Pir'den prim yapmayın
Hz. Mevlana'nın dinler üstü gösterilmeye çalışılmasına Büyükşehir Belediyesi de yaptığı çalışmada yer verdiği ibareler ile ortak oldu. Diğer yanda ise, Mersin'de Mevlana'nın çağrısı adı altında yapılan dans ise büyük tepkilere neden oluyor.
Hz. Mevlana'nın “Ben Kur'an'ın kölesiyim. Hz. Muhammed'in yolunun tozuyum” demesine, onun yaptığı çağrıların İslam'a olmasına rağmen, onu dinler üstü göstermek için yapılan çalışmalara yenileri eklenmeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi'nin Benim İçin Mevlana adlı projesinin yer aldığı internet sitesinde de yazılan yazı ile Hz. Mevlana'nın dinler üstü gösterilmeye çalışıldığını söyleyen Konya Kültür Sanat Derneği Başkanı ve Postnişin Mehmet Çıpan, internet sitesi içerisinde yer alan ibarelerde geçen, Mevlana'nın öğretilerinin bir millete ve bir inanç grubuna mal olmadığı ibarelerinin yanlış olduğunu söyleyerek, Hz. Mevlana'nın bir İslam alimi, din adamı olduğunu belirtip, Hz. Mevlana'nın İslam'ın anlaşılması ve bütün adem oğluna tebliğ yolunda çalışan bir alim olduğunu belirtti. Çıpan, Mevlana'nın İslam'dan başka bir dine mal edilemeyeceğini belirterek, “Eğer Konya Büyükşehir Belediyesi de Hz. Mevlana'yı dinler üstü olacak şekilde böyle tanıtırsa, sayfanın içerisine de, 'Benim için Mevlana, Eşhedü Ella İlaheillallah ve Eşhedü Enne Muhammeden ve İsa'en Abdühü Verasülüh demektir' diyen yorumcuları görüyoruz. Bu yorumlar bizi ve çelebi ailesini sıkıntaya sokmaktadır. Yapılan bu çalışmada bazı hassasiyetlerin gösterilmesi gerekir” dedi.
MERSİN'DE YAPILAN MEVLANA'YI ANLATMIYOR

Mersin'de Mevlana'nın Çağrısı adlı operanın Mevlana'nın felsefesi ile hiçbir ilgisi yok.
Hz. Mevlana ile igili hassasiyetler gösterilmediği için, birçok sıkıntılı durumun ortaya çıktığını belirten Çıpan, “İslam'a olan gel çağrısını görmek gerekir. Aksi halde, Uluslararası Mevlana Vakfı'nın, yurt dışında ve içinde yaptığı çalışmalar ve hakları olmadan verdikleri icazetlerin dikkatli olarak izlenmesi gerekir. Bunlara göz yumulması halinde ise Hz. Mevlana'yı dinler üstü gösterme çalışmaları meydana gelmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı. Kiliselerde, şampanya tanıtımlarında ve uygun olmayan yerlerde semaların yapılmasına bir yenisinin daha eklendiğini belirten Çıpan, Mersin Devlet Opera ve Balesi'nin, Mersin'de 'Mevlana'nın çağrısı' adı altında tek perdeli gösterinin Mevlevilik ile ilgisinin bulunmadığını ve yapılan uygulamalardan Mevleviler'in ve çelebilerin rahatsız olduğunu söyledi. Çıpan, “Bir koreograf tarafından hazırlandığı söylenen oyunda sözde tennure ile dans yapıldığı medyada yer aldı. Burada yapılan tamemen İslam'dan uzak, yarı belden yukarısı açık, bizim hanımlarımızın bile giymediği adına tennure dedikleri bir etek ile ortada 15-20 dakika dönerek, çark atılmayıp, kendisini derviş sanan birisinin yaptığı bir gösteridir.
Bu gösteriyi 2008 yılında Hz. Mevlana ve mevlivilik kültürünü koruma altına alan Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurumun yapması bizleri çok fazla üzmüştür” diye konuştu. Yapılan gösterilerin sema diye adlandırılması ve Hz. Mevlana ile ilişkilendirilmesinin geçmişten gelen yanlış uygulamaların sonucu olduğunu belirten Çıpan, bu uygulamalardan bir tanesinin de, Konya'da yapılan sema törenlerinin aslına uygun hali ile yapılmadığı olduğunu belirtti. Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'nun yaptığı sema gösterisinde ezanın, selavatın, selanın olmadığını dile getiren Çıpan, semanın sadece yüzde 40-45'ine tekabül eden bir tören yapıldığını söyleyerek, “Konya'da usulüne uygun sema yapılmıyorsa, Mersin'de bu törenin yapılmıyor olması doğal bir sonuç haline gelir” dedi. Konya'daki sema yapanlara “Yapamıyorsanız bırakın yapacak olanlar gelsin” diyen Çıpan, kendilerinin öyle bir sema yapmada gözlerinin ve taleplerinin olmadığını belirterek, kendilerinin gösteri amaçlı sema yapmayacaklarını ifade etti.

