Şehrin farkını farketmek lazım

Şehir’den kısa bir süre de olsa uzak kaldım ve yine anladım ki bu şehrin her şeyi diğer şehirlere göre bambaşka .
Bu şehrin havası, suyu, insanı başka. Yaşadığımız şehrin güzelliklerine değer katan yine bu şehrin insanı. Bu şehrin üreteni, bu şehrin tüketeni. Bu şehir, inanın  manevi havasıyla bile yeter de artar bile farkı fark etmeye. Bize dışardan nasıl bakarlarsa baksınlar biz bu başkalığa razıyız. Yeter ki biz biz olalım bu güzelliklerimizi koruyalım, idarecilerimiz şehrin bu güzelliğini, estetiğini, düzenli yerleşim planını bozmadan yenilikler yapsın razıyız tüm sıkıntılara. Biz bu manevi hazzı yaşarız güzelim Konyamız’da.
***
Krizi fırsata çevirmek…
Bir enteresanlaştı piyasalar ki sormayın.
Nereye gitsek, kiminle konuşsak “ne olacak bu piyasaların hali” sorularıyla karşılaşıyoruz.
Piyasalar her geçen gün biraz daha karışık bir hale gelirken, krizin fırsata çevrilmesini isteyenler de çıkıyor ortaya ya şaşmamak mümkün değil. Kimi maaş vermekte, kimi hammadde almakta, kimi depo dolusu ürününü satmakta binbir güçlük çekerken, düşünsenize krizin fırsata dönüştürülebileceği açıklaması size ne ifade eder.
Deniliyor ki ekonomik istikrar var. Doğru ama bu istikrar nedense kazanç olarak değil tam tersi kayıplar olarak var.
Parası olana kriz falan yok elbette. Krizi fırsata çevirenler de sadece onlar. Düne kadar olağanüstü değerli olan bir fabrika, ev, bir araba ne bileyim bir çok kıymetli arsa-arazi bugün neredeyse değerinin 3’te 1 fiyatına alıcı bulabiliyorsa bu krizi fırsata çevirmek olarak değerlendirilebilir o malum tavsiyeci kesim tarafından. Peki ya işçisinin maaşını ödeyemeyen artık takati kalmayan kesim ve hatta üç kuruşluk asgari ücret ile ev geçindirip çocuk okutmaya çalışan kesim ne yapacak.
Ücretli çalışan hele de emekli olan zaten yanmış bu memlekette. Onlara istikrar var maaşları hep aynı seviye de 8 bilemediniz 10 liracık artıyor. Ne işine yarayacaksa o miktardaki bir zam sanırım bu hiç umursanmıyor bile…
Tabi kriz var, sözde ekonomik istikrar var ya ondan bu kadarcık zam verilebiliyor. Ama bakıyorsunuz bir araçlardaki ÖTV indirimi yapılıyor, nedense mutlu kesim acentalarda araba bırakmıyor hatta sıraya giriyorlar. Olmadı gidip 250 milyarlık daireyi 100 milyara, trilyonluk araziyi birkaç yüz milyara kapatıp alıyorlar. “Kriz var da böyle bir de olmasa nolur acaba?” demeden geçemiyor insan…
Kriz kısacası kıt kanaat geçinenleri yakıp kavurmaya devam ediyor. Diğer taraftan anlamsız politikalarla sadece zengini zengin etmeye devam eden anlayışın ben yaptım oldu bakış açısı hala ve ısrarla devam ediyor. Vatandaşa yapılan bu zulümdür, üstelik aynı vatandaşın verdiği desteğe rağmen bu yapılan yine aynı vatandaş tarafından görmezden geliniyor ya işte ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Anladım anlamasına da neyi anladığımı anlayamadım durumu yani…
***
Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan
11 ayın sultanı mubarek Ramazan geldi çattı. Hoş geldi, sefa geldi. Çok değil yaklaşık iki hafta sonra  sahur, iftar, teravih çoşkusu saracak hepimizi. Hayırlı mubarek olsun şimdiden.
Her geçen yıl biraz daha sıcak günlere doğru rastgelecek olan Ramazan ayı hazırlıkları yapılacak, piyasalar oldukça hareketlenecek elbet. Tabi böylesi kriz zamanında o eski alışılagelmiş piyasalar olmayacak, güzel sofralar kurulamayacak. Maaşına 8-10 lira zam yapılan bir vatandaş nasıl güzel sofra kurabilir ki zaten.
Benim en çok endişe ettiğim iki durum var doğrusu. Birincisi vatandaşın üzerindeki malum kriz nedeniyle yaşadığı adeta sinir buhranı. İkinci durum ise trafik çilesinin ramazandaki hali.
Ne olur sakin. Kalp kırmak zaten hoş değil bir de böyle mubarek günlerde hiç yakışmaz. Siz siz olun alttan alan taraf olun.
Merhaba Şehir’in başka sayılarında görüşmek üzere huzur dolu günler dileğiyle…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi