Son kurbanları Mali
Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Saadet Partisi Konya İl Binası’nda yapılan basın toplantısında konuşan Koçak, Dünya üzerindeki çatışmaların, kan, göz yaşı ve zulmün Müslüman ülkelerde olduğunu söyledi. Sömürgeci güçlerin doğrudan müdahaleleri sonucu Müslüman kanlarının döküldüğünü, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürüldüğüne dikkat çeken Koçak, “Bunun en son örneği nüfusunun yüzde 94'ünü Müslümanların oluşturduğu Mali'de yaşanıyor. İstikrar sağlamak bahanesiyle Mali içerisinde güç kazanmaya başlayan Müslüman guruplara karşı operasyon düzenliyorlar” dedi.
HÜKÜMET SESİNİ ÇIKARAMIYOR
Müslüman dünyasının çok büyük sıkıntılar içinde olduğunu söyleyen Koçak, “Arakan’da katliam sürüyor. Mali Fransa tarafından işgal ediliyor. Afganistan, Filistin, Patani, Suriye malum. Peki ülkemizin tutumu ne? Hükümet sıfır sorun politikasından, sıfır komşuya, şimdi de genel izleyici politikasına geçiş yaptı” dedi. Türkiye’nin Mali işgaline de tepki göstermediğini söyleyen Koçak, “Tersine işgale asker desteği veren işbirlikçi Afrika ekonomik topluluğu ECOWAS'a destek mesajları veriyor” diye konuştu. Hükümetin Müslümanlara yapılan zulmü sadece izlediğini söyleyen Koçak, Mali'ye yapılan saldırıların arkasındaki amacın Mali'nin altın, uranyum gibi yeraltı zenginliklerini ele geçirmek olduğunu söyledi. Fransa'nın askeri müdahale başladığında, bunun birkaç hafta içinde biteceğini açıkladığını hatırlatan Koçak, “Yıllar önce Cezayir’de soykırım için özür dileyen Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın yalanı çabuk ortaya çıktı. İngiltere Başbakanı David Cameron, içinde Mali'nin de yer aldığı Kuzey ve Batı Afrika ülkelerine yönelik askeri müdahalelerin onlarca yılı bulacağını itiraf etti” dedi. Dünyanın neresinde olursa olsun bir İslami uyanış söz konusu olduğunda Batılı ülkeler hemen telaşa kapıldığını belirten Koçak, “Bu hareketlere karşı kötüleme kampanyası başlatıyorlar. 28 Şubat’ta yaptıkları gibi Müslümanların uyanmasını ve ayağa kalkmasını istemiyorlar. Bu bakımdan İslam dünyasının daha fazla vakit kaybetmeden silkinmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. İslam Dünyası’nın bir yenilmişlik duygusu içerisinde olduğunu aktaran Koçak, “Halbuki, ne güzel bir sözdür, “iman varsa imkân da vardır”. Merhum Erbakan Hoca’nın, 70’li yıllarda bir köy kahvesinde, toplasanız 5-10 kişiye konuşma yaparken çekilmiş resmi geliyor akla. Bir taburenin üzerinde, belki de konuşulanların çoğunu anlamayacak olan 5-10 vatandaşa hitap etmek, ancak “inanmakla” açıklanabilir. Bir de, ‘direnmekle’ tabii” diye konuştu.
MİLLİ GÖRÜŞ EGEMENLERE KARŞI DİRENİŞTİR
Bu memleketin sırtına geçirilmeye çalışılan ve bir ölçüde de başarılı olan küresel egemenlere teslimiyet gömleğine karşı direnişin adının Milli Görüş olduğunu ifade eden Koçak, “Türkiye’nin Patriotlar konusundaki durumu ve tavrı; Fransız işgaline direnen Sütçü İmam’ın torunları, kendilerini koruyamadıkları gibi, NATO toprağı olarak vasıflandırdığı topraklarına yerleştirilen Patriotlar'a karşı “çıt” bile çıkarmıyor, gelen Alman askerlerini “barış kelebeği” olarak görüyorlar. Zihinlerin işgali de böyle başlar zaten” dedi. Zalimin en büyük korkusunun Mazlumun gözünü açması ve ayağa kalkması olduğunu belirten Koçak “Kapitalistler, sömürdüğü yığınların gözünü boyar, tüketimle, “haz alma” emirleriyle, cicili bicili sloganlar ve yaşamlarla, içi boş ama pırıltılı ambalajlarla insanların aklını başından alır. Ürettiğinden fazla tüketmesini emreder, ancak bu “ihtiyaçtan fazlasını tüketme” halini de doğal bir hak gibi sunar. “Daha fazlasını iste” sloganlarıyla devamlı iştahlandırır, kanaat etmekten uzaklaştırır. Cebinde kredi kartları, üstünde pahalı giysileri, elinde son model cep telefonu ve buna mukabil belki de kazandığından çok daha fazla borcuyla milyonlarca insan sanal bir zenginlik algısıyla uyutulurken, kapitalizmin en temel kurumlarından olan bankalar kârlarını