın korunması ve sürdürülebilirliğinde mutlaka tüketilmesi gerektiği artık son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkıyor.
Balıklar besin bileşimi olarak oldukça zengindirler. Deniz ürünlerinden elde edilen ve karbon sayılarının 20’den büyük olması ile tanımlanan omega 3 dediğimiz yağ asitleri sağlığımızın sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Grönland Adası’nda yaşayan Eskimolarda daha düşük kalp damar hastalığı ve bununla ilişkili olarak daha düşük bir ölüm riski olduğunu biliyoruz. Obezite yada doğurganlık ile ilgili hastalıkların engellenmesinde DHA ve EPA’yı sağlıklı bir diyete ek olarak verebiliyoruz.
Vücudumuzda hem enerji deposu olarak hem de özellikle hücrelerimizin zar yapısına katılmaları çok önemlidir. Özellikle gözümüzdeki retina ve beyin hücre zarının en önemli yapı taşı olmakla beraber bebek gelişiminin son 3. döneminde bu bölgelerde hızlı bir şekilde depolanıyor ve eksikliğinde görsel zeka ve bilişsel fonksiyonlar üzerine zarar verici etkileri ortaya çıkabiliyor.
Omega 3 yağları bildiğimiz üzere derin deniz balıklarından elde edilmesine rağmen bu tip balıkların vücutlarında aliminyum nikel ve kobalt gibi ağır metallere rastlanması ve ilerleyen yıllarda balık stoklarının istenen talebi karşılayamayacağının düşünülmesi insanlığı yeni omega 3 kaynaklarının araştırılmasına itiyor.
Neden Kril?
Kril yağı EPA ve DHA’dan zengin olan Euphausia Superba golarak adlandırılan güney okyanusunda bulunan bir türden elde ediliyor. Krill yağı aynı zamanda FDA ve Avrupa Birliği tarafından da güvenli bulunmuş olmakla beraber araştırmalarda yan etki göstermediği de belirtilmektedir.
Balık yağına göre neden kril yağının önemli olduğu özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Vücudumuzun üretemediği dışarıdan almak zorunda olduğu esansiyel besinlerden kolin ve güçlü bir antioksidan olan astaksantin içeriyor. Kolin sinir sistemimizin uyumlu çalışması için oldukça önemli bir madde olan özelikle hafıza ve belleğimizi oluşturan asetilkolin denilen maddenin yapıtaşıdır. Astaksantin ise vücudumuzda metabolizma sonucu oluşan toksinleri temizliyor. Bir diğer özelliği krilden elde edilen fosfolipitlere bağlı olan omega 3’ler trigliseritlere bağlı olan balık yağına oranla daha yüksek biyoyararlılığa sahiptirler. Aynı zamanda balık organizmasında ağır metallere rastlanıyor ve bu durum kanser oluşumunda çok önemli bir faktör ama krilde bir sorun yok. Toksin ve kimyasallar barındırmıyor ve denizlerin kirlenmesiyle bu ağır metallerin ulaşamayacağı özellikle güney okyanusundan elde ediliyor. Aynı zamanda yüksek yoğun düzeyde A ve B vitaminlerinden de zengin.
Balık yağı ile kril yağı yapı olarak birbirlerinden farklıdır. Kril yağında omega 3 hem fosfolipitlere hem de trigliseritlere bağlı iken, balık yağında sadece trigliseritlere bağlıdır. Böyle olunca kril yağındaki omega 3 daha kullanılabilir bir duruma geliyor yani hücre zarından daha rahat geçebiliyor.
İnsanlar ve hayvanlar da yapılan çalışmalar; özellikle kalp damar hastalıklarının iyileştirilmesinde kril yağının balık yağına göre daha avantajlı olduğunu söylüyor.
Krillerin DHA yağ asitleri balıklarınkine benzese de EPA içeriği balıklara göre daha fazladır. Diğer tüm yağ asitleri çeşidi balıklarınkine benziyor, balıklarda tamamı trigliseritlere bağlı durumda iken, krilde ise neredeyse 65%’i fosfolipitlerde bağlı halde bulunuyorlar. Mesela bir çalışmada Ringa balığında bunan trigliserit yapıdaki DHA ve EPA ya göre krildeki bu yağlar daha fazla bir emilim düzeyine sahip çıkmış ve özellikle yeni doğanlarda krildeki omega 3’ler, trigliseritlere göre daha iyi emilim göstermiştir.
Obeziteyi negelliyor..
Hayvan çalışmalarında yağları parçalayan genlerin yapımını artırarak ve yağ oluşturan genlerin yapımını azaltarak yağ sentezini baskıladığı gösteriliyor. Kan yağları normal olan hayvanlar ve diyet ile kan yağları yükseltilmiş hayvanlarda kril yağı takviyesini takiben kan trigliserit ve kolesterol düzeyleri düşüyor.
Ne kadar kullanılmalı?
Kanada Doğal Sağlık ürünleri Müdürlüğü Balık Yağı beyannamesinde günde 1-3 gr arası n-3 yağlarının alınmasının trigliserit miktarını azalttığını bildirmektedir. Avrupada bazı diyetetik, beslenme ve alerji panellerinde yine günde 2-4 gr arasında alınmasının trigliserit miktarını azalttığını bildirmiştir. Önerilen dozların daha altında alındığında bile trigliserit düzeyini azaltabiliyor.
Unutmayın, tek bir besin ile değil ancak tüm besinleri birlikte aldığımızda sağlığımızı koruyabilir ve sürdürebiliriz, sağlıklı günler..





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.