Tefekkür-Derin Düşünme (2) (Neyi ve Nasıl Tefekkür-Okumakta Fayda Var)

Tefekkürün en güzel ibadetlerden biri olduğunu Allah (cc) bize bildirdi. O halde bizim görevimiz, verilen vazifeyi en güzel şekilde yapmak.

İslam’ın kelime anlamı, teslim olmak. Biz Müslümanların en güzel söyleyeceği şey, Amentüyü okuyarak, Ya Rabbi senin emrine en güzel şekilde iman ederek, teslim olduk, demekten ibarettir.
Hz. Aişe (ra), Peygamberimizin (sav) tefekkür ufkunu bizlere şöyle anlattı: (Annemize Allah (cc) sayısız rahmet etsin. ) “ Bir gece Resulüllah, bana, Ey Aişe, izin verirsen geceyi, Rabbime ibadet ederek geçirmek istiyorum dedi. Ben de ona, vallahi seninle beraber olmayı çok severim, ancak seni sevindiren şeyi, daha çok severim dedim.

Sonra kalktı. Abdest aldı. Namaza durdu. Ağlıyordu. O kadar çok ağladı ki, mübarek sakalları, elbisesi hatta secde ettiği yer sırılsıklam oldu. O halde iken, Bilal (ra) ezan okumaya geldi. Peygamberin (sav) ağladığını görünce, onu bu kadar üzen hadisenin, ne olduğunu sordu. Devamla, Ya Resülallah, sizin gelmiş, geçmiş hatalarınız bağışlandığı halde, neden bu kadar ağlıyorsunuz? Bunun üzerine, Peygamberimiz (sav) “ Allah’a (cc) çok şükreden kul olmayayım mı? Vallahi bana, bugün öyle ayetler indirildi ki, onu okuyup üzerinde tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun.” dedi ve şu ayetleri okudu;
Ali İmran (190-191); “ Şüphesiz, göklerin ve yerlerin yaratılışında, gece ile gündüzün bir araya gelişinde akl-ı selim sahipleri için, kesin deliller vardır.

Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerinde yatarken her an Allah’ı (cc) zikrederler. Göklerin ve yerlerin yaratılışı hakkında, derin derin tefekkür ederler ve Rabbimiz sen bunlar boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz, bizi cehennem azabından koru derler.”
İşte bu Ayet-i Kerimeler Peygamberimizi (sav) uzun uzun ağlatmıştı.

Peygamberimize (sav) uyan Müslümanlar da, o gün, bu gün gözyaşı döktü ve dökmeye devam ediyorlar.
Şöyle bir düşünün; Öldük, yapayalnız toprak altında, bir kabirde yıllarca bekleme var. Sonra dirilme (Bekleme süresi elli bin yıl olduğu yazılıdır.) Sonra mizan, sonra sırat, kimsenin kimseyi sıkıntıdan görmediği bir âlem ve nihayet her kulun ayrı ayrı Allah’ın (cc) huzuruna çıkışı, herkesin kendi derdine düştüğü bir âlem. Tefekkür ettiğimizde, korkmamak, heyecanlanmamak mümkün mü? Elbette hayır.
Velhasıl, ümmeti olmaktan şeref duyduğumuz Peygamberimize (sav) layık olabilmek, tefekkürde derinleşerek merhale merhale yükselmek, sonunda gayemiz olan, ebedi miraca ermektir.

Unutmayalım, Rabbimizin, en büyük ibadetlerden biri saydığı tefekkürü, çok yaparak hayatı sonlandırmak ve Rabbimizin huzuruna çıkmak.
Tefekkür ederek, Allah’ın (cc) emirlerine uyanlara selam olsun.

Hoşça kalın. Allah'a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sizlerden Biri Arşivi