Niçin İnşallah demeliyiz?
Hamd alemlerin Rabbine, Salavat Efendimiz (s.a) ve aline, ashabına.
İnşaallah, Allah (c.c.) dilerse, Allah isterse, Allah izin verirse anlamına gelen bir kelime olup, yapılacak herhangi bir şey hususunda işi Allah’ın iradesine ve takdirine bırakmak manasını taşır.
Kainatta herşey Allah’ın ilmi, iradesi, gücü ve takdiri ile meydana gelir. Şöyle ki Allah (c.c.) herşeyi sonsuz ilminin sınırsız ve mutlak iradesinin bir tecellisi olarak dilediği zaman ve mekanda yaratmıştır. Bu alemde olmuş ve olacak ve varsa hepsi Allah’ın ilmi (Allah’ın ilim sıfatı) ve dilemesi/istemesi (Allah’ın irade sıfatı) ile olmuş ve olacaktır. (El Maide 5/1, Hûd 11/107, El Kasas 28/68, Yasin 36/82)
Allah’ın her dilediği istediği olur. (kün fe yekun), dilemediği, istemediği ise olmaz. “Allah dilediğini istediğini yaratır. Bir işin olmasına hükmederse ona [OL] der ve o iş anında oluverir” (Ali İmran 3/47, El en’am 6/13, en-Nahl 16/40, Meryem 19/35, Yasin 36/82, El-Mü’min 40/68) Allah sonsuz ilmiyle herşeyi bildiği ve sınırsız mutlak irade olduğu için O’nun dilediği/istediği her şey anında meydana gelir. (Şamil İnsan Ans. C:1/168)
Mekke döneminde müşrikler, Nâdir bin Hâris ve Ukbebin Ebû Muayt’ı Medine’de bulunan Yahudi bilginlere Hazret-i Muhammed Sallalahü Aleyhi Vesellem-in peygamberliği hakkında akıl danışmak üzere Medine’ye gönderirler. Yahudiler bu heyet üyelerine Hazreti Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem efendimize üç şey hakkında; Ashab-ı Keyf, Zülkarneyn ve ruh hakkında soru sormalarını, eğer Hz. Muhammed (S.A.V.) bunları bilirse O’nun peygamber olduğunu, bilmez ise peygamber olmadığını söylerler. Bu iki kişi Mekke’den Medine’ye döndükten sonra müşrikler Hazreti Peygamber (S.A.V.) efendimize gelerek bu soruları sorarlar. Kainat efendisi Peygamberimiz (S.A.V.) de; Yarın bu soruları cevaplayacağım der.
Ancak; kendisine onbeş gün sonra bu sorulara cevap veren ayetler nazil olur.
İki cihanın efendisi Peygamberimiz (S.A.V.) Mekkeli müşriklerin bu sorularına; “İnşaallah/Allah dilerse yarın cevap veririm.” Demediği için Yüce Rabbimiz tarafından ikaz edilmiş ve kendisine şu Ayetler nazil olmuştur:
“Hiçbir şey için İnşâallah /Allah dilerse” demeden; “Ben yarın şu işi yapacağım” deme. Bunu unuttuğun zaman Allah’ı an ve “Umarım ki Rabbim beni, doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletir” de (el-Keyf.18/23-24)
Bu Ayet Peygamber (S.A.V.) Efendimizin şahsında aslında kıyamete kadar bütün Müslümanlara bir uyarıdır. Zira yapılacak bir işte; “İnşâallah /Allah izin verirse” demek İslâmi bir edepten olduğu gibi, Allah’ın sonsuz ilmini, sınırsız ve mutlak iradesini tasdiktir, Allah’a tevekküldür, O’na boyun eğmek ve O’ndan yardım istemek demektir. Bu sebeple biz Müslümanlar, gelecekte bir iş, görev yapacağımız zaman “İnşâallah/Allah dilerse, Allah izin verirse” demeliyiz. Böylece Allah’ın iradesini ve kudretini ikrar edip, Rabbimizden yardım ve müsaade istemiş oluruz.
Anlatacağımız şu gerçek hikâye, konumuzun daha iyi ve müşahhas bir şekilde anlaşılmasını sağlayacaktır. “İnşâallah”
Vatandaşın birisi, bir akşam hanımına;
“Yarın hava yağmurlu olursa değirmene, güneşli olursa çifte gideceğim der.” Hanımı; “İnşâallah de bey” der.
Adam, bir an gaflete kapılır ve;
“Bunun İnşâallah’ı, Maaşallah’ı olur mu?”
“Hava ya yağmurlu olur veya güneşli olur” diye hanımına sertçe cevap verir. Hanımı;
“Olsun, sen yine de İnşâallah de. Üçüncü bir şey de olabilir” der.
Sabah olduğunda evin kapısı hızlı hızlı çalınır. Kapıyı açtığında kapıda iki atlı görünür. Atlılar “Falanca köyün yolu nerede?” diye adama sorarlar. Adam köyü iyi tarif edemeyince adama bir kamçı indirip;
“Düş önümüze!” derler. Adam götürüp, ta akşama kadar köyü bulana dek gezdirirler. Adam, akşam vakti evine gelip evinin kapısını çalar. Hanımı;
“Kim o” diye sorar. Adam;
“İnşâallah benim. Aç hanım aç, İnşâallah benim.” Diye mırıldanarak cevap verir.
Sonuç olarak söylemek gerekirse; Biz Müslümanlar yapacağımız her işte; “İnşâallah, Allah izin verirse” demeliyiz. Çünkü İnşâallah demek, İslâmi bir terbiyeden olduğu gibi, Allah’ın sonsuz ilmini ve sınırsız mutlak iradesini tasdik, Allah’tan yardım ve izin isteme, O’na tevekkül etmek manalarını da taşımaktadır.
Müslüman ülkelerde ve ülkemiz üzerinde bulunduğu sıkıntılı şu günlerde kafiri, kafire çattır da, Müslümanları selâmette kıl.
İçimizde bulunan İslâm düşmanları ve beyinsizler yüzünden helâkını umumileştirme! “İNŞÂALLAH”
(Yusuf Şevki YAVUZ İlim Bahsi, Cengiz YAĞCI Subuti Sıfatlar, İsmail KARAGÖZ İslâmi Kavramlar, Selim YAVUZALP Yaşanmış Öyküler, Elmalılı Hamdi YAZIR Hak Dini Kur’an Dili) Bkz





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.