Allahtan Başka İlâh Yoktur!

Abdest alıp, namaz kılmaktan kim zarar görmüş ki? Daha açık bir ifade ile mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslâmiyetle uğraşmak, daha da ileri giderek eleştirmek kime ne kazandıracak? Teslime Nesrin ve Salman Rüşdi’nin hangi amaca hizmet ettikleri az çok belli. Ölünce yıkanmayıp, cenaze namazı kılınmamasını, hâsılı gerekli İslâmî herhangi bir işlem yapılmadan, kefenlenmeden ve mezar yerinin belli olmaması için kurduğu vakfın bahçesine kazılacak bir çukura gömülmesini vasiyet eden Aziz Nesin ile kimisi öldükten sonra cesedinin yakılarak küllerinin denize serpilmesini, yahut küçük kavanozlara konularak dostlarına hediye edilmesini isteyen hayattaki ateistler (İslâm inancına göre; Allah’a inanmayan, Peygamber Efendimizi kabul etmeyen, inkâr eden dinsiz kişiler), buna rağmen İslâmiyet aleyhinde görüş beyan etmekten, hele hakâretâmiz söz ve davranışlardan özellikle kaçınır.

Ölünce dinî tören yapılmadan cesetlerinin yakılarak, küllerinin denize atılmasını yıllar önce vasiyet eden tanınmış tiyatro sanatçıları Yıldız Kenter ve eşi Şükran Güngör, bu konuda örnek gösterilebilir. Hatta İstanbul’da Hindular gibi cesetlerinin yakılması için fırın yapılmasını isteyen ateistler olmuştu. İsteyen dilediği gibi herhangi bir dine inanır, ya da inanmaz. Herkesin tercihi kendisine aittir. Yalnız halkının yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde İslâmiyeti hor görmeye, yüce dinimizin mensuplarını aşağılamaya, “Gerici” olarak yaftalamaya, halkın tercihini eleştirmek kimsenin hakkı olamaz. Bir de namazda gözü olmadığı için ezan sesinden rahatsızlık duyanlar var. Yıllar önce, Beyoğlu’nda ikâmet eden Ayla Algan isimli şarkıcı, kendisini uyandırdığı için Beyoğlu Ağacamii’nden okunan sabah ezanından rahatsız olduğunu ileri sürmüş, konu günlerce gazetelerde yer almıştı. Böyle bir şikâyet de Alaaddin Camii’nin uzun yıllar kapalı kaldıktan sonra 1954’te ibadete açılışında gündeme gelmiş, bir doktorun o tarihte İmam Hatip Okulu’nda talebe ve bu camide müezzin olan, daha sonra da aynı okulda yıllarca müdürlük yapan Bayram Başpınar’ın okuduğu sabah ezanından şikâyetle, hoparlörün sesinin kısılmasını istemesi tepkiyle karşılanmıştı.

2-3 yıl önce ülkesini beğenmediği için Türk vatandaşlığından çıkarak, Avrupa’ya yerleşmekten söz eden piyanist Fazıl Say, bu defa da “İslâmcılar kazandı, biz kaybettik” diyerek, halkımızın siyasi tercihine saygı duymadığı gibi, “İslâmcılar ve olmayanlar” ayırımı yapmaktan çekinmezken, için için Müslümanlara karşı olan duygusunu dışa vurdu. Bilindiği gibi, geçtiğimiz günlerde Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Yüksek Adıbelli, öğretmen evinde odalarda seccade bulunmasına karşılık, içki olmayışından yakınıp, “Ailemizle gelip, yemek yerken içki içebilmeliyiz. Öğretmen evinde bir imam eksik” diyerek, Konya gibi muhafazakâr bir şehirde alaycı tavrıyla tepki topladı. Eğitim-İş Sendikası şube başkanı Veli Demir ise, önce “Genel başkan galiba maksadını aşan bir şeyler söylemiş” derken, sonra ağız değiştirerek, tepkilere karşı verdi veriştirdi.

Bir kısım bînamazlar son derece uzak olduğu hâlde dünyanın dört bir yanında İslâmiyete duyulan ilgi giderek artıyor. İncirlik Hava üssünde görevli Amerikalılar arasında, Türk aile yapısı, camiler ve camilerde cemaatle yapılan ibadetlerden etkilenerek din değiştirenlerin giderek arttığı, son aylarda 7 kişinin Müslüman olduğu bildiriliyor. Bu arada, Ankara Kocatepe Camii imam hatibi İsmail Coşar ile birlikte yaz aylarında Amerika’ya davet edilen din adamlarımıza büyük ilgi gösterildiği haber veriliyor. Coşar, Harward Üniversitesi’nde bulunan kilisede ezan okuduğunu, duygulanarak ağlayan bir öğretim üyesinin ricası üzerine bir de ilâhi seslendirdiğini söyledi. Bilindiği gibi, yaz aylarında İstanbul’a gelen Papa Benedik ve İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in, camileri ziyaret ederek, okunan Kur’an-ı Kerim’i büyük bir saygıyla dinlediğini hatırlayacaksınız.

Yıllar önce Mevlânâ’nın ünlü eseri Mesnevi’yi okuduktan sonra Müslüman olarak Havva adını alan ve 1999 yılında 90 yaşında Paris’te vefat eden Fransız Profesör Eva de Vitray Meyerovitch’in naaşı vasiyeti üzerine Aralık ayında şehrimize getirilerek Üçler Mezarlığına defnedilmişti. Mevlânâ Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu’nda düzenlenen törenle anılan “Havva hanım” gibi, yıllarca ringlerde rakip tanımayıp, İslâmiyeti Hıristiyan alemine duyuran Dünya boks Şampiyonu Muhammed Ali, ABD’nin en ünlü basketbolcusu Kerim Abdülcabbar ve 60 yaşına kadar Marxist olarak yaşadıktan sonra 63 yaşında İslâmiyeti seçen Fransız bilim adamı Graudy’nin din değiştirmesi de büyük yankı uyandırmıştı. Artık 5 kıtada Hıristiyanlıkta aradıklarını bulamayanlar İslâmiyete geçiyor, Müslüman sayısı artarken, ne yazık ki ülkemizde bir kesim alnını secdeye değdirmemekte, caminin kapısından girmemekte, âdeta “Allah” dememekte direniyor.

Vakit geçmiş değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı ve şeriki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” diyenin günahlarının deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedileceğini müjdeliyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi