Mezarlık ve Boş Kalmış Binalar

Perşembe günü yayınlanan bin önceki yazımda; Alibeyhüyüğü Kasabasında yapılan şükür duasından bahsetmiştim. Duaya katılanların memnuniyetlerinin, yüzlerinden okunduğunu dile getirmiştim. Yıllardır hasretini çektikleri yağmurlara yeniden kavuşmanın ve nemli toprakla hasretle kucaklaşmanın sevincini yaşadıklarının her hallerinden belli olduğunu ifade etmiştim.

İşin memnuniyet uyandıran bir tarafı da; duaya katılanların ve âmin diyenlerin nimeti verenin ve kendilerini besleyip büyütenin kim olduğunu bilmeleriydi. Tarladaki mahsule kavuşmalarının ve o mahsulden huzurla faydalanmaları Allah'ın izni ve keremi ile mümkün olacağının idraki içerisinde olmalarıydı. Buna da güvenle, ümitle, içtenlikle ve sabırla inanıyorlardı. Nimeti verdiği gibi geri alabileceğini de hesaba katıyor ve dikkatten uzak tutmuyorlardı.

Allah'ın verdiği rengârenk nimetleri keyifle seyrederek inançla ve tasdikle şükür secdesine kapanmak, nimetlerin artmasına vesile olur. Allah: “Andolsun, şükrederseniz elbette sizin (nimetinizi) artırırım. Andolsun, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz benim azâbım cidden çetin olur.” (İbrahim suresi, ayet;7) buyuruyor. Bir de kul olmak, israftan kaçınmak, Cenab-ı Hakkın rızasına uygun sarfiyatta bulunmak, haram ve gayrı meşru işlerden mutlaka uzak kalmak şüphesiz nimetlerin çoğalmasına ve bereketlenmesine sebep olur. Hz. Mevlâna: “Nimeti, şükür tuzağıyla avlayınız.” buyuruyor. Demek ki şükür; nimeti bize çeken câzip bir mıknatıstır. Nimetin kıymetini bilmenin ve değerini anlamanın belgesi; şükürdür. Tarlalarında, bahçelerinde mahsulün neşe yemyeşil yükseldiğini, kırlarda hayvanların otlarda kaybolduğunu görenler, Allah'a yürekten şükretmek ihtiyacını duyuyorlar. Memnuniyet verici bir hal ki; bunun için de toplu halde şükür secdelerine kapanıyorlar.

Alibeyhüyüğü Kasabasında, şükür duasının yapıldığı höyüğün eteğinde tarihî bir mezarlık bulunmaktadır. Çok geniş bir alanı kaplayan mezarlıkta, asırlık mezar taşları ve kitabeleri yer almaktadır. Mezarlıkta içlerinde müderrislerin, âlimlerin, gazilerin mezarlarının bulunduğu tarihî kabirler de var. Vaktiyle dışarıdan gelip Alibeyhüyüğü medresesinde görev yapan müderrislerin de kabir taşları var. Başlı başına bir konu olduğu ve uzmanlık alanım dışında kaldığı için üzerinde fazla durmuyorum ve uzmanlarına ihbar etmekle yetiniyorum.

Kasaba halkının da isteğiyle ve desteğiyle şükür duasını düzenleyen Mustafa Bacak (Bacak Hoca), Hacı Hakkı Solak ve Ali Avşerenli mezarlığa da el atarak imar etmişler. Yaşayanların yanında ölenlerin de düşünülmesi Kasaba halkını memnun etmiş. Önce mezarlığı ağaçlandırmışlar. Nedense şehir merkezlerindeki mezarlıklar ağaçlandırılmış ve orman gibi bir hal almış, lâkin köylerdeki mezarlıklar yetişmez gibi ağaçsız bırakılmış. Bu toprakta ağaç yetişmez, boşuna uğraşmayın diyenler, yeşil dalların mezarlar üzerine serpildiğini görünce şaşırmışlar, demek ki burada da ağaç yetişirmiş demek zorunda kalmışlar.

Eğer ağaç, bizim niyetimizde olur ve gönlümüzde yeşerirse, hiç şüpheniz olmasın ki her yerde yetişir ve yeşerir. Kaya kovuğunda ve caminin taş duvarında yetiştiği gibi. Siz yeryüzünde ağaç yetişmeyen ve ot bitmeyen bir toprak parçası gördünüz mü?

Sonra mezarlıktaki ara yollar bir düzene sokulmuş ve kilitli taşlarla güzelce döşenmiş. Harap olan ve yıkılan mezarlık duvarı, geniş ve yüksek olmasına rağmen tamamın yıkılarak yeniden yapılmaya başlanmış. Cenazeye katılanların rahat oturabilmeleri ve cenaze sahiplerinin taziyeleri kabul edebilmeleri için ahşap parmakçaklı güzel bir yer hazırlanmış. Kasaba halkından Yemen'de, Çanakkale'de ve İstiklal Savaşında… şehit olanların isimleri liste halinde yazılıp oraya asılmış. Mezarlığın en yüksek tepesinde her taraftan rahatlıkla görülebilecek yükseklikte vatan ve millet sevgisinin, toprağa ve nimete bağlılık ve saygının sembolü olarak Türk Bayrağı dalgalandırılmış.

Mezarlığın hemen karşısında kabristanda medfun müderrislerin rahat uyumalarını sağlayacak İmam-Hatip Lisesi ve Kur’an kursu binaları bulunmaktadır. Hemen onların karşısında kütüphane binası yer almaktadır. Sağlık ocağı ve ilköğretim okulu binaları resimleri alınmış ve içi boşaltılmış, tabloyu tamamlamaktadır.

Gerçi bütün bu binalar mezarlığa yakın, ama ölülere değil dirilere lazım. Eskiden İmam-Hatip Lisesinde yalnız 150 kız öğrenci vardı. Kur’an kursunda hıfza çalışanların adedi yirmiden aşağıya düşmezdi. İmam-Hatip Lisesinde mevcut; erkek öğrencilerle birlikte 600 ın üzerinde idi. Bundan önceki yazımda da bahsettiğim gibi İmam-Hatip Lisesine müracaat çok az olduğu için bu okulda da öğrenci sıkıntısı çekiliyor. Halbuki Alibeyhüyüğü İmam-Hatip Lisesi, Türkiye'de bir semboldü. Bu tarz okulların köyler de ve kasabalarda da olabileceğinin bir ispatı idi. Eskiden bu kasabada ta Selânikten gelip hocalık yapabilecek seviyede medrese varmış. Mezarlıkta metfun bulunan müderrisler, âlimler, hafızlar bunu gösteriyor. Kasabada iki ilköğretim okulu ve sekiz cami var. Öğretmenlere, imamlara, kasabanın idarecilerine, şükür duası düzenleyenlere, mezarlığı imar edenlere, 10 bin ağaçlık ormanı kurup yeşertenlere, şehir merkezinde esnaflık yapan kasabalılara önemli bir görev daha düşüyor. O da; Alibeyhüyüğü İmam-Hatip Lisesini yeniden diriltmek ve el birliğiyle talebe gelmesini sağlamaktır.

Önümüzde uzun bir tatil var. İlgilenenlerin tatilde düşünmek için zamanları ve öğrenci temin etmek için de çevreleri var. Bu zamanı değerlendirsinler ve çevreyi devreye soksunlar. Ülkemizde ilköğretimin sekiz yıla çıkarılmış ve İmam-Hatip Lisesi mezunlarının üniversiteye gitme hakları sınırlanmış gibi mazeretler bahane olmamalıdır. Ben Konya İmam-Hatip Lisesinin ilk mezunlarındanım. Mezun olacağımız zaman bizim hiçbir hakkımız yoktu. Bizim için önemli değildi. Çünkü biz hak elde etmek için değil, dinimizi öğrenmek ve kendimizi tanımak için bu okullarda okuyorduk. Her türlü engele rağmen cümle âlem gördü ki kazancımız çok büyük oldu.

İlgi duyulursa ve gayret gösterilirse ben, bu boş binaların doldurulacağına samimiyetle inanıyor ve ilgililere güveniyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi