Yarın Teravî, Cuma Oruçluyuz

Allah’ın izniyle yarın yatsı namazından sonra teravî (Türkçe sözlüğe göre teravih değil, teravî) kılıp, gece sahura kalkarak Cuma günü “Onbir ayın sultanı Ramazan” ın ilk orucunu tutacağız. Ruhların terbiyesi, oruç tutarak Allah’tan sevabını beklememiz, Cenneti istememiz, günahlarımızın mağfiret edilmesi, safların sıklaşması, insanî münasebetlerinin artırılması, akan kanların durması, imanımızın güçlenmesi, ülkemizin selâmete çıkmasını talep etmek için en büyük fırsat olan Ramazan’ın önemini belirtmek için Peygamber Efendimizin (sav) “Bir kimse Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan beklerse geçmiş günahları affedilir” dediğini hatırlatmak yeter.

Sırf Yüce Mevlâ’mızın rızası için bir ibadeti yaparken, o ibadetin farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, yani bozan şeyleri de bilmek lâzım geldiği, bilinmemesi hâlinde yapılan ibadetin sıhhatli olmayacağı kaydediliyor. Bunun için orucun farzlarını, mekruhlarını ve müfsitlerini, yani orucu bozan hâlleri ve bozmayan şeyleri iyi bilmek, orucu bozmayan, fakat sevabını azaltan şeylerden kaçınmak lâzımdır. Orucun farzları “niyet etmek, niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak, imsaktan güneşin batmasına kadarki zaman içinde orucu bozan şeylerden kaçınmak” olmak üzere üçtür. Resûl-i Ekrem, beş şeyin orucun sevabını giderdiğini belirterek, bunların “Yalan, nemîme (söz taşımak), gıybet, yabancı kadına şehvetle bakmak ve yalan yere yemin etmek” olduğunu bildiriyor. Oruç ve Ramazan ayı ile ilgili olarak şöyle buyurduğu naklediliyor:

“Bir kimse Ramazanda bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden azad eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.”

Ashâb-ı kirâm, “Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz” deyince Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, briz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu da Cehennemden azad olmaktır. Bu ayda, emri altında olanların vazifesini hafifletenleri, Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda 4 şeyi çok yapınız. Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, kelime-i Şehâdet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de zaten her zaman yapmamız lâzımdır. Bunlar Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O’na sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır.”

Allahü teâlâ, Ramazan ayında gündüzleri oruç tutmayı emretmiş ve bu emri sebepsiz vermemiştir. Saadet-i Ebediyye sayfa 708’de bu konuda şunlara yer veriliyor: Oruç, insanlara hem maddî, hem de manevî faydalar sağlar. Bir sene boyunca çeşitli yemekleri eritmek için yorulan mide ve bağırsaklar bir ay dinlenerek sağlığını korumuş olur. Bu orucun maddî faydasıdır. Mânevî faydası da şunlardır: Oruç tutan bir insan, aç kalmış bir insanın çektiği ıstırabı, bizzat hissederek fakir insanlara yardım etmek ihtiyacını duyar. Bu da insanların birbirlerine yardım etmelerine sebep olur ve birbirlerine yardım eden insan topluluğu arasında ise çekişme olmaz. Ayrıca, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmek için gündüzleri bir ay oruç tutan Müslümanlar, Allah’ın başka emirlerini yapmaya da alışır.

Oruç tutarken, dinimizin diğer emirlerine de dikkat edilmelidir. Gerektiği şekilde dikkat edilmezse, tutulan orucun sevabının azalacağı veya yok olacağı belirtiliyor. Oruçtan ve diğer dinî emirlerden maksat; Salih bir insan olabilmektir. Oruç tutan kimse, emirlere uymayıp, kötülük işlemeye devam ediyorsa, oruçtan beklenen faydanın elde edilmesi zordur.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki; “Nice oruç tutanlar vardır ki, açlık ve susuzluktan başka bir şey elde etmezler”

Bir hadîs-i şerîfte de “Oruç, bütün kötülüklere kalkandır. Oruçlu kimse cahillik edip kötü söz söylemesin. Şayet birisi kendisiyle itişip-kakışmak isterse, ‘Ben oruçluyum’ desin” buyruluyor.

İftar vaktinde; “Acaba tuttuğumuz oruç kabul edildi mi?” diye düşünerek korku içinde olmalı, orucun kabul olması için Allahü teâlâya yalvarmalıdır. Ramazan’da çok istiğfarda bulunup, Kur’an-ı Kerim’i okumalı ve dinimizi ilmihâl kitaplarından doğru şekilde öğrenmelidir. Oruçtan azamî fayda sağlamak için; gözü, dili, kulağı haram ve kötülüklerden koruduğu gibi, diğer uzuvları da korumak lâzım gelir. Çok yemek yiyenin çok uyuduğuna, çok uyuyanın da vaktinin boşa geçmiş, üstelik katı kalpli ve sert olacağına dikkat çekilerek, az yiyenin sıhhatli, her zaman tok olanın şefkatsiz olacağı ilâve ediliyor. Orucun sabır, şükür, nefis terbiyesi gibi diğer ibadetlerle de irtibatı olduğu işaret ediliyor. Bu nedenle Peygamberimiz, “Oruç sabrın, sabır da imanın yarısıdır” buyuruyor. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi