Allah Korkusunda İlmin ve İmanın Rolü

Bir insanda Allah korkusu, kendi kendine veya durup dururken meydana gelmez ve sebepsiz yere kalbe yerleşmez. Allah korkusunun bir kimsede yerleşmesinin ve gelişmesinin iki sebebi vardır: Birisi iman, diğeri ilim. Yani bir insanda Allah korkusu, o insanın ilmi ve imanı mesâbesindedir. Bu itibârla insanlar arasında Allah'tan en çok korkanlar peygamberler, veliler ve ilim sahibi olanlardır. Nitekim Kur'an-ı Kerimde şöyle buyrulur:
“İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden, ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür ve çok bağışlayandır.” (Fâtır sûresi, ayet;28.)
“İşte şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.” (Al-i imran sûresi, ayet; 175.)
Bir mü'min taklidi değil de tahkiki iman ve ilim sahibi ise o mü'minde Allah korkusu tam yerleşir ve o değerlerin yükselişine göre artar. İnanmanın esaslarını inceledikçe; peygamberler, ilâhî kitaplar, melekler, ahiret, mîzan, cennet, cehennem, öldükten sonra dirilme ve hesaba çekilme gibi konularda derinleştikçe hikmetin başı olan Allah korkusu artar. İman esaslarında derinleşme ve detaylara inme ve bütün bunları tahkik ederken karşılaşılan ilâhî hikmetler ve harikulâde haller, Allah korkusunun artmasına sebep olur.
Allah korkusu, aynı zamanda güzel amellerimiz arasında önemli mevkiî, itibârı ve tesiri olan güzel bir ibadettir.
Allah korkusu, Peygamber Efendimizin veciz ifadeleriyle hikmetin başı ve faziletin kaynağıdır. Bu duygu, kuvvetini ve artışını imandan alır ve ilimle gelişir.
Millî şâirimiz Mehmet Akif Ersoy, ne güzel ifade etmişler:
“Ne irfandır veren ahlâka ulviyet, ne vicdandır
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-i yezdanın
Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın.”
Alimlerin Allah'tan en çok korkan kimselerden olmaları, ilim ve hikmet sayesindedir. Amel sahibi bir kimsenin ilmi ne kadar artarsa, Allah korkusu da o nispette artar. Allah'ın eserini inceleyen bir kimse, Allah'ın azameti karşısında saygı ile eğilmekten ve secdeye kapanmaktan başka bir şey yapamaz. Cahil bir kimse hiç kimseden korkmadığı gibi, Allah'tan da korkmaz. Allah'tan korkmayan bir kimsenin kanundan korkması, toplum nizamına uyması ve insanlara saygı duyması zaten düşünülemez. Başta bu sebep olmak üzere daha başka sebeplerle Müslümanlık, ilmi tavsiye ediyor ve bilginlere değer verilmesini istiyor.
Allah'tan korkan kimsenin ahiretteki yerinin cennet olacağını Kur'an-ı Kerim müjdeliyor:
“Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet, yegâne barınaktır.” (Nâziat sûresi, ayet; 40,41.)
Bir başka ayette de şöyle buyrulur:
“Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir ve her şeyden haberdardır.” (Hucurat sûresi, ayet; 13)
Aşağıdaki ayet-i kerimede Allah korkusunun insan üzerindeki tesirini açıklıyor:
“Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü (faydalı ile zararlıyı) ayırt edecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Enfal suresi, ayet; 29)
Allah'tan korkmak, iki şekilde olur
1. Allah'ın azâbından korkmak. Bu bütün yaratılmışların korkusudur. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:
“(Resulüm) kullarıma benim çok bağışlayıcı ve çok esirgeyici olduğumdan haber ver. Benim azâbımın elem verici bir azâp olduğunu da bildir.” (Hıcır sûresi, ayet; 49,50.)
2. Allah'ın zâtından korkmak. Bu şekil, Allah korkusunun en üstün derecesidir. Allah-ü Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir ve her şeyden haberdardır.” (Hucurat suresi, ayet; 13.)
Mü'min bütün azalarıyla Allah'tan korkan kimsedir. Dil, göz, kulak, el, ayak, kalp ve mide insan vücudu bunlardan meydana geldiğine ve ruh bunlardan gelenlerle beslendiğine ve olgunlaştığına göre Allah korkusunun bütünleşmesi ve bütün vücudu sarması gerekir. Daha açığı vücutta organ olarak ne varsı her birinin ayrı ayrı Allah'tan korkar hale getirilmesi icâp eder. Bu da dini eğitim ve öğretimle mümkün olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi