Yöneticiler şehre duyarsız

Yöneticiler şehre duyarsız

Mimarlar Odasının düzenlediği Modern Kent, Mimarlık ve Çağdaşlık Mitleri konulu uluslar arası seminere yerel yöneticilerden katılan olmadı. Bu durum kent mimarisine duyarsız kalındığını gösterdi.

Mimarlar Odası Konya Şubesi (MO) tarafından “Modern Kent, Mimarlık ve Çağdaşlık Mitleri” konulu uluslar arası sempozyum düzenlendi. Konevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen sempozyumda kentsel dönüşüm kapsamında kentlerde yapılan “geçmişi günümüze taşımak” anlayışına vurgu yapıldı. Konuşmacılar tarafından geçmişin mimarisini bugünkü anlayışla yapmanın tarihsel açıdan hiçbir geçerliliğinin olmadığını geçmişin geçmişte kaldığını önemli olanın geçmişin mimarisiyle birlikte yeni bir mimari tarzın ortaya konulması gerektiğine dikkat çekildi. 
GEÇMİŞLE BİRLİKTE YENİ BİR MİMARİ ANLAYIŞ OLMALI
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu, postmodernizm kapsamında yapılaşmaya dikkat çekerek insanların geleneksel yaşam alanlarının yok edilmeye çalışıldığını kaydetti. Postmodern anlayışın kentlere dayatılmaya çalışıldığını ifade eden Eyüp Muhçu, “Bu durum kentlerde sosyal kaygılara neden olmaktadır. Çevre ve kentler yok edilmektedir. Kentsel estetikten yoksun TOKİ yapılaşması, kentsel dönüşüm kapsamında yapılan sürgünler, alışveriş merkezlerinin doldurulması, gökdelenlerin yapılması gibi birçok durum geleneksel kentsel yapısını bozmuş durumdadır” diye konuştu. Eyüp Muhçu, geçmişin esintilerinden etkilenerek yeni bir mimari anlayışının oluşturulmasına, geçmişi birebir taklit etmekten kaçınılması gerektiğini aktardı. Mimar Sinan’ın geçmişi taklit etmediğini geçmişten ders alarak döneminin mimari anlayışını oluşturduğunu dile getiren Muhçu, bu kapsamda içinde geçmişinde olduğu günümüz mimarı anlayışını ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Kent yapısının ele alındığı uluslararası bir sempozyuma yerel yöneticilerinin ve bürokratların katılmaması da tepkiyle karşılandı.
YEREL YÖNETİCİLER SEMPOZYUMA KATILMADI
Kamu kurum ve kuruluşlarından temsilcinin dahi bulunmadığı sempozyumda konuşan Konya Mimarlar Odası Başkanı M. Serdar Işık, “Bizim hedefimiz modern kentin oluşması ve şekillenmesini tartışıp insanların faydalanmasına vesile olmaktı. Bu kapsamda yerel yöneticilerin bu ve buna benzer sempozyumlardan çok büyük kazanımlar aldığını düşünüyorduk ama sempozyumda yine yalnız kaldık. Yerel yöneticiler sempozyumlara katılmak için seçilmiş veya atanmış olabilirler. Ama en azından birer temsilci gönderip bazı şeyler öğrenip daha sağlıklı kentler yapmak noktasında bir düşünceye varabilirlerdi ama bunu göremedik” dedi.
GEÇMİŞİ SİLMEK YÖNETİCİLİK DEĞİLDİR
