O’nun izinden gitmeliyiz

O’nun izinden gitmeliyiz

Eğitimici-Yazar Abdullah Büyük, ANADER tarafından düzenlenen ‘Kutlu Doğum Özel’ progamına konuşmacı olarak katıldı. Büyük, tüm dünyanın peygamberimizin izinden gitmesi gerektiğini söyledi

Anadolu Aile Derneği (ANADER), ‘Kutlu Doğum Özel’ programı düzenledi. Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Eğitimci-Yazar Abdullah Büyük, Ribat Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program ANADER’in tanıtım sinevizyonu ile devam etti.

Programa konuşmacı olarak katılan Eğitimci-Yazar Abdullah Büyük, “Her konuda, her hadisede ve her oluşumda rehberimiz ve örneğimiz olan Peygamberimizle, günümüzdeki varisleri karşılaştırmak, adeta test yapmak gerekirse, aşağıdaki tespitlerimizi tek tek ele alıp, üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Peygamberimiz Efendimiz: Tüm insanlara Peygamber çocuğu olarak baktı. İçinde bulunduğu toplumda, hayat standardı en düşük olan insanların seviyesinde bir hayatı vardı. Peki, ne diyordu o güzel Peygamber, ne istiyordu toplumdan, ashabından? Öldürürken, güzel öldürün, buyuruyordu. Koyunları sağarken, tırnaklarınızı kesin, diyordu, Kuduz köpeklere işkence yapmayın, ikazını yapıyordu. Kadınlarınızın yaptıkları şeylere çirkin demeyin, diyordu, Çocuklarınızı, Yahudileştirmeyin, Hıristiyanlaştırmayın, uyarısında bulunuyordu” dedi.

FAİZDEN UZAK DURUN
Peygamberimizin, ‘Bakışlarınızla bile, Müslüman kardeşlerinizi rahatsız etmeyin’  dediğini hatırlatan Büyük, “Bir saatlik adaletli yönetimde, 60 yıllık ibadet sevabı vardır, müjdesini veriyordu. Gece hanımlarınızla birlikte teheccüde kalkınız, diyordu, Gayr-ı Müslimlerin haklarını ve hukukunu koruyun diyordu, Birbirlerinizle kopuk yaşamayın, birbirlerinize sırtlarınızı dönmeyin, diyordu, Faizin her çeşidinden uzak durun ihtarında bulunuyordu. Kamunun mallarını çarçur etmeyin buyuruyordu. Peygamberimizin, inşasında kerpiç taşıdığı mescidini yakinen tanımak, Peygamber varislerimizin gözünü, gönlünü ve ufkunu daha fazla açacağına inanıyor ve aşağıdaki tespitlerimizi sunuyorum. Mescidini, ümmet-millet meclisi olarak kullandı, Mescidini, bir mektep, bir okul olarak devreye koydu, ilk muallim de kendisi oldu, Yabancı heyetleri kabul etti ve orayı müzakere salonu olarak kullandı” diye konuştu.

MESCİD ÇOK YÖNLÜ KULLANILMAKTAYDI
Mescidin bir bölümününün kimsesizler yurdu olarak da kullanıma açıldığını hatırlatan Büyük, “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma merkezi gibi işleri gördüler, İnsanların derdini, sıkıntısını mescidinde dinledi ve onlara çareler sundu, Bekârlara ve evlenemeyenlere mescidinin kapısını açtılar, Mescidinde yardım toplattırdı. Hatta bir seferinde yardım toplayan bir sahabi, cemaatin hanımlar kısmına geçmiş, hanımlar bileziklerini, gerdanlıklarını, küpelerini, yardım toplayan sahabenin eteğine atmışlardır. Bu yardım kampanyasında bazı kadınların heyecanlanmalarından ötürü, kulaklarının deliklerini yırttığı söylenmiştir. Mescid, mahkeme salonu olarak da vazife yapmıştır, Savaş dönemlerinde hastane ve sağlık yurdu olarak kullanılmıştır, Devletin misafirhanesi olarak kullanılmıştır. Yabancı delegeler ve temsilciler geldiğinde, orada misafir edilmişlerdir. Delegelerden Gayrimüslim olanlar için, mescidin bir köşesinde ibadetlerini, ayinlerini yapmaları için izin bile verilmiştir, Mescit aynı zamanda bir sanat ve kültür merkezi olarak da kullanılmıştır” dedi.

MEHMET AKİF SÜTÇÜ merhabahaber.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.