Mevlânanın fikirleri dünyanın ilgi odağı
Anadolu'da tasavvufun önde gelen temsilcisi olan Mevlana, 13. yüzyılda yaydığı sevgi ve aşk felsefesiyle Anadolu insanı tarafından büyük bir sevgi ve saygıyla benimsenmiştir. Temelinde 'aşk' olan Mevlana felsefesine göre Allah'a ulaşmak için gerekli olan en önemli şey ''aşk''tır. Tüm insanlığa derin bir sevgi besleyen Mevlana, ''İnsan bir hamur teknesi boyundadır ama her şeyden, her varlıktan yücedir'' sözüyle insan sevgisini bir aşka, tutkuya dönüştürmüş, evrensel bir sevgi anlayışıyla hareket ederek din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm insanları kapsayan bir sevgiyle hareket etmiştir. Öğrencileri arasında Müslümanlar, Yahudiler, Hristiyanlar, Rumlar, İranlılar, Araplar, Ermeniler ve Türkler'in bulunması da bu hareketinin en önemli göstergesi olan Mevlana, tüm dinleri bir görerek, dinlerarası ayrılığın Tanrı ile bağdaşmayacağını düşünmüştü. En önemli eserlerinden olan Mesnevi'de insanların çeşitli özelliklerine göre ayrılmalarının anlamsız olduğuna dikkat çeken Mevlana, çekişmelerin ve kavgaların bitmesiyle insanların birleşeceğini ifade etmiştir. Mevlana Celaleddini Rumi, ''Gel ne olursan ol gel. İster tanrı tanımaz, ister ateşe tapar, ister bin kez tövbeni bozmuş ol, bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil, gel ne olursan ol gel'' diyerek, insanlığa yüzyıllar ışık saçan bu sözleriyle her türlü ayrımı ortadan kaldırarak, insanlık tarihinde ünlü bir düşünür olarak yerini almıştır. 700 yıldan bu yana felsefesi unutulmayan ve kaybolmayan Mevlana'nın görüşleri, Mesneviliğe gönül veren insanlar tarafındandan da yaşatılmaya çalışılmaktadır.
AA





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.