Esin Çelebi Bayru'nun kardeşi Faruk Hemdem Çelebi Kabir Helminski ile kilisede yapılan semayı izliyor.
ALKOLİKLERE 'SÖZDE İCAZET' VERDİLER
Mevlana'yı dinler üstü gösterme çabalarının altında yatan bir diğer olayın da Hz. Mevlana'nın 2 torunu tarafından yürütüldüğünü söyleyen Mehmet Çıpan, 1878 yılından bu yana Mevlevilik kültürüne Alevilik ve Bektaşilik kültürünün entegre edilmeye çalışıldığını söyledi. Çıpan, “Bugün insanların en çok tanıdığı Esin Çelebi Bayru ve kardeşi Faruk Hemdem Çelebi Beyefendi'nin dedesinin dedesi Abdülvahit Çelebi, dedesinin babası Abdul Halim Çelebi'nin ortaya koydukları Bektaşilik ve Alevilik uygulamaları, bugün de onların torunlarının çocuklarının uygulamaya çalıştıkları kilise semazenleri sonucunu doğurmuştur” ifadelerini kullandı. Faruk Hemdem Çelebi'nin sözde icazet dağıttığını iddia eden Çıpan, “2005 yılında kadınlar ile erkeklerin bir arada sema etmesinde bir sıkıntı görmediğini söyleyen Hemdem Çelebi, Amerika'da, Fransa'da bir çok yerde kiliselerde kendi hakkı ve yetkisi olmamakla birlikte sözde icazet dağıtıp, oralarda İslam'dan uzak bir Mevlana'yı anlatmaktadır. Bunun neticesi olarak da artık başta İstanbul olmak üzere dünyanın birçok yerinde kiliselerde sema edenler, alkolik semazenler, alkolik mevlevi dedeleri ve bir dünya kadın semazen türetilmiştir. Bu konuda Mevlana torunu olmasından dolayı Faruk Hemdem Çelebi ve Esin Çelebi Bayru'yi Allah rızası ve Hz. Pir adına ikaz ediyorum” diye konuştu. Yapılan semanın mevlevilik ile alakasının olmadığını dile getiren Çıpan, kiliselerden çıkıp camilerde buluşmayı talep ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: “Hz.Mevlana'nın ortaya koymuş olduğu hoşgörüyü, Peygamberimiz'den öğrendiğini unutanlar, Mevlevilik'te sınırsız hoşgörü olduğunu iddia edip, içki içip sema edebileceklerini, kadınlar ile bir arada sema edip, abdestsiz semahaneye ayak basacaklarını sanıyorlar.”

Kabir Helminski ve Amerikalı Mevleviler The Garrison İnstutue adlı merkezde The Thereshold Society adlı dernekte bir arada sema yapıyor.
KİLİSE TEMİZLEYENLERE ŞEYHLİK VERDİLER
Görüşünü aldığımız Hz. Mevlana'nın sağ olan en yaşlı torunu Faruk Yarkın Çelebi'nin oğlu Sıtkı Selim Yarkın Çelebi de, dinler üstü olanın sadece Allah olduğunu belirterek, başka türlüsünün iddia edilemeyeceğini söyledi. Çelebi, “Geçmiş dönemde çelebilikleri alınanlar, İstiklal Harbi'nde ihanet suçu işleyip, mahkemelerde yargılananlar, Müslüman olmayan, Hıristiyan, Ateist, Bektaşi olduğunu söyleyenler kilise ve mezarlık temizliği yaptırarak şeyhlik ve şıhlık verdiklerini kendileri açıkladılar. Bugün sembolik de olsa Çelebilik makamı babam Faruk Yarkın Çelebi'ye aittir” dedi. İcazet vermenin kolay mertebe olmadığını söyleyen Çelebi, bilgi birikimi ve yaşam tarzının olacağını, tam bir Müslüman olması gerektiğini belirtip, Müsülüman olmayanlara da şeyhlik ve dervişlik verildiğini dile getirerek bu durumdan rahatsız oldukklarını ifade etti.

Amerikalı Sözde Mevlevi Dedesi Kabir Helminski içki masasında
MEVLANA'YI TORUNALIR BAŞKALAŞTIRIYOR
|
Kabir Helminski-Esin Çelebi Bayru ve Doç. Dr. Nuri Şimşekler Mevlana Kültür Merkezi'nde. |
Batılılaşmak adı altında, Mevlana'nın aile bireyleri tarafından değiştirildiğini söyleyen Çelebi, “Rengarenk desenli elbiseler giyiyorlar. Biz onlara tennure demiyoruz entari diyoruz. Sema olduğunu söyledikleri dönme dansı yapıyorlar. Adına sema deseniz de sema olmuyor o. Çelebi olduğunu söyleyenler, küstah kapısından çıkartmak istediğimiz aile bireyleri bunlara çanak tutmakta, Avrupa'ya açılmak, batılılaşmak adına Hz. Mevlana'yı değiştirmektedirler. Kültür Bakanlığı ve Konya Büyükşehir Belediyesi'de bilmeyerek de olsa bunların tuzağına düşmekte, Konya'yı turizme açmak gibi nedenler ile çanak tutmaktadır. Hz. Mevlana'yı başkalaştırırsanız, adamlar, bir dergah da ABD'ye açıp dergahımız burda diyebilirler. ABD'de Mevlana sempatizanı olanlar, Mevleviliği yaşamak için İslam'a dönmektedir. Hz. Mevlana'yı İslam'dan ayıranlandan Hz. Pir dedemiz davacı olacağı gibi biz de, iki tarafta da davacı olacağız” ifadelerini kullandı. MUSTAFA ÖZÇELİK






Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.