‘Z’ kuşağı ve gökkuşağı

Yokluk ve çaresizlikler arasında, açlık bir yanda, sabırla ve düşman işgallerine karşı koymakla geçen Milli mücadele yıllarını tarih kaynaklarında rastladıkça gözümüzün ucuyla da olsa bakıp hatırlıyoruz. Biraz hüzünleniyor, duygusallaşıyor sonra unutup yaşamaya devam ediyoruz…

**

 Pey der pey zayıflayan, zamanın akışıyla, yağmurun kayalarda oluşturduğu yıpranma misali bizlerinde duyguları aşınmış olmalı. Ya da yaptığımız yatırımın farkında değiliz. Yıllar sonra bu günleri tarih kaynaklarından göz ucuyla bile bakmaya gerek duymayacak nesiller yetiştirmek için! Gecemizi gündüzümüze katıp çalışıyoruz.

**

 Çanakkale savaşında üzüm hoşafı ve somun ekmekle bir var bir yok öğün savarken, bugün bizlerin ve yetiştirdiğimiz gençliğin giysiden yemeğe binlerce nimete burun kıvırıyor olacağını ecdadımızın akıllarından geçirdiklerine ihtimal dahi vermiyorum.

**

İstisnalar olabilir, gerçekten bir lokma ekmeğe, bir çift pabuca ya da giysiye ihtiyacı olan garibanlar mutlaka vardır. Bunları arayıp bulamıyor, dertlerine derman olamıyorsak bu ayıp da bizlere mahşere kadar yetecek bir ıstırap olarak kalacaktır. Yukarıda bahsettiğim burun kıvırmanın özünde yatan etken de bu vurdumduymazlıkla alakalıdır.

**

Asıl acı olan ise bu durumun karın açlığı ya da tokluğundan ziyade manevi açlıktan kaynaklandığını umursamayışımızdır. Kuran ve sünnetlere sarılıp, ümmetçe birlik olmadığımız sürece bir elimiz yağda bir elimiz balda olsa da gözlerimizi doyuramadığımız gibi huzur da bulamayacağız.

 Çok değerli bir büyüğümün ‘Senlik benlik girmiş araya, Ne edeyim iyi olmayan yaraya.’ Sözlerinin günümüzün tarifine nasıl uyduğunu şimdi daha iyi anlamaktayım.

**

Maddi güce sahip olmak bir yana manevi dağınıklığımızın da, sen-ben kavgalarıyla bitmeyeceği aşikardır. İslam’a, Müslümanlara ve dine karşı olan batılla savaşmaya amenna, Elbette Allah(C.C.) için cihat olmazsa olmazımızdır. Peki ya manevi açlıklarını doyurmak için sofra kuramadığımız gençliğimiz, nesillerimiz ne olacak? Her canlının yaşam hakkını koruyan İslam’ın Cihat gerçeğini bizler kavrayabildik mi? İslam ve Cihat kelimelerini Kafa kesen yobazlar algısıyla bir araya getiren anlayışların önüne hangi projelerle geçilecek?

**

Sosyal medyaya ve sanal aleme esir ettiğimiz gençlik için, sadece siyasi görüşleriyle ön plana çıkarak ün kazanan idoller oluşturmak mı eğitim seviyemiz? Ya da günümüzün geçer akçesi Fenomen olmak, şarkı söylemek, Dominik de yarışmak, aykırı söylemlerde bulunmak imajlarının pohpohlanması mıdır?

**

 Doğru her yerde doğru da, yanlış her yerde yanlış değil mi?

 Bugün sofralarda en az iki çeşit zeytini ve peyniri beğenmeyenlere tuhaf gelse de, bir dane zeytini üç ısırıkla ekmeğimize katık ettiğimiz günleri yaşadık biz.

 Bir derslik bildik, 1-a, 2-b gibi ders işlenen sınıflar bildik. Şimdilerde X kuşağı, Z kuşağı gibi söylemler de benim tuhafıma gidiyor.

**

İslam’ı ve Müslümanlığı, kitabımız Kuran’ı ve Peygamberimiz Muhammet Mustafa’nın(S.A.V.) sünnetlerini yani Rabbimizin övdüğü güzel ahlakını, bizler canla başla yaşamaya çalışıp gençlerimize örneklendiremez isek, bırakın X’i, Z’yi tüm alfabe harflerine yetecek kadar çok genç kuşaklarımız olsa neye yarar? Sonrasında bu gençlerin Gökkuşağının peşinden onurumuz! Diye koşmalarına da engel olamayız vesselam.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar