Osmanlı’nın örnek adaleti
Dünya tarihi boyunca Asr-ı Saadet ve Hulefa-i Raşidin devirlerinden sonra, idaresi altında barındırdığı insanlara adaleti tam ve hak ettiği şekilde dağıtan Osmanlı Devleti gibi bir başka devlet görülmedi. Bunu her geçen gün ortaya çıkan yeni vesikalar teyit ediyor.
Osmanlılar temsil ettikleri medeniyetin her noktasına dikkat ettiler. İnsanlar arasındaki hukuku, insanın hayvanlara karşı vazifelerini, Müslüman'ın Müslüman'a, Müslüman'ın gayrimüslime karşı hukukunu hiç aksatmadan uyguladılar. Bu konuda makam ve mevki gözetmediler. Suçlu her kim ise onu cezalandırdılar. Hasıl-ı kelam, İslam hukukunun tayin ettiği sınırlar içinde davrandılar.
Araştırmacı-Sahaf Mehmet Doğan, Konya Şer'iye Sicillerinde geçen, 245 sene önce Sille’de bir Rum ile Ali isminde bir Müslüman arasında yaşanan ve mahkemeye intikal eden hadiseyi şöyle anlatıyor: “Sille köyündeki bir Rum'un kapısına gelip ağır hakaret edip ardından da tehdit eden Ali isminde bir Müslüman, mahkemede suçlu olmadığını beyan etmiştir. Fakat, iki Müslüman şahidin Ali'nin aleyhinde şahitlik etmesi üzerine, eyalet valisinin de hazır bulunduğu muhakeme neticesinde Konya mahkemesi, Ali'nin Sille köyünden çıkarılmasına ve bir daha Sille'de ikamet etmemesine karar vermiştir. Mahkemenin kurulup şahitlerin dinlenmesi ve kararın verilmesi hakkındaki bu vesika şöyledir: ‘Konya şehri nahiyelerinden Sudirhemi nahiyesine bağlı Sille isimli köy sakinlerinden işbu dava dilekçesini veren Kapril oğlu Muşyi adlı zimmi (gayrimüslim), Karaman valisi Vezir Hacı Mehmed Paşa'nın huzurunda akdedilen şer'i mecliste, Sille sakinlerinden olup mübaşir vasıtasıyla getirtilen Mahmud oğlu Ali isimli kimse hazır olduğu halde Ali hakkında davada bulunup şöyle dedi:
'Bu vesikanın yazılmasından bir gün önce bu Ali, adı geçen köydeki evimin harem kapısı eşiğine gelip haksız yere bana ‘Kafir köpek, ithamcı! Seni katlederim’ diyerek küfür etti ve şeriata aykırı olarak sövüp saydı. Kendinin sorguya çekilip şer'i olarak gereğinin yapılması ve hak olanın yerine getirilmesi isteğimdir.' ‘Sorguya çekilen mezkur Ali cevabında, Muşyi'nin harem kapısı eşiğine bir cevap için vardığını doğruladı ve yazıldığı üzere bir kağıt gösterdi. Bunun üzerine davacıdan yazıldığı üzere iddiasını beyan eden de1il talep edildi. ‘Müslüman erkeklerin hür ve adaletlilerinden Hacı İsa oğlu Ali ve Osman oğlu Ömer isimli kimseler şahitlik için şer'i meclise çağrılıp hazır olup, şehadetlerine müracaat edildiğinde: 'Gerçekten de zikredilen tarihte adı geçen Muşyi'nin harem kapısı eşiğine ismi geçen Ali gelip haksız yere ‘Kafir köpek, ithamcı! Seni katlederim’ diyerek küfür etti ve şeriata aykırı olarak ona sövüp saydı. Bizler bu hususa şahidiz, şehadet dahi ederiz.' diyerek her biri olarak şehadetlerini eda ettiler.
‘Bizler kendisinden razı ve hoşnut değiliz; kendisinin hali ve tavrı kötülük üzere olmakla köyümüzden çıkarılıp bundan sonra bu köyde sakin olmaması ona tenbih olunsun.’
‘Şehadetleri kabul edilip ismi geçen Ali'nin hükmü verildikten sonra, davacı Muşyi, şer'i mecliste: 'Mezkur Ali'den emniyetim yoktur. Kendisi, fitne uyandırıcı ve insanların kötülerinden olup, köy işlerinin karışmasına sebep olmaktadır. Kimse kendisinden razı ve hoşnut değildir. Böyle kötü bir hal üzere olduğu için Ali'yi köyümüzden çıkarın. Durumu, köyümüz ahalisinden sorulup haberleri dahi yazılsın.' dediğinde; Sille köyü ahalisinden Hacı Osman oğlu İsmail Ağa, Hacı Ali oğlu Hacı Ahmed, Ali oğlu Mehmed, Hacı Ali oğlu Hacı Mehmed, Hacı Hüseyin oğlu Musa, Hamza Beşe oğlu Hüseyin Beşe, Ahmed oğlu Ali ve zimmilerden Çavuş Zimmi, Niğdelioğlu, Tori oğlu Döğenci, Kulaksız Keşiş, Karyağdı oğlu Andon, Durmuş oğlu Yorgi, İse oğlu Arbaham, Baryem oğlu Sava, Topal Bostan, Dimitri, Ağaki, Aneştaş oğlu Sava; toplu olarak rnezkur şer'i mecliste şöyle dediler: 'Zikri geçen Ali, fitne uyandırıcı ve insanların şerlilerinden olup, köyümüzün işlerinin karışmasına sebebiyet vermektedir. Bizler kendisinden razı ve hoşnut değiliz; kendisinin hali ve tavrı kötülük üzere olmakla köyümüzden çıkarılıp bundan sonra bu köyde sakin olmaması ona tenbih olunsun.'
‘Böylece cümlesi onun kötü halini haber vermeleriyle mezkur Ali'nin Sille köyünden çıkarılıp bundan sonra o köyde yaşamaması kendisine tenbih olunmuştur. Vaki olan durum, davacının talebiyle yazılmıştır." 22 Ramazan 1178 [15 Mart 1765]
Şahitler
Mehmed Ağa oğlu İsmail Ağa, Haliloğlu Molla Mehmed, Hacı Musa, Hacı Mehmed Ağa, Es-Seyyid Abdullah Ağa, Serdar-zade Abdurrahman Ağa, Kara Hoca-zade Palulu(?) Molla
Mehmed.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.