Milli maçın düşündürdükleri

Dünya kupasına katılma yolunda Türk Milli takımı İspanya ile oynamış olduğu iki maçla ciddi yara aldı. Matematiksel olarak olmasa bile realitede ciddi şekilde ikincilik şansını zora soktu. Çünkü işin neticesini sen tek başına belirleyici durumunda değilsin. Sen kalan dört maçını da kazanacaksın. Rakibin olarak ortaya çıkan Bosna Hersek ise sana kaybedecek. Ayrıca birde beraberlik alacak ki sen dört maçını kazanmak şartıyla ve en kötü ikinci olmadan baraj maçı oynamaya hak kazanacaksın.
Bütün bunlara bakıldığında dünya kupası maçlarına katılabilme umutları Kaf dağının ardında gibi görünmektedir.
Neden böyle oldu?
Bu soruya cevap bulmak oldukça zor. Zira biz millet olarak zaman zaman haddimizi kurarız. Hayalimiz gerçeğe dönmediğinde de yıkım yaşarız. Grup maçlarının kuraları çekildiğinde İspanyayı bir kenara bırakıp diğer takımları mutlaka aşmamız gerekirken hiç hesapta olmayan iki beraberlik bizi sıkıntıya soktu. Doğru, Avrupa üçüncüsü olmuş bir takıma sahibiz. Ama bu üçüncülüğün biraz da rakiplerin ikramından dolayı elde edildiğini göz ardı ettik hep. Dünyanın en iyi kalitesi kabul edilen Çekoslovakya kalecisi topu Nihat’ın üzerine bırakmamış olsa idi Avrupa üçüncülüğüne nasıl gidecektik.
Futbol hatalar oyunu. Bir taraf hata yapacak diğer taraf kazanacak. Son maçta İspanya karşısında bizim penaltıya kadar girecek hatayı yapmamız gibi. Umutlar çok azalmış olmasına rağmen matematiksel olarak umut bitmediği sürece pes etmek olmaz tabi ki. Ama ayaklarımızın yere basması da gerekmekte ve formayı da hak edene verme noktasında adil davranılmalıdır. diye düşünmekteyim.
Futbol aleminde bir tabir vardır. Milli takım oyuncusu. Bazı futbolcular kendi takımlarında bir başka oynarlar. Ama bu kontenjan bir futbolcu için olur iki futbolcu için olur. Bu sayı artışı o zaman başarısızlıkla kaçınılmaz olur. Şu gerçeği göz ardı etmemek belki haksızlık olur. Avrupa şampiyonasında şansız sakatlıklar yaşadık. Bu doğru. İspanya maçları öncesinde de sakatlıklar yaşadık.
Milli takım kulüp takımı gibi değil 20-25 kişilik bir kadro ile sezona başlarısın, ara transfer döneminde belki takviyeler yaparsın. İmkanın o kadardır. Bazı kilit oyuncular sakatlanırsa zorlanabilirsin. Ama milli takım öyle değil. Bir futbolcu ordusu içerisinden seçim yapacaksın. O zamanda kulüp takımı hocasından çok daha şanslısın. Tabii bunun içinde Milli takımın teknik kadrosu egoyu bir kenara bırakıp daha sağlıklı düşünmeli ve ona göre kadro seçimi yapmalıdır.
Uzağa gitmeye gerek yok. İki İspanya maçı kadrosuna bakacak olursak formanın adil dağıtılmadığını görüyoruz.
Takımın on bir de iki stoperi sakat. Hocamız anlarca stoper arasından oraya monte edecek oyuncu bulamıyor. Sol bekten bozma bir stoper yaratıyor. 23 kişilik kadroya çağırdığı stoperleri de 18 kişilik maç kadrosuna bile almıyor. Ayrıca formda olup da Milli takım kadrosuna çağırmadığı stoperleri de küstürmüş oluyor.
Milli takımın sol bekini stoper oynatacak hem o bölgeyi zayıflatıyor hem de savunmanın göbeğini zayıflatıyor.
İspanyada ki maçta sakatlıktan yeni çıkan Nihat, Arda ve daha ideal formunun çok uzağında olan Emre Belezoğlu sahada dökülüyor. Türkiye deki ikinci maça geliyoruz. Aynı üçlü yine ilk on birde. Nihat kaçırdığı gollerde saç baş yolduruyor. Bunun sorumlusu Nihat mı, yoksa onu iki maçta da on birde oynatan teknik kadrosu mu?
Bir takım iskeletinin olması gayet doğal. Ama mecburiyet karşısında da bazı oyuncuların kenarda bekletilmesi ve yerlerine formda olan oyuncuların monte edilmeleri de eşyanın tabiatı gereğidir. Vefalı olmak güzel bir şeydir. Ama vefanın büyüğü millete karşı gösterilmelidir. Onun içinde macera aramaktan öte daha sağlamcı davranılmalıdır. Milli formanın bazı oyuncuların tekelinde olmadığı, hak edenlerin mutlaka o formayı giyebileceği duygusunu tüm futbolculara inandırılmalıdır. Biz millet olarak birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz zaman her zorluğu yenebilecek yapıdayız. Aksi takdirde belli başarılarla yetinmek zorunda kalırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi