Bayram Miroğlu

Bayram Miroğlu

Sevginin Tanımı

“Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi imanın tadına erer: Allah ve Resûlü’nü herkesten çok sevmek, sevdiği kişiyi sadece Allah için sevmek, ateşe atılmaktan nasıl korkuyorsa imandan sonra küfre dönmekten de öylece korkmak.” (Buhârî, Îmân, 9)

Yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerifi okuyunca, aslında bu ifadenin sevginin gerçek tanımını verdiğini görüyoruz. Sevginin kime, niçin ve nasıl yöneltilmesi gerektiğini anlatması bakımından, bu hadis üzerinde saatlerce konuşulsa yine de yetersiz kalacaktır. Peki, günümüz dünyasındaki sevgi kavramları veya zihnimizde yer eden popüler sevgi algısı şu an neyi kapsamakta ve bizi nelerle meşgul etmekte?

Eğer gerçek manasıyla imanın tadına ermek istiyorsak, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bizlere öğretmiş olduğu şu metotları izlemeliyiz

Allah ve Resûlü’nü herkesten çok sevmeliyiz.

Allah ve Resûlü’nü sevmek; bizi imanın olmazsa olmaz şartına, yani Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid'in özüne götürür. "Lâ ilâhe illallah" (Allah’tan başka ilah yoktur) dedikten sonra gelen "Muhammedürresûlullah" (Muhammed Allah’ın Resûlüdür) ifadesi; en başta sevmemiz, özümsememiz ve kalbimizin tam merkezine yerleştirmemiz gereken en yüce sevdadır. Ashabın Peygamber Efendimiz’e karşı duyduğu ve her fırsatta dile getirdiği "Anam babam sana feda olsun" teslimiyeti ile Bakara suresi 165. ayet-i kerimede yer alan: “İman edenlerin Allah sevgisi ise çok daha kuvvetlidir.” beyanı, bizlere gerçek manada sevginin ne olduğunu ve nasıl yaşanması gerektiğini en açık şekilde kavratmaktadır.

Sevdiği kişiyi sadece Allah için sevmeliyiz.

Bugün sevgi, sevda, aşk kavramına baktığımız zaman bizleri tamamen farklı düşüncelere götürmektedir. Aslında her kimi seversek sevelim bu kişiyi Allah için sevmemiz gerektiği gerçeğini ne yazık ki göz ardı edebilmekteyiz. Yani anne babamızı, eşimizi, çocuklarımızı, arkadaşlarımızı ve diğer tüm insanlığı sadece ve sadece Allah için sevmemiz gerekmektedir. Karşınızdaki dostunuz size Allah’ı hatırlatmıyorsa bence dostluğunuzu gözden geçirmelisiniz. Değilse Kur’an’da yer alan ifadelere baktığımız zaman nice dostluklar ahirette düşmanlığa dönüşecek ve: “ Biz dostlarımızın kurbanı olduk Ya Rabbi!” sözleri artık çok geç ifade edilen cümleler olmaktan öteye geçemeyecektir.

Ateşe atılmaktan nasıl korkuyorsa imandan sonra küfre dönmekten de öylece korkmalıyız.

İmanı korumak, bu hayattaki en büyük çabamız ve en mühim gayemiz olmalıdır. Çünkü imansız ölmek; küfür, isyan ve büyük bir hüsran üzere bu dünyaya veda etmek demektir. Bu acı son ise —Allah muhafaza— ebedi cehennemin kapılarını aralarken, dünyada işlediğimiz tüm güzel amelleri de bir anda boşa çıkarıverir. Yazımın bu son bölümünü, imanı muhafaza etmenin zorluğunu ve bu uğurda acele etmemiz gerektiğini anlatan Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şu sarsıcı hadis-i şerifi ile tamamlamak istiyorum:

“Yararlı işler yapmakta acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte, karanlık gece zifirileri gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zaman insan, mümin olarak sabahlar, kafir olarak geceler; mümin olarak geceler, kafir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân 186; Tirmizî, Fiten 30)

Selam, dua ve muhabbetlerimle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bayram Miroğlu Arşivi

Cami ve Sosyal Hayat

12 Ekim 2026 Pazartesi 13:18

Din Hizmetine Adanmış Ömürler

05 Ekim 2026 Pazartesi 14:21

Değerli Yazıcılar

21 Eylül 2026 Pazartesi 12:12

NE BİR EKSİK NE BİR FAZLA

14 Eylül 2026 Pazartesi 11:29

Size Selam Olsun

07 Eylül 2026 Pazartesi 14:50

İslam Kolaylık Dinidir

31 Ağustos 2026 Pazartesi 14:38

Peygamberimiz ve Güzel Ahlak

24 Ağustos 2026 Pazartesi 13:48

Ahireti Unutursak, Unutuluruz!

17 Ağustos 2026 Pazartesi 09:57

Niyet Ettim Allah Rızası İçin

10 Ağustos 2026 Pazartesi 15:47

Senin Tercihin, Senin Kararın

03 Ağustos 2026 Pazartesi 14:29