Yanık bir türküydüler besmele oldular

Yıl 1915…

Siz…

Şu an bu satırları okuyan siz…

Oradasınız…

“Hepsi şehit oldular” diyen o büyük destanı tarihe kayıt eden habercisiniz... Hüseyin Avni Bey defterine “Alayımızın şehit ve yaralı sayısı 3 bindir. Eli silah tutan 500 askerimiz kalmıştır” şeklinde son raporunu yazarken o satırlara şahitlik edensiniz... Cephanleri bitmişti…Makineli tüfekleri yoktu. Mantelli topları Bacchate zırhlısının ağır ateşi altında susmuştu. ‘2015’ten gelen haberci’ Kanlısırt yakınlarında 27. Alayın iki bin mübarek yeminini, düşmanın ise 20 bin askerini gördü. Toprak kırmızı boyanmıştı. Allahü Ekber sesleri yeri göğü inletiyordu. Ecdad makineli tüfeğin üzerine atlıyordu. Öte tarafta 3.Tabur komutanı Uşaklı Halis Bey’in parmaklarından kan damlıyordu. 2015’ten gelen yabancı titrek bir sesle yaralanmışsınız komutanım deyiverdi… Halis Bey “Asker sakın duymasın” diye fısıldadı. Cengaverleri oradayken geriye dönüp tedavi olmayı reddediyordu. 40-50 tüfekten başka hiçbir şeyleri kalmamıştı. Düşman öyle çoktu ve öyle çoğalıyordu ki, ecdad havada uçan her mermiye yüreğine siper edip ölüm kapısından başka mehmetler geçmesin diye o kapıyı kapatmak için birbirleri ile yarışıyordu. Öte tarafta Mustafa Kemal Bey, Hüseyin Avni Bey komutasındaki ‘57. Alay’a “ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Allah bizimle beraberdir ve bizi görmektedir” diyordu. ‘Yabancı’ söylenen her bir sözü not aldı. Makinesiyle fotoğrafladı. Video kaydını aldı… Bu sözlerin ardından 1. ve 2. Tabur öğleye doğru Conkbayırı’nda düşman bırakmamıştı. Bir ara yağmur yağacak sandılar. Yağmur damlaları yerine bombalar düştü kara toprağın üzerine insan boyunda çukurlar açtı. Mermi yığınları toprak yığınlarını aratmıyordu. Sıhhiye nefes almadan çalışıyordu. Ellerinde şehitlerin mübarek kanları yaralıları savaş alanına geri dönmemeleri için ikna etmeye çalışıyorlardı. Bıraksalar iki adım atamadan yere düşeceklerini biliyorlardı. Ama hiç biri söz dinlemiyor sargı odasında şehadet şerbeti içmek istemiyordu. Hüseyin Avi Bey’in yüreği yanıyordu. Sonunda bir çare buldu ve hepsini bir yere topladı. “Biraz kendinizi toplayın son hücuma hep birlikte katılacağız söz veriyorum” diyordu. Bu söz üzerine istirahat etmeye razı oldular. Hüseyin Avni Bey son hücum öncesi uzaktan fundalıkların üzerinde yer yer beyazlıklar gördü. Nedir bunlar diye sordu. “Erler şehadete hazırlanıyor efendim. Allah’ın huzuruna tertemiz çıkmak için içliklerini yıkıyorlar” dedi birisi… Avni Bey’in ciğerleri yanıyordu. Böyle bir askere sahip olduğu için gurur duydu. Yaverine seslendi “ Bize de temiz çamaşır çıkar” Uzaklardan gelen yabancı olup bitenleri tarihe kaydederken elinden kalemi düşüverdi. Yazması bu kadar zorken yaşaması nasıl olurdu diye düşündü. Tüfeğinde bir tek kurşunu yokken süngüsüyle makineli tüfeğin üzerine yürüyenlerin veda bakışlarını görünce bu askerlerin nasıl bir ruh halinde olduklarını anlamaya çalıştı. Ve bastığı yerlerin sadece bir toprak parçası olmadığını anladı. Hüseyin Avni Bey Sargı odasındaki askerlere seslendi. Haydi şehadet zamanı. Allah yar ve yardımcınız olsun… Onlar birer yanık Çanakkale ve Anadolu türküsüydüler. Arıburnu'da besmele oldular... 57. Alay 628 kişiydi. Yaş ortalaması ise 24... Komutanları Hüseyin Avni Bey başta olmak üzere tamamı 26 Nisan 1915'te şehit oldu. Çanakkale'de çarpışan 450 bin askerin ve ölen 253 bin şehidin her biri, 57. Alay'ın bir ferdidir. Ruhları şad olsun...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi