Allah Korkusu
Yayınlanma:
Aslında korku, soğuk ve renksiz bir kavramdır. Korku dendiği zaman insanda bir ürperti ve bir yalnızlık hissi meydana gelir ve ona karşı dikkatli olma ve temkinli davranma ihtiyacı duyar.
Korku, Allah kavramıyla yan yana geldiği zaman soğukluğu, yalnızlığı kalmaz, rengi belli olur ve ürpertici olmaktan da çıkar.
Korku, canlı varlıklarda çeşitli tesir ve sebeplerle oluşur ve panikle ortaya çıkar. Deprem, yangın, sel, düşman, yalnızlık ve karanlık korkuları gibi. Her canlı gibi insan da, kendinden güçlü olan tabiî ve yapay varlıklardan da korkar.
Allah korkusu haliyle, bu korkulardan farklıdır ve devamlıdır. Şartlara göre şekillenir, eksilir ve artar. Allah korkusu, korkuyu doğuran sebebin veya zarar verebileceğine inanılan gücün ortadan kalkmasıyla yok olan korkular gibi değildir. O kalpte devamlı bulunan ve hep hissedilen Hakka ve doğruya yönlendirici vicdanî bir duygudur. Allah korkusunun neticesi müspettir, sağlayacağı maddî ve manevî kazanç büyüktür. Ahlâkın, dürüst ve çalışkan olmanın, her türlü varlığa sevgi ve saygının, ilim ve medeniyet yolunda ilerlemenin, yurt savunmasının, topluma ve toplumun temel değerlerine saygı göstermenin Allah korkusuyla çok yakın ilgisi vardır.
Allah korkusu, Kur'an-ı Kerim'in en çok üzerinde durduğu ve önem verdiği konuların başında gelir. Aşağıdaki ayet meallerini dikkatlice okursak, bunun böyle olduğunu daha iyi anlarız:
“Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın (ahiret) için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.” (Haşr suresi, ayet;18)
Bu ayette geçen Allah korkusu, ahiret hazırlıklarına dikkatimizi çekiyor ve dünyada ahiret hazırlığı cümlesinden sayılabilecek güzel ameller işlememizi tavsiye ediyor. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, hemen ölüverecekmiş gibi ahiret için çalışmalıyız.. Dünyanın geçici ve ahiretin ebedi olduğunu hep düşünmeliyiz. Bu korkunun şümulüne; dünyada güzel ameller işleyin ve ahirete de boş gitmeyin tembihleri giriyor.
Kur'an-ı Kerim'de:
“Allah'ın azametinden korkanlar için iki cennet vardır.” (Rahman suresi, ayet; 46) buyrulur.
Azamet kelimesini, Allah tâbirinden ayrı bir yerde kullansak bu kadar haşmetli ve tesirli olmaz. İnsanın azameti, dağların azameti (Yaratıcısıyla birlikte düşünülürse olabilir.), deryanın azameti, orduların azameti, fil ve benzeri hayvanların azameti... Allah'ın azametinin yerini kesinlikle tutmaz. Çünkü azamet kelimesinde ululuk ve yücelik var. Allah'ın azameti dendiği zaman yalnız bu dünya akla gelmez, ahirette akla gelir. Yalnız cennet akla gelmez, cehennem de akla gelir. Yalnız vücut akla gelmez, ruh da akla gelir. Allah'ın azametinden korkmanın mükâfat ve sevabı da büyük olur.
Ayeti kerimede geçen iki cennet bakalım nerelermiş veya nelermiş. Sevgili Peygamberimiz aşağıdaki hadîs-i şeriflerde açıklıyor:
“Ebu Hüreyre (R. Anh) den rivayete göre Resul-i Ekrem (S.A.S.) şöyle buyurmuştur:
Sağılan süt memeye bir daha girmediği gibi, Allah korkusuyla ağlayan kimse de cehenneme girmez. Allah yolunda çarpışırken meydana gelen tozla cehennem dumanı birleşmez.” (Riyazü's-Salihin, cilt;1, sayfa; 485. hadis; 451)
“Ebû Ümame Suday b. Aclan el-Bâhilî (R. Anh) den rivayete göre Nebi aleyhi's-selâm şöyle buyurmuştur:
Allah katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur.
Allah korkusundan dolayı akan yaş ve Allah yolunda dökülen kan damlaları.
İki ize gelince:
Allah yolunda alınan yara izleri ile Allah'ın farzlarından birini ifa ederken husûle gelen eserlerdir.” (Riyazü's-Salihin, cilt;1, sayfa; 491. Hadis; 458)
Sevgili Peygamberimiz kısa ve özlü bir hadîs-i şerifte de şöyle buyuruyor:
“Hikmetin başı Allah korkusudur.” (İhyau Ulûmi'd-Din, cilt; 4, sayfa; 297)
Bu hadîs-i şerifi Ebû Bekir b. Lal ve Beyhakî rivayet etmişlerdir.
Hikmet kelimesini biraz açmak gerekir:
Hikmet; adalet, ilim, amel, nübüvvet, Kur'an, Allah'a itaat, dini anlayış, Allah korkusu, akıl, hakkı bilmek ve hayır işlemek demektir. (Dinî Kavramlar Sözlüğü, Diy. İşl, Başk. lığı, sayfa;258)
Bu hadîs-i şeriften anlaşıldığına göre bütün bu değerlerin başı, besmelesi ve özü Allah korkusudur. Bir kimsenin kalbine Allah korkusu yerleşirse hikmetin içeriğindeki kavramlar mükemmel işler ve sosyal hayatta tesirini gösterir.. Allah'tan korkan kimse; adil olur. Allah'tan korkan kimse; güzel ameller işler, faydalı işler yapar Allah'tan korkan kimse; Hakka yönelir, ilim ve irfan sahibi olur. Allah'tan korkan kimse; hakkı bilir, hakkı tavsiye eder ve hayır işler. Allah'tan korkan kimse, yaratılanı sever, yaratandan ötürü.
Korku, Allah kavramıyla yan yana geldiği zaman soğukluğu, yalnızlığı kalmaz, rengi belli olur ve ürpertici olmaktan da çıkar.
Korku, canlı varlıklarda çeşitli tesir ve sebeplerle oluşur ve panikle ortaya çıkar. Deprem, yangın, sel, düşman, yalnızlık ve karanlık korkuları gibi. Her canlı gibi insan da, kendinden güçlü olan tabiî ve yapay varlıklardan da korkar.
Allah korkusu haliyle, bu korkulardan farklıdır ve devamlıdır. Şartlara göre şekillenir, eksilir ve artar. Allah korkusu, korkuyu doğuran sebebin veya zarar verebileceğine inanılan gücün ortadan kalkmasıyla yok olan korkular gibi değildir. O kalpte devamlı bulunan ve hep hissedilen Hakka ve doğruya yönlendirici vicdanî bir duygudur. Allah korkusunun neticesi müspettir, sağlayacağı maddî ve manevî kazanç büyüktür. Ahlâkın, dürüst ve çalışkan olmanın, her türlü varlığa sevgi ve saygının, ilim ve medeniyet yolunda ilerlemenin, yurt savunmasının, topluma ve toplumun temel değerlerine saygı göstermenin Allah korkusuyla çok yakın ilgisi vardır.
Allah korkusu, Kur'an-ı Kerim'in en çok üzerinde durduğu ve önem verdiği konuların başında gelir. Aşağıdaki ayet meallerini dikkatlice okursak, bunun böyle olduğunu daha iyi anlarız:
“Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın (ahiret) için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.” (Haşr suresi, ayet;18)
Bu ayette geçen Allah korkusu, ahiret hazırlıklarına dikkatimizi çekiyor ve dünyada ahiret hazırlığı cümlesinden sayılabilecek güzel ameller işlememizi tavsiye ediyor. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, hemen ölüverecekmiş gibi ahiret için çalışmalıyız.. Dünyanın geçici ve ahiretin ebedi olduğunu hep düşünmeliyiz. Bu korkunun şümulüne; dünyada güzel ameller işleyin ve ahirete de boş gitmeyin tembihleri giriyor.
