Aykut Hoca olsaydı!
Konyaspor haftalar sonra 3 puanla tanıştı.
Yine futboldan çok olanlar, olmayanlar, olması gerekenler konuşuldu. İşte bu sebepten bir süredir sadece taraftara, sonuçlara ve olaylara odaklanmış durumdayız.
Taraftar olağanüstü...
Sonuçlar istediğimiz gibi...
Olaylar spor dünyasını sarsacak nitelikteydi...
Her şey bu minvalde ilerlerken Torku Konyaspor'un tatmin etmeyen futbolu ikinci planda kaldı. Esasında yeşil-beyazlılar haftalar sonra ilk defa bir maça baskılı istekli ve rakibi bunaltıcı ataklarla başladı. Elbette böyle bir başlangıcın Kasımpaşa'nın futbol mantalitesinden kaynaklandığının da altını çizmekte fayda var.
Şota'nın takımı Süper Lig'de iç sahada ya da deplasmanda futbolu hiçbir zaman çirkinleştirmedi. Savunma futbolu oynatarak oyunu sıkıştırmadı. Açık futbolu tercih etti. Bu yüzden daha ilk dakikalardan itibaren Konyaspor baskılı bir oyun ortaya koydu. Özellikle Ömer Ali, Torje ve Hasan Kabze'nin hareketli ve istekli futbolu, Mehmet Güven'in orta sahada mücadeleci görüntüsü, savunmanın verilen görevleri mümkün olduğunca yerine getirmesi neticesinde ilk yarım saat iyi bir Torku Konyaspor izledik.
İç saha maçlarına böyle başlamak önemlidir. Eğer bu başlangıcı önümüzdeki haftalarda da sürdürebilirsek kendi taraftarımız önünde kayıplarımız "eyvah" diyeceğimiz boyuta ulaşmayacaktır. En son iç sahada böyle istekli, baskılı, ofansif futbolu ne zaman tercih ettik açıkçası ben hatırlamıyorum.
Genelde rakibi tartan, açıklarını arayan ve savunma futbolu oynayan ekibimiz bu defa Kasımpaşa'nın üzerine gitmeyi denedi ve bunda başarılı oldu. İlk yarı için yazacak ne kadar çok sözümüz olsa da ikinci yarı için aynı şeyleri söylemek ne yazık ki mümkün değil. Kazanılan her puanın hayati önem taşıdığı haftalara girilirken böyle durumlarla karşılaşmamız doğal. Temsilcimiz ikinci yarıda skoru korumak istedi. Dolayısıyla Kasımpaşa ataklarını sık sık kalemizde gördük.
Torje ile hücumda aktif olmaya çalıştık. Ama tek başına mücadelesi yeterli olmadı. Sonuç itibariyle ilk yarı oynanan futbol ve alınan 3 puan için emeği geçen herkesi kutluyorum. Özel teşekkürü bu hafta Torje ve Mehmet Güven için kullanıyorum.
xxx
Son olarak futbol dünyasının konuştuğu konuyu kendi penceremden paylaşmak istiyorum. Olayın kaynağından çok sonucunu konuşursak Şota'yı başüstünde taşımamız gerekir. Ancak Donk'un yaptığı ayıp Şota'nın centilmenliğinin kat be kat üzerinde. Dolayısıyla evet Şota şapka çıkarılacak bir davranış sergiledi; ancak burada Şota'dan çok Donk konuşulmalıydı. Peki puana bu denli ihtiyacımız varken aynı centilmenliği Aykut Kocaman yapsaydı taraftar onu da Şota gibi alkışlar mıydı merak ediyorum.
Ya da aynı centilmenliği Aykut Kocaman yapar mıydı? emin değilim...
Aykut Hoca'yı yıllardır etik değerler üzerine yaptığı maç önü ve maç sonu konuşmalarıyla takdir ettik. Futbolun beyefendisi gözüyle baktık. Bağrımıza bastık. Ancak Kasımpaşa maçında Kaleci Kaya'nın Şota'nın jestine jestle karşılık verdiği, aut yerine korner olduğunu hakeme söylediği pozisyonda, Aykut Hoca'nın yaptığı ve memnuniyetsizliğini, hatta kızgınlığını ifade eden hareketi düşündürücüydü.
Takımı ateş hattında olan ve biran önce o bölgeden uzaklaşmaya çalışan bir hoca kimi zaman etik değerleri unutabiliyor. Dolayısıyla Aykut Hoca'nın verdiği tepki son derece insani. Anlamak mümkün, lakin önceki söylemleriyle örtüşmediğini görmek üzücüydü.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.