Mevlevilik çarpıtılıyor!
Şeb-i Arus törenleri öncesi, Hz. Mevlana'yı anma törenlerinin hazırlanması için yapılan tertip toplantılarına Hz. Mevlana'nın torunlarından sadece bir tanesinin çağrılması ve Mevlevilik'in son zamanlarda yanlış anlaşılarak, Hümanizm'e benzetilmeye çalışılması Mevlevileri rahatsız ediyor.
Konya Kültür Sanat Derneği Başkanı Mehmet Çıpan, Mevlevik'e son zamanlarda yanlış anlamlar yüklendiğini söyledi. Çıpan, Mevlevilik'in daha önceleri de kendi anlayışından uzaklaştırılmaya çalışıldığını belirterek, “İkinci Ebubekir Çelebi döneminde başlatılan iftira ve karalama kampanyası, arkasından gelen El Hac Mehmet Çelebi Efendi döneminde de dergah içinde oluşturmuş olduğu zimmet irtikap davaları, vakıf mallarını kendi zimmetine geçirdiği söylentileri ortaya çıktı. Daha sonra oğullarından Abdulvahit Çelebi Meram'da padişahın Yıldız Sarayı'na karşı Yıldız Köşkü yaptırıp, faytonla Konya'da gezmiş, padişah ve halife efendilerimize karşı gelmiştir. Kur'an yolundan biraz uzaklaşmıştır. El Hac Mehmet Çelebi'den sonra onun oğlu olan Abdülhalim Çelebi dönemi geliyor. Kendisi de Meclis'te mebusluk yapmıştır. Meclis tarafından evinde İtalyan ajanlarına yardım ve yataklık yaparken, suçüstü yakalandığı iddia edilmiştir. Meclis'te bu konu hakkında kendisine defalarca celseler düzenlenmiştir. İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanmış, bu olaylardan sonra da posttan alınmıştır. Bir otel odasında da intihar ya da cinayete kurban gittiği iddia edilmektedir. Ondan sonra yerine son postinişin oğlu Veled İz Budak Çelebi olmuştur” dedi.
GÜNÜMÜZDE DE MEVLEVİLİK YANLIŞ ANLAŞILIYOR
Mevleviliğin bugün de çarpıtılmaya çalışıldığını dile getiren Çıpan, “Mevlevilik nerede ise Kur'an'dan uzak, Hadis'ten uzak, bir Hümanistik ve sevgi dini, Sufizim adı altında işlenmeye başlanıyor. Bu durumdan Hz. Mevlana'da rahatsızdır, bizler de rahatsızız. Şimdi 'ister Yahudi ol, istersen Budist ol Mevlana'yı sev, yeter' deniyor. Gerçek Mevleviler Hz. Mevlana'ya aşık olan kişiler değil, onun aşık olduğuna aşık olanlardır. O'nun aşık olduğuna ulaşmak için onun gittiği yoldan gidiyoruz. Hz. Mevlana'ya yanarak aşık olan varsa da ellemeyin yansın. O yanacak nasıl olsa. Böyle yaparak şirke düşüyorlar. Hz. Mevlana kendisine aşık olmamış, rabbine aşık olmuştur” diye konuştu.
SON ÇELEBİ OLDUĞU DOĞRU DEĞİL
Mevlana'nın 22'inci kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru'nun kendisinin Mevlana'nın son torunu ve son Makam Çelebi gibi tanıtmasının da yanlış olduğunu dile getiren Çıpan, “Hz. Mevlana 'kıyamet gününe kadar benim evlatlarım ve muhiblerim benim düşüncemi ve Mesnevimi, kainatın her tarafına taşıyacaklardır' diyor. Bunu söyleyen Hz. Mevlana'nın üzerine, Hz. Mevlana'nın torunu olan birinin ' ben Hz. Mevlana'nın son torunuyum' demesi doğru değildir. Buna bir örnek de Hz. Mevlana'nın Konya'da 10 tane torununun olmasıdır. Hz. Mevlana'nın bugün hayatta olan en yaşlı torunu ise Faruk Yarkın Çelebi'dir. Kendisi 21'inci kuşaktan Hz. Mevlana'nın torunudur. Faruk Yarkın Çelebi sembolik de olsa Çelebilik görevini yürütmektedir. Bu torunlar var iken kim tek olacak?. Biz esin Çelebi'yi seviyoruz ancak neden bunları söylediğni kavrayamıyoruz” ifadelerini kullandı. Çıpan, Mevlana'yı anma törenleri için hazırlanan tertip komitelerinde Hz. Mevlana'nın torunlarından sadece bir tanesinin çağrılmasının doğru olmadığını, bu programa diğer torunları, bu işe gönül verenler ve sivil toplum kuruluşlarının da çağırılması gerektiğini dile getirdi.
MEVLEVİLĞİ ÇARPITMAKTAN VEZGEÇSİNLER
Hz. Mevlana'nın 21'inci kuşaktan torunu Faruk Yarkın Çelebi de Mevlevilik'in başka yönlere çekilmeye çalışıldığını söyledi. Yarkın Çelebi, “Hz. Mevlâna’dan bizlere kalan en önemli miras Mevlevilik kültürüdür. Bu kültür, hakikat ilmini idrak etmeyi, insanların ruhlarını ve bedenlerini haramdan korumalarını, Hakk’a yakın, insanı kâmil olmayı öğretir. Hz. Mevlâna’nın yolunun bütün kaideleriyle öğrenilebilmesi ve içselleştirilebilmesi durumunda, dünyada fitne, fesat, nankörlük, kıskançlık, dedikodu gibi Allah tarafından yasaklanan hiçbir kötü duygu ve tavır kalmayacağı gibi, toplumlarda, kadına, acize, fukaraya, kimsesize ve güçsüze şiddet de zulüm de olmayacaktır. 1815 yılından 1909 yılına dek süren ve Necip Çelebi oğlu Mehmet Bahaeddin Veled Çelebi’nin (İzbudak) Makam Çelebiliği'ne geçmesiyle sona eren, Mevleviliği başkalaştırma ve ticari kazanç kapısı gibi görme girişimleri, ne yazık ki, bugün de devam etmektedir. Mevlevilik kültürü, bir takım yanlış bilgi, beyanat ve tarihsel gerçeklilikten uzak yalanlarla oluşturulan 'sahte düzmece mevlevilik tarihi' ile yeniden şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Maalesef bazı bilim adamları ve yöneticiler de bilerek veya bilmeden bu duruma seyirci kalmaktadır. Mevlevilik İslam’dan ayrı tutulup, dinler üstü Hümanist bir oluşum gibi gösterilemez” diye konuştu.
merhabahaber.com MUSTAFA ÖZÇELİK





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.