Kur'an-ı Kerim'de:
“Allah'ın azametinden korkanlar için iki cennet vardır.” (Rahman suresi, ayet; 46) buyrulur.
Azamet kelimesini, Allah tâbirinden ayrı bir yerde kullansak bu kadar haşmetli ve tesirli olmaz. İnsanın azameti, dağların azameti (Yaratıcısıyla birlikte düşünülürse olabilir.), deryanın azameti, orduların azameti, fil ve benzeri hayvanların azameti... Allah'ın azametinin yerini kesinlikle tutmaz. Çünkü azamet kelimesinde ululuk ve yücelik var. Allah'ın azameti dendiği zaman yalnız bu dünya akla gelmez, ahirette akla gelir. Yalnız cennet akla gelmez, cehennem de akla gelir. Yalnız vücut akla gelmez, ruh da akla gelir. Allah'ın azametinden korkmanın mükâfat ve sevabı da büyük olur.
Ayeti kerimede geçen iki cennet bakalım nerelermiş veya nelermiş. Sevgili Peygamberimiz aşağıdaki hadîs-i şeriflerde açıklıyor:
“Ebu Hüreyre (R. Anh) den rivayete göre Resul-i Ekrem (S.A.S.) şöyle buyurmuştur:
Sağılan süt memeye bir daha girmediği gibi, Allah korkusuyla ağlayan kimse de cehenneme girmez. Allah yolunda çarpışırken meydana gelen tozla cehennem dumanı birleşmez.” (Riyazü's-Salihin, cilt;1, sayfa; 485. hadis; 451)
“Ebû Ümame Suday b. Aclan el-Bâhilî (R. Anh) den rivayete göre Nebi aleyhi's-selâm şöyle buyurmuştur:
Allah katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur.
Allah korkusundan dolayı akan yaş ve Allah yolunda dökülen kan damlaları.
İki ize gelince:
Allah yolunda alınan yara izleri ile Allah'ın farzlarından birini ifa ederken husûle gelen eserlerdir.” (Riyazü's-Salihin, cilt;1, sayfa; 491. Hadis; 458)
Sevgili Peygamberimiz kısa ve özlü bir hadîs-i şerifte de şöyle buyuruyor:
“Hikmetin başı Allah korkusudur.” (İhyau Ulûmi'd-Din, cilt; 4, sayfa; 297)
Bu hadîs-i şerifi Ebû Bekir b. Lal ve Beyhakî rivayet etmişlerdir.
Hikmet kelimesini biraz açmak gerekir:
Hikmet; adalet, ilim, amel, nübüvvet, Kur'an, Allah'a itaat, dini anlayış, Allah korkusu, akıl, hakkı bilmek ve hayır işlemek demektir. (Dinî Kavramlar Sözlüğü, Diy. İşl, Başk. lığı, sayfa;258)
Bu hadîs-i şeriften anlaşıldığına göre bütün bu değerlerin başı, besmelesi ve özü Allah korkusudur. Bir kimsenin kalbine Allah korkusu yerleşirse hikmetin içeriğindeki kavramlar mükemmel işler ve sosyal hayatta tesirini gösterir.. Allah'tan korkan kimse; adil olur. Allah'tan korkan kimse; güzel ameller işler, faydalı işler yapar Allah'tan korkan kimse; Hakka yönelir, ilim ve irfan sahibi olur. Allah'tan korkan kimse; hakkı bilir, hakkı tavsiye eder ve hayır işler. Allah'tan korkan kimse, yaratılanı sever, yaratandan ötürü.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.