Türk Futbolu Neden Başarısız?
Türk milleti futbolu çok seviyor, cumhuriyetin ilk yılllarıyla birlikte, sanayi toplumu olma konusunda sınıf atlamayı bir kenara bırakan Türk milleti, Avrupa’nın en büyük futbol toplumlarından biri oldu. Özellikle 1920-1923 yılları arası Türkiye’de futbol inanılmaz bir oluşum gösterdi. Aslında çok manidar bir durum, koca imparatorluk yıkılmış, vali yok, belediye başkanı yok, hükümet yok ama futbol takımları kurulmuş…
Futbolu bu kadar çok seven bir ulusun, futbolda bu kadar başarısız olması çok manidar. Milli takım başarısız, şehir takımları başarısız. Futbola milyarlarca lira para aktaran bir milletin futbol konusunda bu kadar başarısız olmasını algılayabilmek çok ama çok zor.
Avrupa’da futbola en çok yatırım yapan ülkelerden biriyiz, bu alanda Türkiye ilk beşe giriyor. Başarı sıralamasında ise Türkiye dokuzuncu sırada. Hollanda, Portekiz, Belçika futboldan para kazanan ülkeler. Türk Kulüpleri ise Avrupa’nın en çok zarar eden kulüpleri.
Türk futbolu neden başarısız?
Türk futbolunu idare edenlerin bu işi bilmemesi önümüzdeki tabloyu oluşturuyor. Karabükspor’un yaşadığı durum ortada. Erdemir, Karabükspor’a sponsorluk için çek veriyor, çek kırdırılıyor ve paranın nereye gittiği belli değil…
Antalyaspor, 2-3 yıldır transferde inanılmaz paralar harcıyor, ortada başarı yok borç almış başını gitmiş.
Bursaspor’un borcu devasa boyutlarda, Bursaspor’un devre arası bazı futbolcuları elden çıkarıp, düşük bütçe ile yola devam etmesi bekleniyor.
Osmanlıspor ise hamisini kaybedince varoluş mücadelesi vermeye başladı. Melih Gökçek tarafından idare edilen Osmanlıspor için bundan sonra tek hedef yok olmamak.
İlhan Cavcav, rahmetlli olunca Gençlerbirliği için de işler yolunda gitmiyor. Gençlerbirliği derin bir darboğaza doğru ilerliyor.
Konyaspor ise beceriksiz yöneticiler nedeniyle ligde zor günler geçiriyor.
Konyaspor son 4-5 yılda aşama aşama ilerleme kaydetmişti, taraftar gelişti, kulüp gelişti, takım gelişti.
Futbolda başarılı olmak istiyorsanız uygulanabilir bir planınız olmalı.
Futbolda başarılı olmak istiyorsanız, transfer dönemlerinde eksikliklerinizi tespit edip doğru takviye yapmalısınız.
Konyaspor’un geçen yıl ki kadrosunun, takviyeye ihtiyacı vardı.
Kaleci Serkan’ın yedeği yoktu ve iyi bir kaleciye ihtiyacı vardı.
Takımdaki stoperler güven vermediği için üst düzey bir stoper transferi düşünülüyordu.
Ön libero pozisyonunda Ali Çamdalı, Volkan ve Jönsson’u kullanan takımın daha üretken bir futbolcuya ihtiyacı vardı.
Konyaspor’un özellikle sol ön tarafta topu ileri taşıyabilen bir futbolcuya ihtiyacı vardı.
Konyaspor’un Bajic’in yanında oynayabilecek üst düzey bir santrafora ihtiyacı vardı.
Yani Konyaspor transfer dönemi başlarken 5 tane oyuncu transfer etmesi gerekiyordu.
11 de forma giyen stoperlerden biri takımdan ayrılınca 1 tane stoper bu listeye ilave oldu.
11 de forma giyen solbek takımdan ayrılınca 1 tane solbek bu listeye ilave oldu.
11 de forma giyen santrafor takımdan ayrılınca listeye 1 santrafor ilave edilmeliydi.
Konyaspor sezona başlarken 8 tane transfer yapmalıydı.
2-3 tane maliyeti düşük genç oyuncu transferi son derece makul bir yaklaşım olurdu. Erdon Daci gibi, Musa Araz gibi…
Transfer yaparken kıstaslar vardır.
Oyuncunun topla ilişkisi çok iyi olmalı, yani pas yüzdesi yüksek olmalı, topu iyi taşımalı, gol vuruş becerisi olmalı, özel yaşamında Konya’ya ayak uydurabilmeli, takım içinde huzursuzluk çıkarmamalı, birkaç özellik daha ilave edebiliriz.
Transfer edeceğiniz oyuncuyu çok iyi izlemelisiniz, son 3 yıldaki durumunu iyi gözlemlemelisiniz.
Bizim yöneticiler bu kıstasları analiz edebilecek futbol bilgisine sahip mi, kesinlikle böyle bir vasıfları mevcut değil. Bunu biliyoruz.
Menejer gelir, yöneticinin önüne yarım saatlik bir video koyar, o yarım saatlik videonun içinde oyuncunun hep iyi yanlarını görürsünüz.
Konyaspor’a 5 sezon önce Coşkun Kayhan diye bir oyuncu geldi, adamın hareketlerinden 10dk lık video hazırlasan Maradona sanırsın. Ama oyuncunun futbol bilgisi kabus gibiydi. Forma şansı bulamadan takımdan ayrıldı gitti zaten. Bizim Fofana da hemen hemen aynı tipte, top ayağına gelince Fofana mükemmel oyuncu. Fofana’nın oyuna katkısı yok, takım savunması yok, adam kovalamak yok, pozisyon bilgisi sıfır. Fofana sıkışan oyunda son 15 dakika faydalı olur o kadar.
Şimdi futbolu bilmeyen yönetici gider, Malick gibi, Eze gibi, Ezekiel gibi oyuncu transfer eder. 26 yaşında ülkesi dışına çıkmamış, ailesinden ayrılmamış, Manyama’yı transfer eder.
Futbolu çok bilen teknik adamlar ise ayrı bir tartışma konusu, biri gelir 8 saniyede hücum edeceğim der, bir başkası futbol takımını bir kenara bırakıp askeri ve mülki idareyi ziyaret eder. Basınla toplantılar düzenler.
Türk futbolunun hastalığı belli, futbolu çok iyi bildiğini sanan fakat futbolun ‘’f’’ sinden anlamayan futbol adamları. Adam çok iyi futbolcuymuş, zannediliyor ki çok iyi teknik adam olacak.
İyi futbolcu iyi teknik direktör olsaydı, Dünyanın en iyi teknik adamları en iyi futbolcuları olurdu. Maradona, Platini, Matheus, Gulit, Baccio, Nedved, Rıdvan, Tanju, Oğuz gibi futbolcular çok iyi teknik direktör olmalıydı. Fatih Terim 10 yıldan fazla Galatasaray’da oynamış, Galatasaray onun döneminde 14 yıl şampiyon olamamış. Fatih Terim futbolu bıraktığı sene Galatasaray son anda ligde kalmıştı.
Türk futbolu, futbolu çok iyi bildiğini sanan futbol adamı ve yöneticilerden kurtulmadan başarılı olamaz.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.