Türkçemizdeki garipleşme
Türkiye’de yaşıyoruz, bundan da gurur duyuyoruz. Resmi dilimiz Türkçedir. Türkçe, milli benliğimizin bir temsilidir. Türkçemiz bizim özümüzdür. Türkçemiz geçmişle gelecek arasında bir kültür köprüsüdür. Dünyanın dört bir yanında güzel dilimiz Türkçemiz konuşuluyor diye sevinç duyuyoruz. Fakat bizler dilimizi konuşurken, bariz yanlışlıklar yapmaktayız...
**
Öncelikle dilin bu kadar sıradan bir şey olmadığından bahsederek, konuya başlamak sanırım daha doğru olacak. Dil sadece konuştuğumuz kelimelerden ibaret değildir. Dilin ne olduğunu tanımlarken onu oluşturan unsurların varlığını bilmek gerekir. Dinimiz, örfümüz, adetlerimiz, yaşadığımız topraklar, acılarımız, sevinçlerimiz… İşte hep bunlar bir dili meydana getiriyor...
**
Türkçe, dünyada şuan konuşulan en zengin dillerden birisidir. Nedeni ise, tarih boyunca birçok devlet kurup yıkan bir millet olmamıza rağmen, bütün kurduğumuz devletlerin ortak noktalarından en önemlisi konuştuğu dili Türkçe olmasıydı..
**
Dilimizin sözlü ve yazılı kullanımında akıl almayacak yanlışlar yapılıyor. Kurallarına uygun, doğru ve düzgün kullanılmıyor Türkçe. İlköğretimden yükseköğretime kadar okullarımızda görülen Türkçe yetersizlikleri, üniversite öğrencilerimizde bile sık sık göze çarpan sözlü ve yazılı anlatım kusurları, bozuk cümleler ve söyleyiş yanlışları, basın yayın organlarındaki akıl almaz özensizlikler, sokak ve caddelerde bulunan tabelalardaki yabancı sözcük hastalığı, özensizlik ve yanlış kullanım, yabancı sözcük tutkusu, yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde öğretimi birbirine karıştırma, Türkçenin bilim dili olmadığı görüşü, Türkçe öğretimindeki yetersizlik, sözcük ve terim üretimindeki yetersizlik…
**
Ve daha bir sürü neden Türkçemizin geleceği için önemli bir tehlike oluşturmaktadır. Günümüzde Türkçe, neredeyse ana dilimiz olduğunu unutturacak ölçüde yabancı sözcüklerle dolduruluyor, kendi sözcüklerimiz acımasızca dışlanıyor. Basın-yayın kuruluşları ve bir kısım aydınlar, çok güzel Türkçe karşılıkları bulunsa da yabancı sözcükleri kullanmaktan sanki olağanüstü bir zevk alıyorlar. Türkçe konuşmaktan kaçan bir kamuoyu oluşmuş görünüyor.
**
Kentlerimizde caddeler, yabancı isimlerle doludur. Kendilerine “entel” denilen bir kısım aydınlar, kendi yurduna yabancılaşmayı evrensellik sanıyor. Konuşmada veya yazıda aralara yabancı sözcük sıkıştırmak, bağımsızlık gururunun nasıl törpülendiğini gösteren acı bir örnektir. Yabancı dil bilmeyenin artık iş bulamadığı, en iyi üniversitelerimizin yabancı dilde eğitim verdiği, giydiğimiz kıyafetlerimizden tutun da, dükkânlarımıza asılan tabelalara kadar her yere İngilizce yazı ve isimlerin yazıldığı, çocuklara bile yabancı isim verme hastalığının yaygınlaştığı ülkemizde Türkçe, artık "yabancı dil" olmaya doğru gidiyor!
**
Artık mağaza, cadde isimlerinden tutun da çocuklara konulan isimlere varıncaya kadar pek çok yabancı kelime hayatımıza girmiş ve Türkçenin yerini tutmuş durumda. Şayet, gerekli önlemler alınmazsa, zamanla Türkçe dili kendi öz yurdunda yabancılaşacak ve bir yabancı dil konumuna düşecek...
**
Türkçe kelimelerin yerini tutan yabancı kelimelerin çokluğu insanı üzüyor. İşte onlardan sadece bir kaçı: Tanıtım: Demo, Sunucu: Spiker, Gösteri: Show, Radyo Sunucusu: Discjokey, Hanım Ağa: First Lady, Dükkân: Store, Bakkal: Market, Torba: Poşet, Ucuzluk: Damping, İlan Tahtası: Billboard, Sayı Tabelası: Skorboard, Bilgi Akışı: Brifing, Bildirge: Deklarasyon, Merak ve Uğraş: hobby, Koruma: Body-guard, Sanat ve Meslek Piri: Duayen, İtibar: Prestij, Alan: Platform, Merkez: Center, Özlem ve Hasret: Nostalji, Büyük: Mega, Küçük: Micro, Son: Final, İş Hanı: Plaza, Bedesten: Galeria, Su Isıtıcısı: Ketle... . Gelin hep beraber, Türkçemizi garip bırakmayalım. Gereken önemi verelim. Türkçe ile ilgili seferberlik ilan edelim.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.