Aşk ve felsefe
Bilemiyorum, ikisi de aynıdır belki ama bana sevimli gelen; bir şairin yağmur damlalarıyla sevgisini ifadesi değil, bir çobanın “seni şu koyun sürüsü kadar çok seviyorum” demesidir. Çünkü ilki artık inandırıcı gelmiyor. Ama sonuç olarak ister çoban ol, ister Shakespeare anlamayan bir insan için ne söylediğinin bir önemi yok.
**
Anlamak istemediğimiz şey, sıkıntıların bir süreç olduğudur. Geçici bir süreç… Elbette kısa bir süre sonra hâlihazırdaki sıkıntımızı unutacağız. Öyleyse canımızı bunu düşünerek sıkmayalım. Zamanın bir ilaç olması, bunun gereğidir.
**
Birisinin hayalleriyle oynamak cinayetle eşdeğer bir suçtur. İnsanların duygularıyla alay edip hayalleriyle oynarsan, o insanda senin hayatınla oynama hakkını kendinde görür.
**
Kendini bulunmaz ve vazgeçilmez zannedenlere duyurun; toprağın altında milyonlarca vazgeçilmez yatıyor ve yine duyurun, toprağın üstünde milyonlarca insan yaşıyor.
Rızk boldur, arz geniştir. Ne bir şeye boyun eğmek zorundayız ne de bir şeye göz yummak. Başlarda görmemezlikten gelirler, sonra sindirmek için ezerler, vazgeçirmek için tehdit ederler. Eğer haklı isek neden ölmekten korkalım? Hakikat gibi bir şahidin varlığı ölüm korkusunu yok eder. Gözlerimizdeki korkusuzluğu gördükleri zaman geri adım atacaklardır. Ve sonra biz onlara değil, onlar bize uyacaktır.
**
Renginden ve etnik kökeninden dolayı ayrımcılık yapmak ya da üstünlük taslamak ne kadar da aptalcadır! Hâlbuki herkes bir damla sıvıdan şekil alır, bu sıvının rengi ve şekli aynıdır.
Barış getirmek için dünyayı cehenneme çevirdiler. Ve yaptıkları her şey barışın ve huzurun temini içindi. Bu sebeple insanlar öldü!
**
Eğer düşünüp de dile getiremediklerimizden dolayı yargılansaydık müebbet hapse mahkûm edilirdik. Neden inkâr ediyorsunuz? Suçlular işledikleri için hapisteler, bizse düşünüp de işlemediklerimizden dolayı vicdanımızın hapsindeyiz.
Bir kadına güzel değilsin demek insanlık dışıdır, aynı şekilde bir erkeğe çirkin demek de… İnsanların fiziki görünümüyle dalga geçenlerin kalbinden rahmet kaldırılmıştır. Bedenin kusurlarıyla dalga geçmek, hele ki özürlü, ama sağır ya da başka engeli bulunan insanların bu engelleriyle alay etmek kahpeliğin ve adiliğin en büyüğüdür. Bu, kişiliği ele veren aşikâr bir tablodur.
**
Gözlerine baktığımda yazar değilim. Hafızamda hiçbir kelimeye yer kalmıyor. Tutukluluk bu olsa gerek, sen yüreğimi tutukladın ve kelimelere hapsettin beni. Sevgilinin gözünde berrak olduktan sonra ahalinin gözünde lanet olmanın hiçbir önemi yoktur. Çünkü aşkta ahalinin dediği değil, sevgilinin dediği önemlidir. Eğer bir ordu kurup savaşa çıkacak olsaydım, askerleri ya sevdiğini kaybedenlerden ya da sevdiğine kavuşma umudu besleyenlerden seçerdim. Birincisi zaten yaşamdan soğumuştur, onu ölüm korkutmaz, kaybetmiş olmanın verdiği öfke ile saldırır. İkincisi ise ölmemek ve sevdiğine kavuşmak için olağanüstü bir güç gösterir. Bunun dışında sevgisi olmayan bir insanla bırakın savaşı, tuvalete bile gidilmez.
**
Değerini anlamak ve hoş bir şekilde yâd etmek için bir insanın ölmesini beklemek canlılardan sadece insan türüne ait bir şeydir. Çünkü sadece insan kaybettiği zaman anlar, sağlığını sevdiğini ve her şeyi… Kaybetmek gerek yani anlamak için… Kendimiz nasıl her gün ölecekmiş gibi yaşayacaksak, diğer insanlara her gün öleceklermiş gibi davranmakta fayda var. Romantizm bir hastalık haline geldi. Çağımızın saçma sapan bir oyunudur romantizm. Trenddir. Çoğunluk yapıyor diye şu ana dek yapmamış olanlarında özendiği basit ve yapmacık bir oyundur. Gelenek haline gelmiştir. Can sıkıntısı insanı böyle gereksiz dalgalara sürükler. Düşünceyi ölümle takas etmek; işte dava...





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.