katlarlar, zenginler servetlerine servet katarlar. Bu durum, kapitalizmin temel argümanlarından biridir adeta. Kriz demek, milyonlarca “mazlum” için sıkıntı iken, kapitalist için işte bu yüzden “fırsat” demektir. Ve asıl mesele, gerçek manada “ezilen” büyük çoğunluğun, bu aleni sömürü tezgahına uyanmamasını sağlamak, onları başka oyuncaklarla oyalayabilmektir. Sistemin başarısının temelidir bu. Sömürünün, yani zulmün diğer ayağı olan emperyalizm de aynı mazlumu uyandırmama mekanizmasıyla çalışır. Mazlumun uyanmaması ve ayağa kalkmaması adına “stratejik ortağım” der, “müttefikim” der, “çok uyumlu” çalıştıklarını söyler,“çok önemli” olduğundan dem vurur, över de över. Hem siyasi, hem ekonomik, iki koldan toplumları, insanları “uyutmaya” devam ederler. Bilirler ki, mazlum ayağa kalkarsa, bu sömürü ve zulüm çarkı kırılacaktır. Öyle bir hale getirirler ki mazlumları, kendileriyle aynı amaca hizmet ettiğinde, aynı masaya oturduğunda bundan memnuniyet duysun, bununla övünsün. Fransa’nın Mali işgaline askeri destek veren bölge ülkelerinin durumundan güzel bir örnek bulunamaz şu anda. Özgürlükleri için savaştıkları Fransa’nın emir eri konumunda olmayı her ne sebep için olursa olsun gururlarına ve vicdanlarına yedirebiliyorlar” dedi.
MANEVİ TAHRİBATIN SEBEBi EĞİTİM SİSTEMİ
Ülkemizde uygulanan düzenin bir ezen-ezilen düzeni olduğu söyleyen Koçak “Adına Terör Sorunu, Kürt Sorunu veya Güneydoğu Sorunu denen şey, gerçekte ırkçılıktan dolayı bozulan bu milletin ‘kardeşliğinin tekrar tesis edilmesi’ sorunudur” Son günlerde CHP’li bir milletvekili bu ırkçılık ve ayrımcılık hastalığına yakalandığını açık şekilde göstermiştir. Sorunu Terör Sorunu olarak görenlerin, çatışmayı ve ırkçılığı esas aldıklarından dolayı bu problemi çözmelerinin mümkün olmayacaktır. Sorunu Kürt Sorunu olarak görenler ise yine aynı yanılgıya düşmekte ve ırkçılığı esas alarak çatışmayı körüklemektedirler.Sorunu Güneydoğu Sorunu olarak görenler ise problemi sadece bölgenin geri kalmışlığı olarak görmüşler ve çözüm için sadece ekonomik kalkınmanın yeterli olacağını düşünmüşlerdir. Oysaki sorun, bütün Türkiye’nin kardeşliğini tesis etme sorunudur” diye konuştu. 2013 yılının yine zam, vergi ve sefalet yılı olacağını iddia eden Koçak, “Hükümetin, 2013 yılı boyunca, 166 Milyar TL borç ödemesi yapmak zorunda. Bu borcun, bu yıl ödenmesi için bütçenin neredeyse yarısını bu kaynak için ayırması gerekmektedir. Bu da mümkün olmayacağı için bu borcunda yeniden borçlanılarak ödeneceği aşikardır. 2013 yılında yine zam, yine vergi ve yine sefalet içinde bir hayat devam edecektir. İşsizlik ve diğer ekonomik sorunların toplumsal yapıyı bozdu. “Bu yüzden yuvalar dağılmakta ve boşanma oranları katlanarak artmakta ve intiharlar da bunlara bağlı olarak giderek yükselmektedir. Bunun da sebepleri iktidarın üretime yönelik yatırımların yerine, sürekli ithalatı teşvik ederek tarımı, hayvancılığı ve sanayiyi ölüme terk etmesidir. Bu iktidar, 150 Milyar dolar ihracat yaptık diye böbürlenip 230 Milyar dolara dayanan ithalatı görmezden gelerek 80 Milyar dolarlık açığı gizlemektedir” ifadelerini kullandı. Ülkemizde yaşanan ahlaki ve manevi tahribat konusunda uygulanan eğitim sisteminin, milli ve manevi değerlerimize temelden yabancı oluşu, sorunun temelini oluşturmakta olduğunu söyleyen, “Durum böyle olunca da yetişen nesiller milli değerlerimize yabancı yetişmekte ve her türlü kötülük ve yozlaşmaya açık hale getirilmektedir. Bütün bunların üzerine gençlik, dış güdümlü medyanın bilinçli olarak yapmış olduğu ahlak dışı yayınların açık hedefi haline gelmektedir. Bu durum karşısında hırsızlık, gasp, kumar, içki, fuhuş ve bilumum ahlaksızlık son yıllarda katlanarak toplumsal bir fecaat haline gelmiştir. Bütün bunların çözümü, Saadet Partisi’nin iktidarında ahlak ve maneviyatı önceleyen yeni bir eğitim sisteminin tesis edilmesinden geçmektedir” dedi.
YUNUS ALTINBEYAZ





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.