Arabuluculuk Yapmak
İnsanlar arasında arabuluculuk yapmak ne kadar ahlâkî ve insanî ise, insanları birbirlerine düşürmek de o kadar gayrı ahlâkî ve gayrı insanîdir.
Bu sebeple dinimiz Müslümanlık, insanların arasının ıslâh edilmesine ve toplum düzeninin ahlâkî ve insanî çerçeveye oturtulmasına çok büyük önem veriyor ve bunu sağlamak için çalışıyor.
Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, bu önemli konu ile ilgili şöyle buyruluyor:
“Onların (insanların) fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır ve hatır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya iyi bir iş yapmayı veyahut insanların arasını ıslâh etmeyi emredenler müstesnâ. Kim Allah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa suresi, ayet; 114.)
Demek ki fazla söze lüzum yok. Sözü uzatmak konuyu muğlak hale getirmekten başka bir işe yaramaz. İnsanların arasını ıslâh etmeğe çalışmak, Kur’an-ı Kerim’in emri. Bu emre uyarak bu yüce görevi yerine getirenler ahirette büyük mükâfata nâil olurlar. Bunun aksini yapanlar, hele hele insanların arasını açanlar ve Müslümanları birbirlerine düşürenler çok büyük ceza görürler. Mesele bu kadar açık. İki şıktan birini tercih etmek de bizim irademizde.
Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde bu konuya temas ediliyor. İşte o önemli ikaz ve işaretlerden bir örnek daha:
“Mü’minler, ancak kardeştirler. Onun için anlaşmazlığa düştükleri zaman aralarını düzeltin ve Allah’ın emrine karşı gelmekten sakının ki merhamet olunasınız.” (Hucurat suresi, Ayet; 10.)
Biz, birbirimize merhamet edersek, Allah da bize merhamet eder. Biz, insanların arasını bulur ve anlaşmazlığı giderirsek Allah da ahiretle bizim aramızı bulur ve öbür âlemle olan anlaşmazlığımızı giderir.
Sevgili Peygamberimiz, iki kişi arasını bulmanın önemine ve yapılan hizmetin faziletine aşağıdaki hadîs-i şeriflerinde ne güzel işaret buyuruyor:
“Sadakaların en efdali, iki kişi arasını bulmaktır.”
Parası olmadığı için sadaka veremeyenler bu hizmeti ifa etsinler daha çok sevap kazanırlar ve Allah’ın rızasına uygun iş yapmış olurlar.
Ebu Hüreyre (R. Anh), Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“İnsanların vücutlarındaki mafsalların her biti için, güneş doğan her günde, (sağlık şükrânesi olarak) sadaka borçları vardır:
İki kimse arasında adil davranmak, sadakadır.
Bir kimse hayvana binerken ona yardımcı olmak veyahut yükünü hayvana yükleyivermek de, sadakadır.
Güzel söz (yumuşak huy) de bir sadakadır.
Namaza gitmek için attığın her adıma bedel bir sadaka vardır.
Gelip geçenlere eza verecek bir şeyi yoldan kaldırmak veya uzaklaştırmak da bir sadakadır.” (Riyaüs-Salihin, cilt; 1, sayfa; 289. Diy. İşl. Başk.)
Yalan ve yalan söylemeyi dinimiz Müslümanlık, çok büyük günah saymakta ve yasaklamaktadır. İşte dinimizin yalan söylememize izin verdiği veya tolerans gösterdiği konulardan birisi de arabuluculuktur.
Allah’ın Resulü Efendimiz şöyle buyuruyor:
“İnsanların arasını ıslâh için yalan söyleyip (taraflardan birine) hayırlı haber ulaştıran, yahut hayır söyleyen kimse yalancı sayılmaz.” (Müslim)
Sevgili Peygamberimiz aşağıdaki hadîs-i şerifte, yaptıkları mukayese ile bize güzel bir ders veriyorlar:
“Size oruç, namaz ve sadakadan daha üstün bir şeyi haber vereyim mi?
- Evet, buyur ya Resulallah haber ver, dediler.
Resuli Ekrem (S.A.S.):
- İki kişi arasını düzeltmektir. Zira iki kişi arasının bozulması, dini kökünden kazır, buyurur.”
Şu hadîs-i şerifle bu konuyu noktalayalım. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
“Bana en fazla sevgili olanınız; ahlâkı güzel, ikramı bol olan, seven ve sevilenlerinizdir.
Allah katında en çirkininiz ıse; laf getirip götüren, kardeşler arasını açan, saf ve temiz kimselere kusur bulmaya çalışanlardır.”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.