Halim Selvi

Halim Selvi

Neden zorlaştırıyoruz?

Neden zorlaştırıyoruz?

Allah insanın ruhsal ve fiziksel durumunu yaratmış ve onun fıtratını gücünün yettiği kadar sorumlu tutmuştur. Mamafih her yatsı namazından sonra camilerimizde okunan Bakara suresinin son ayetinde “Allah her şahsa, ancak gücü yettiği kadar sorumluluk yükler.” Mecalimizi, gücümüzü, takatimizi de en iyi bilen Allah’tır. Nisâ Suresinin 28. inci ayetinde şöyle belirtilmiştir: Allah sizden yükünüzü hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.”

İslam dini kolaylık dinidir, güçlük dini değildir. Mensubu olduğumuz İslam dini hayatımızı anlamlı kılan, huzuru yaşantımıza alabilen yegâne dindir! Bu yüzden iftihar etmeliyiz. Çünkü ibadet ve diğer hükümleri kolaylık üzerine kurulmuştur bu dinde. Bu gerçeği ifade eden ayetler; “Allah size kolaylık diler, güçlük dilemez.”( Bakara suresi,185) “Allah dinde üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi.”(Hac suresi,78)

Peygamber Efendimiz kendisi devamlı kolaylık gösterdiği, kolay olanı tercih ettiği gibi ashabına da kolay olanı tercih etmelerini ve kolaylık göstermelerini emretmiştir. Peygamberimiz ashabını bir yere görevli gönderirken dikkatlerini çekerek “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.’ Buhari’ Hz. Aişe radıyallahu anh validemizin anlattığına göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem işlerinde devamlı kolaylık yönünü tercih etmiştir. O, şöyle anlatır: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem her ne zaman iki işten birini seçmek arasında muhayyer kılındı mı, günah olmadıkça onlardan en kolayını seçerdi. Günah olduğu takdirde, ondan insanların en uzak kalanı o olurdu. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem her hangi bir şeyden dolayı kendisi için asla bir öç almamıştır. Ancak Allah’ın hürmetinin ayaklar altına alınması hariç, o zaman Allah için öç alırdı."( Buhari)

Binaenaleyh önceliğimiz nedir? diye sorarsak; fazlalıklarımızdan kurtulmak, gereksizlerden arınmak anlamında cevaplandırabiliriz. Hayatımızda İslam’ın esaslarının hayatımızda yer ettiğinde neyimiz tam olduğunu da anlamış oluruz. Fazlalıklar için gerek var mı yok mu? bu durum da anlaşılır.

İslam bizden ne istiyor? Amentü/iman. Daha başka; Namaz, Oruç, Hac, Zekat. Bakalım İslam’ın 5 şartına göre fazlalıklarımız var mı? İman var elhamdülillah. İkinci olarak hayatın hiçbir anında (hastalıkta, sağlıkta, yolculukta savaşta vb) durmayan, günü beş vakte programlayan namaz. Günlük 5 vakit namaz: 40 rekât (17 rekât farz, 23 rekât sünnet) Bu tam mı? Şayet bu da tam ise yaşantımızda imanla birlikte 2/5 İslam esası var. (senede bir ay) Ramazan orucu var çok şükür:3/5. Formülüze etmek gibi anlaşılmasın! Ancak hayatı amaçlı kılmak için bu esaslar Müslümanın “hedef”leridir. Daha bitti mi mücadele, cihad? Hac ibadeti için maddi ve manevi birikim, azık hazırlamak. Önderimiz, peygamberimiz, rol modelimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem yapmış ve bizim de bu ibadetleri yapmak hedefimiz. Bu hac ibadeti de tam ise 4/5. Geldik zekat şartına. Müslüman kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması , “nisap miktarı”1 mala sahip olması gerekir. Bu ibadeti de yapıyorsa 5/5 yani “İslamın şartları” nı yerine getirmiş oluruz.

Tüm bunlar hayatımızda iken bizim fazlalıklarımız mı var eksikliklerimiz mi? sormalıyız kendimize. Gerekli şartlarda eksiklikler çok iken, gereksiz konularda fazlalıklarla meşguliyet engel teşkil eder. Fazlalıklar bir engel olarak var ise, “Müslümanlık şartları”nı yapmaya engel ise derhal silmeliyiz. Kendi vucubiyetimiz, lüzumlu ve zaruri sorumluluğumuz zaten bu dünya için kendimize yeter!

Güzel dinimizde genel hükümlerin (azimet) yanında, mazeret sebebiyle bu hükmün kolaylaştırılması yani ruhsat vardır. Ruhsatlar biz kulların mazeretlerine binaen kolaylaştırmak ve hafifletmek için olarak meşru kılınan hükümlerdir. Müsaade edilip, yapılması caiz yani zorluğu ortadan kaldırmayı amaçlar.

Mesela Rabbimiz yüksek bir oranda -yüzde 40-50 gibi- zekât verilmesini emretmemiş, malın sadece kırkta birini verilmesini emretmiştir. Bunu da herkese değil, sadece zenginlere farz kılmıştır. Her sene değil, sadece ömründe bir defa haccetmesini farz kılmış, yine bunu da herkese değil, zenginlere farz kılmıştır. Rabbimiz insana gece gündüz, yüzlerce rekât namaz kılmasını emretmemiş, sadece günün belirli vakitlerinde beş vakit namaz kılmasını emretmiştir. Tüm yıl boyunca oruç tutmayı değil, sadece senede bir ay oruç tutmayı farz kılmıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Hâsılı söylenmek istenen bellidir, o da İslam dininin kolaylık dini oluşudur.

Yine de bunları yapan insanlar için dinde aşırılıklara yer var mıdır? Yoksa İslam’ın şartlarıyla bağıl bir yaşantı süren insan için başka diyarların anlamı var mı? Aşırılıklar yada gereksizlikler den kastım; gerek asılları öncelemeyen mistik içerikler, fazlalıklar, gerekse eğlencenin mubah ve helal boyutunu aşan gereksizliklerdir. Tüm bunlara yer var mıdır Müslümanca yaşamda? Rahat ve huzur bu fazlalıklardan kurtularak eksikliklerimizi tamamlamakla olacaktır. İşte o zaman şimdi ve gelecek Müslümanların olacaktır. Bunun adı “huzur” olacaktır.

Velhasıl İslam’ı ve onun hükümlerini yük ve meşakkat olarak görmemeli, göstermemeli. Sabah namazına kalkan bir mü’min kimsenin Allah’a saygıdan başka bir niyetinin, amacının olmadığını bilmeliyiz… İslam’ı yaşamaktan razı olmalıyız ve bunu nefsimize hoş, kalbimize haz kılmalıyız ki Allah’ın rızasına ulaşalım. “Yessirû velâ tüassirû ve beşşirû velâ tüneffirû” "Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz" (Buhârî) hadisi hayat felsefemiz olsun. Bu hadisteki ‘kolaylaştırma ve müjdeleme’ ilkelerini hayatın tümüne yaymaya gayret edelim. Güzel bir tebliğ, müslümanca yaşantıyı sevme ve sevdirme yönüyle gelecek kuşaklara örnek olalım. Fussilet suresi 35. ayet mealiyle yazımızı sonlandıralım. “Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan / zü hazzin) büyük payı olanlar kavuşturulur.”

------------------------------------------------------------

1 Nisap miktarı Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir: 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halim Selvi Arşivi
SON YAZILAR