“Türk ve geleneksel yapıdan tamamen uzaklaşmış, ne olduğu belli olmayan kuleler şeklinde ortaya çıkan ve mimarının karikatür gibi değerlendirildiği bir mimariyi yaşama durumunda bırakılıyoruz” diyen M. Serdar Işık, şunları kaydetti: “Etrafı duvarlarla çevrili siteler, güvenlikçilerin olduğu ve neredeyse pasaportla girilecek sitelerin yapılması mahalle dokumuzu bozuyor. İnsanların birbirini tanıdığı, ismiyle hitap etiği, tüm acı ve mutlu günlerinde birlikte olduğu o mahalle dokusunu mahvedip abuk sabuk sitelerde yaşıyoruz. Bunu geçici bir moda olarak değerlendirip geleneksel yapımıza kavuşuruz diye düşünüyorum. Diğer yandan imar kanunlarının ve yönetmeliklerin değişmesi gerekmektedir. İmarda yasak olan çıkmaz sokak mahalle yaşamının olmazsa olmaz bir parçasıdır. Politikacılar, siyasiler, bürokratlar bu meseleyi çözerler diye düşünüyorum.” Kentsel dönüşüm kapsamında geçmiş mimarinin bire bir taklit edilmesini tasvip etmediklerini aktaran Işık, mümkün olduğunca bundan kaçınmanın tüm mimarların görevi olduğunu aktardı. Işık, “Geçmiş hafızamızı, kent kimliğimizi, çocuklarımızı miras bırakacağımız kent dokusunu tamamıyla ortadan kaldırıp insanların kentsel hafızasını silmek noktasında çalışma yapmak ne modernliktir, ne belediyeciliktir ne de idareciliktir” dedi.
GEÇMİŞ BUGÜNÜN ŞARTLARIYLA DEĞERLENDİRİLEMEZ
Açılış konuşmaların ardından sempozyuma geçildi. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Tanyeli, anlattığı “Değişim korkusu ve mimarlık; Türkiye Deneyimi”  konusunda eski eserlerin günümüzde yeniden inşa edilmesine dikkat çekti. Fotoğraflarla ve bazı bulgularla geçmişin eserlerinin tekrar inşa edilmeye başlandığını bunun ise toplumsal gerçekliğe dikkat çektiğini anlatan Prof. Dr. Uğur Tanyeli, “Bu durum değişim korkusuna işaret ediyor. Fakat toplum değişirken aynı zamanda değişime de geleneksel yapısı içinde direnmektedir. Direnme ise doğal bir olgudur. Bu anlamda modernlik tarihsel bir referanstan başka bir şey değildir. Ne kadar insan geçmişi bilmektedir. 18. Yüzyıla gitmekle bugünkü problemlerimizi tarif edemeyiz. Buna en iyi örnek Muhteşem Yüzyıl dizisidir. Geçmişte alakalı olmayan bir yapı var. Bu diziyi izleyerek Osmanlı bu mudur? Diyemeyiz. Kanuni döneminde panel camlar yoktur ama dizi de panel camlı saray vardır. Dizi de giyilen çizme, sarık, kaftan o döneme ait değildir. Kocasına cilve yapan bir Hürrem, haritada inceleme yaparken yanına gelen Hürrem’e ‘şimdi işim var sevgilim’ diyen bir Kanuni düşünülemez. Dizi de burjuvazi bir hayat süren Kanuni ve Hürrem gösterilmektedir. Bütün Türkiye bazı noktalar hariç diziyi izliyor fakat diğer birçok yanlışlığa dikkat etmiyor. Bu bütün çağları aynı çağın içinde görme anlayışından başka bir şey değildir” dedi.
KENTLER SÜREKLİ DEĞİŞİYOR
Kentlerin de bu noktada sürekli değiştiğini ve geçmişin mimarisini bugünün mimarisine örnek teşkil edemeyeceğini ifade eden Tanyeli, şunları kaydetti: “Varşova İkinci Dünya Savaşı’nda yerle bir oldu elde bulunan fotoğraflar ve ince ayrıntıya kadar olan belgelerle kent yeniden inşa edildi. Diğer yandan hiçbir şey bilinmediği halde geçmişin inşa edilmesi tartışılması gereken bir konudur. Birkaç kubbesi olan bina hemen Osmanlı yapısı olabiliyor ama Varşova’daki böyle değil. Bütün verilen cımbızla toplanarak şehir inşa ediliyor. Bizdeki değişim korkusu ilginç bir mimariyi ortaya çıkarıyor. Burada mimarlarda suçu yoktur. Mimarlarda toplumsal hareket içinde sürüklenmektedir.”
HASAN AYHAN
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.