Allah, Bir Daha İstiklâl Marşı Yazdırmasın!

Millî şair Mehmed Akif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşımızın 12 Mart 1921 tarihinde Millet Meclisi’nde kabul edilişinin bugün 89. yıldönümüdür. Aziz milletimizin özgürlük belgesi, bu cennet vatanın mülkiyet tapusu, şeref ve iffet sembolü İstiklâl Marşı’nın hangi şartlar altında ve nasıl yazıldığını iyi bilmek gerekir. Yahya Kemal Beyatlı’nın deyişiyle, ardında büyük acılar ve yıkıntılar bırakan I. Dünya Savaşı sona ermiş, insanoğlu için leke ve yüzkarası olan müzakereyi imzalamışız. Fakat hiçbir vatansever Türk’ün, bu zilleti kabul etmesi düşünülemezdi. Nitekim, Mehmed Akif, “Sebilürreşad” mecmuası’nda Türklerin yirmibeş asırdan beri istiklâlini korumuş bir millet olarak yaşadığını ve esarete tahammül edemeyeceğini haykırıp, mandacılığı (Bir ülkenin idaresi için Milletler Cemiyeti’nin başka bir devlete vekillik vermesi) şiddetle eleştiriyordu. Asırlarca zaferler yaşamış bir millet şimdi işgâl acısını yaşayıp, hakarete uğruyordu. Akif’in yüreği buna dayanamıyordu, fakat ümitsiz de değildi. Asım’ın nesli, bu necip milletin namusunu şimdiye kadar çiğnetmediği için yeise (ümitsizlik, karamsarlık, üzüntü) düşmemek de gerekiyordu. Mehmed Akif, “Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak korkaklıktan başka bir şey değil” diyordu.
Yahya Kemal ve arkadaşları da çıkardıkları “Dergâh” mecmuası vasıtasıyla çevrelerine ümit ve iman aşılamaya çalışıyor, dinamik bir fikir ve san at cephesi kuruyorlardı. Mütarekenin acı günleri birbirini kovalarken, Anadolu’daki hareket de gitgide genişleyip, hareket yanlıları Ankara’ya toplanmaya başladı ve “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez/Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” diyen Mehmed Akif de Ankara’ya gitti. Millî mücadele konusunda halkı aydınlatmak için Anadolu’yu dolaşan Akif Bey, Ankara’ya dönünce Burdur milletvekili seçildiğini öğrendi. Taceddin Veli’nin torunu Taceddin Efendi, dergâh olarak kullanılan tek katlı evi Akif’in ikâmetine tahsis etti. Mehmed Akif kaldığı müddetçe Taceddin Dergâhı ilk yıllarda Millî mücadele ruhunun ilticagâhı olmuştu. 23 Nisan 1920’de Meclis’in açılmasından sonra 7 Kasım 1920’de Hakimiyet-i Milliye gazetesinde “Maarif Vekâleti’nden Türk şairlerinin nazar-ı dikkatine” başlıklı bir ilan yayınlanarak, İstiklâl Marşı yarışması düzenlendiği bildirilerek, kazanan şaire 500 lira mükâfat verileceği bildirildi. Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver millî marş yazabileceği tahmin edilen şairlere birer mektup gönderir. Yarışmanın tek şartı, marşın Millî mücadele ruhunu ifade etmesidir.
Çok sayıda şair yazdıkları şiirleri Maarif Vekâletine gönderdiler, ancak gelen 724 şiirden hiç birinin Millî mücadele ruhunu ifade etmediğini gören Hamdullah Suphi Bey, asıl Akif Bey’in şiirini bekliyordu, fakat o şiir bir türlü gelmiyordu. Maarif Vekili, bir gün Akif’in dostu Balıkesir Mebusu Hasan Basri Bey’i gördü ve marş yazması için “Acaba üstadı ikna edemez misiniz?” diye sorunca Hasan Basri Bey, “Akif Bey, ikramiye şartını kabul etmediği için yazmıyor” cevabını verdi. Bunun üzerine Hamdullah Suphi Bey, yarışmaya katılmayışındaki ikramiye sebebinin giderileceğini belirten kısa bir pusula yazarak Hasan Basri Bey’e verdi. Hasan Basri Bey pusulayı Mecliste Mehmed Akif’e ulaştırarak, İstiklâl Marşı’nı yazması için ikna etti. Mehmet Emin Erişirgil, “İslâmcı bir şairin romanı”nda Akif’in pusulayı alınca 2 defa okuyup, bir vazife telâkki ettiğini, Hakimiyet-i Milliye gazetesi müdürü olan Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, bir gün gazete idarehanesine gelen Akif’in bir masada yazmaya başlayıp, yarım saat sonra “Dinle delikanlı” diyerek, “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak/O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak/O benimdir, o benim milletimindir ancak” diye İstiklâl Marşı’nın ilk kıt’asını okuduğunu  belirtiyorlar.
O günlerde Taceddin Dergâhı’nda kalan Konya Mebusu Hafız Bekir Efendi, Mehmed Akif’in bir gece birden uyanarak kâğıt aradığını, bulamayınca kurşun kalemle yer yatağının sağındaki duvara marşın “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım” mısrasıyla başlayan kıt’asını yazdığını, sabah kalktığında da çakısıyla duv ardaki yazıyı kazırken gördüğünü, Hasan Basri Bey (Çantay), Akif’in İstiklâl Marşı’nın bazı mısralarını Meclis’te müzakereler yapılırken yazdığını, üstadla birlikte İstanbul’dan Ankara’ya geçen Sebilürreşad mecmuası müdürü Eşref Edip de idarehanenin bir odasına çekilen Mehmed Akif’in istiğrak (dalgınlık, vecd) hâlinde bazan yarım saat düşünüp, bir şeyler yazdığını anlatıyorlar.
Mehmed Akif Bey’in işte böyle yazdığı İstiklâl Marşı, ilk olarak 1 Mart 1921 günü Meclis’te görüşülmeye başlar ve 12 Mart günü ittifakla kabul edilerek, teklif üzerine Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından birkaç defa resmi marş olarak okunup, ayakta dinlendi. O sırada Mehmed Akif Ersoy, Meclis’te yoktu, çünkü mahcubiyetinden fazla kalamamış, sessizce çıkıp gitmişti. O kış günlerinde sırtında paltosu bile olmadığı için ceketiyle Meclis’e gelip giden üstad, 500 liralık ikramiyeyi almamış, “Darü’l-Mesai” adlı yoksullara yardım kuruluşuna armağan etmişti. Yakın dostu Midhat Cemal Kuntay, bir gün ziyaretine gittiğinde İstiklâl Marşı’nı kastederek, şiiri Safahat’a niçin koymadığını sorunca Akif, “O, benim değil, milletimindir” cevabını verir.
Aralarında Hakkı Tarık Us’un da bulunduğu birkaç kişi, 27 Aralık 1936’da vefatından kısa bir süre önce merhum Akif Beyi, tedavi gördüğü İstanbul’da Nişantaşı Sağlık Yurdu’ndaki odasında ziyaret ediyorlar. Sohbet sırasında söz bir ara İstiklâl Marşı’ndan açılır ve misafirlerden birisi, durup dururken “Acaba yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?” diye sorunca, yatağında bitkin hâlde yatan Mehmed Akif, birden doğrularak “Allah, bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı daha yazdırmasın” diye cevaplar.
İşte bu yüzden bazılarının her fırsatta bir ağızdan okuyup, gûya alternatif yapmaya çalıştığı “Onuncu yıl marşı”, asla “İstiklâl Marşı”nın yerini tutamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi