Siyasete Erbakan'la başladım
RÖPORTAJ MUSTAFA GÜZEY
Kendisini bir 'Konya sevdalısı' olarak niteleyen ve yine zatını 'Konya'nın yerlisiyim kardeş' diye ifade eden AK Parti Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez, siyaset hayatını Merhaba'ya anlattı. Üzülmez: Politikaya rahmetli Erbakan'la başladım. Zamanında Hoca'mın çok afişlerini astım
12 Haziran 2011 seçimlerinde Konya'dan milletvekili adaylığını koyup, AK Parti saflarında meclise giren Hüseyin Üzülmez, çocukluktan beri siyasetle haşır – neşir içerisinde olduğunu anlattı. Gazetemize ziyarete gelen Üzülmez'le kendi ağzından şahsını, ilk siyasi deneyimlerini, Konya'nın temel sorunlarını, hükümet olarak yaptıkları yatırımları ve Şeb – i Arus Haftası içerisinde bulunmamız münasebetiyle, konu hakkında görüşlerini aldık. Her sorumuzu tebessümle karşılayan Konya'nın 'yerli' milletvekili Üzülmez, verdiği cevaplarla, bizi ziyadesiyle memnun etti.
- Malum 2011 seçimleriyle meclise girdiniz. Artık bundan sonra siyasetin içerisindesiniz. Peki ilk politikayla ilişiğiniz nasıl başladı?
Ben uzun yıllar Konya'da sivil toplum örgütlerinde görev yaptım. Bu süre zarfında siyasetle de çok uzak değildim. Daha çocukluğumdan beri siyasetin içerisindeyim. Geçen bir arkadaş espri olsun diye 'siyasette yeni olduğumu' söyledi. Ben de dedim ki 'sen 69'da neredeydin.' Cevap veremeyince, 'Ben o zamanlar Erbakan Hoca'mın bağımsız afişlerini asıyordum' dedim. Yani ilk siyasi deneyimim, rahmetli Erbakan'la oldu diyebilirim.
- Doğrudan da olsa, dolaylı da olsa bu işe yabancı değildiniz öyle mi?
Evet. Bunun akabinde 1975 seçimlerinde Afyon'da çalıştım. 1977 seçimlerinde Niğde'de çalıştım. 1978'de Niğde'deki İl Kongresi'nde o zaman Milli Selamet Partisi (MSP) Büyük Kongre Delegesi'ydim. Sonra 78 – 80 arası MSP Genel Merkezi'nde aktif olarak görev aldım.
- Sizi biraz daha yakından tanısak. Hüseyin Üzülmez kimdir? Milletvekili olmadan önce neler yapmıştır? Bunlardan bahseder misiniz?
İlk olarak büyük gurur duyduğum Konya'nın yerlisiyim. Bugünkü Emniyet Müdürlüğü'nün bulunduğu yer önceden harman yeri idi. Biz orda çok top oynardık. Siz böyle sorunca aklıma ilk bu geldi. İlkokulu Konya'da okudum. Liseye de Konya'da başladım, Afyon'da bitirdim. O da ayrı bir maceradır. Ona girmek istemiyorum. Sonra Ankara İktisadi Ticari Bilimler Akademisini bitirdim. Mezun olduktan sonra çok kısa bir devlet tecrübemiz oldu. 12 Eylül'den sonra ise serbest hayata atıldık. Ticaret ve Sanayi kuruluşlarında uzun bir süre iştigal oldum. Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nde (MÜSİAD) kurucu başkanlık yaptım. Siyasete girmeden önce Konya Ticaret Odası Başkanlığı'nda bulundum. Şimdi sayacak olursak sayfalarca tutacak önemli görevlerde bulunma imkânım oldu. Ticaret ve eğitime apayrı bir önem veririm. Bundan ötürü vekil olmadan önce yaptığımız iki ehemmiyetli hizmet var benim için. Birisi ülke menfaatine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) iken TOBB Üniversitesi'nin kuruluşunu yaptık. 10 yıl kadar oranın mütevelli heyetinde bulundum. Konya içinse tarihi önem arz eden Karatay Üniversitesi'nin Ticaret Odası olarak kurucusu olduk. Bu da benim için çok önemli bir şey. Bu uzun soluklu görevlerden sonra 12 Haziran 2011 seçimlerinde milletvekili adayı olduk ve Konya'dan milletvekili seçildik.
- Anladığımız kadarıyla eğitime çok önem veren, bu iş için kesenin ağzını sonuna kadar açmayı göze alan birisisiniz. Madem öyle sizin vekilliğiniz öncesinde ve sonrasında Konya'da İl Milli Eğitim Müdürlüğü uzun süre boş kaldı. Yani merkezden bir atama gerçekleşmedi. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?
Yok, ben ona katılmıyorum. Milli Eğitim Müdürlüğü uzun süre boş kalmadı. Milli Eğitim Müdürlüğü'ne kanun hakkında kararname çıktıktan sonra geçen yıl haziran ayında bütün müdürler görevlendirilmeye, vekâlete döndü. O süreçten sonra tayinler başladı. Buranın müdürü de Kırşehir'e tayin edilmişti. Konya'ya İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'nden bir arkadaş önce atandı, ama sonra gelmedi. İkinci atama gerçekleşti. Bu atamada da gelen arkadaşımız göreve başladı, 5 – 6 ay vazifesini yaptı. Fakat sürekli tedaviye ihtiyacı olan bir kalp rahatsızlığı vardı. Ondan dolayı arkadaşı buradan aldılar ve yerine 2 – 3 aylık bir gecikmeyle mevcut arkadaşımız atandı. Demek istediğim elde olmayan nedenlerden ötürü böyle bir aksama görüldü.
- İl Milli Eğitim Müdürlüğü konusunda muğlak olan yerleri bu şekilde açtınız. Ama Konya'da sorunlar bitmiyor ki! Bunlardan bir tanesini de havaalanıyla ilgili. Yeri konusunda, kapasitesi hakkında yetersiz, konumu uzak gibilerinden söylentiler var. Sizce yeni bir havaalanı yapılmalı?
Şimdi Konya Havaalanı'yla ilgili konuşmadan önce onun tarihini bilmek gerekir. Ben Konya Ticaret Odası Başkanı olduğumda, Konya'nın havaalanına ihtiyacı yoktu. Çünkü Konya'ya uçak yoktu! Ve seferler 1996 yılının Nisan ayında başlatıldı. Terminal yok, herhangi bir şey yok. Ve hemen akabinde oda başkanı olarak bugün hava üssünün girişinde askerlerin kontrol mekanizması olarak kullandıkları, arabalarını park ettiği, sağda bir yer var. Orayı terminal binası olarak, Ticaret Odası olarak biz yaptık. Ve insanlar orada işlemlerini yaptırmaya başladılar. Daha sonra çalışmalarla bugün kullanılan sivil havaalanı yapıldı 2000'de hizmete açıldı. Tabi o günün şartları itibariyle haftada 3 seferle başladık. Tek sefer. Bir sefer gidip geliyordu. Sonra bunu zaman içerisinde her güne yaydık. Daha sonra karşılıklı hâle getirdik. Bu yeterli mi? Değil. Konya'nın iki temel problemi vardı. Birincisi apron problemi. Çalışmalar sonucu çözüldü. Yani 3 uçaktan fazlası park edemiyordu. Kaldırmıyordu. Apron genişletildi. Şu an 7 – 8 tane uçak aynı anda orada bulunabilecek konuma geldi. İkincisi aprona dayalı olarak da bu terminalin yetersiz olduğu görüldü ve terminal yaklaşık 1,5 yıl önce ihale edildi. Ancak ihale sürecinde bir takım sorunlar yaşandı. Onlar halledildi ve şu an yer tespiti yapıldı, terminal çalışmalar devam ediyor. Bir taraftan da eski terminalde güçlendirme yapılıyor. Şu anda sıkıntılar var ama Konya çok fazla değil, bir yıl sonra çok ciddi anlamda uzun yıllar ihtiyacını karşılıyacak bir terminal binası bitmiş olacak.
İzninizle siyasetten, sorunlardan biraz uzaklaşalım. Malumunuz Şeb-i Arus etkinlikleri kısa bir süre önce yapıldı. Bu kutlamalarla ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz? Sizce üstadları tam manasıyla anlayabiliyor muyuz?
Zaten ben de sıkıldım, sürekli iş konuşmak bazen bunaltıyor insanı. Sorunuza gelince şöyle ifade edeyim; Mevlâna'yı anlamak Şems'i anlamaktan geçer. Hazreti çok iyi anlamayı hedefliyorsak Hazreti Şems'i ilk önce anlayacağız. Çünkü Şems -i Tebrizi gelmeseydi, Mevlâna olmazdı. Onun yolunu açan Şems – i Tebrizi'dir. Onun için Şems- i Tebrizi'yi anlamak için Şam'a kadar gidiyor. Aşkın ateşidir Şems'i aramak. Tabi gelen insanlar Hz. Mevlâna'yı iyi anlayabiliyor mu? Onu bilemiyoruz. Ama ümit ederiz ki, duamız odur ki O'nu anlayarak gelsin. Anlayarak gelemese bile anlayarak gitsin. Çünkü Mevlâna'nın yolu iyi insan olma yoludur.
- Bu hususta kendimizde bir özeleştiri aramalı mıyız?
Şöyle; biz Konyalılar olarak Hz. Mevlâna'nın düşüncesini anlama ve amel etme hususunda zayıfız. Hz. Pir'in insanlara bakışı, bütün öğretilerinde ortaya koyuyor. Onun öğretilerinin tam tersini yapıyoruz. İnsanların açıklarını arıyoruz. Kusurlarını yüzlerine vuruyoruz. Bir de geçmişe takılıp kalmamak lâzım. Tamam geçmişten ders alacağız ama hedefimiz hep gelecek olmalı. Eğer iyi insan olmak isitiyorsak Hz. Mevlâna'yı iyi anlayacağız. İşte o zaman ahlâklı insan oluruz. Onun ışığı bütün dünyayı aydınlatır. İnşallah bu yıldönümü vesileyle Hz. Mevlâna'nın himmeti Konya'ın üzerindedir.
Bir de şu var; hep tefekkür etmeme neden olan bir şey. Mevlâna'nın türbesine baktığımızda görkemli, şatafatlı bir durumla karşılaşıyoruz. Öte yandan Mevlâna'yı Mevlâna yapan Hz. Şems'in bulunduğu muhite baktığımızda ise son derece mütevazi ve sade bir şekilde karşılıyor bizi. Siz ne söylemek isterseniz bu konu hakkında?
Hz. Mevlâna vefat ettiğinde o türbe yoktu. Onu bir mezara defnettiler. Ondan sonraki insanlar onları yaptı. Hazreti Şems ise rivayet olunur ki bugün Şems Camii'nin olduğu yerde kuyuya atıldığı farz edilir. Ama gidip ziyaret edip fatiha gönderdiğin zaman ona ulaşır. Tabi zamanla Hz. Mevlâna'nın Şems'ten aldığı ilim , ondan sonra yeni bir ilim oluşturup günümüze kadar bilinir kıldı. Yeni vizyon, yeni bir yol. Teşbih yapacak olursak; siz burada gazetecilik eğitim alıyorsunuz. Daha sonra kendi yolunuzu çiziyorsunuz. Hangi alanda kabiliyetiniz varsa ona yöneliyorsunuz. Hz. Mevlâna da gönül eğitimini alıyor, ondan sonra kendi yolunu kuruyor.
HÜSEYİN ÜZÜLMEZ KİMDİR?
Hüseyin Üzülmez, 1957 yılında Konya'da doğmuştur. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi / İşletme Bölümü mezunu olan Üzülmez, İngilizce ve Arapça bilmektedir. Üzülmez, evli ve 6 çocuk babasıdır.
İş Hayatı: Boysun Boya Sunta ve Mobilya San.Tic. Ltd. Şti., Modeliş Ayakkabı ve Tekstil San.Tic. Ltd. Şti., Ales Ayakkabı Otomotiv Tekstil Ambalaj İnşaat San. Tic. Ltd. Şti., Bi-Na İnşaat Turizm Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.
Üyesi Bulunduğu Kuruluşlar:
Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı. TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı (2004-2009). TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi. MÜSİAD Konya Şubesi Kurucu Başkanı. Uluslararası Teknoloji ve Araştırmaları Vakfı (UTESAV) Kurucusu. Sosyal Araştırmalar ve Dayanışma Vakfı (SADAV) Kurucusu. İslam Ülkeleri Odalar Birliği Başkan Vekili. TOBEV Kurucusu ve Mütevelli Heyet Üyesi. TEPAV Kurucusu ve Mütevelli Heyet Üyesi. TOBB - ETÜ Üniversitesi Kurucusu ve Mütevelli Heyet Üyesi. TOBB Fuarlar Komitesi Başkanı. Bisiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Denetleme Kurulu Başkanı. Milletler Arası Ticaret Odası Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Sayman Üyesi. Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı. KTO-Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı. Mevlana Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi.
2011 yılı genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Milletvekili





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.