Mehmet Özdemir: Kraldan Çok Kralcılar Derin Yaralar Açıyor!

Mehmet Özdemir: Kraldan Çok Kralcılar Derin Yaralar Açıyor!

Siyasi partilerin Konya’daki il Başkan yardımcıları; fikirlerini, siyasi görüşlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

Gelecek Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Mehmet Özdemir 

Kraldan Çok Kralcılar Derin Yaralar Açıyor!

Ecdadımızın sözleri ile, övünen, gururlanan ve böbürlenen bir toplumuz.

“ Ya, olduğun gibi görün, ya da, göründüğün gibi ol.” 

Diyen bir ecdadın nesli olarak konuşurken, konuşuyoruz, uygulamada maalesef nasıl işimize geldi öyle davranıyoruz. Günün ve ortamın durumuna göre şekilden şekile dönerek, çok güzel bukalemonluk yapmasını çok güzel beceriyoruz.

Günümüzün mevcut siyaseti de maalesef aynen bu şekilde, özellikle koltuk ve makama gelen siyasetçilerin, amaçlarına yani koltuklarına ulaşana kadar ve ulaştıktan sonra da kaybetmemek adına toplumun, hoşumuza giden, duymak istediğimiz ne var ise, tüm konuşma ve söylemleri, gün kurtarmak adına bu şekilde.

Amma velakin, uygulama aşamasına gelindiği vakit, söylenen sözlerin, verilen vaatlerin hiç birinin olmadığı, yapılmadığı bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Yapılan görevlendirilmelerde, verilen sorumluluk ve yetkilerde, dönem ve adamın, adamı kim ise, hiçbir şekilde, kapasitesine, bilgisine ve liyakat’ına bakılmadan atamalar, görevlendirmeler aldı başını gidiyor. Siyasi kadrolarda ve Bürokrasimizde öyle çarpıklaşmalar var ki, baştaki patronlarına ve irade sahibine ulaşan bilgi ve değerlendirmeler, aynen ekibinin çapı kadar,  yanlış ve yanlı olarak aktırılıyor. Tabiki bu da toplumumuzun bütün kesimlerini etkileyen sonuçlar doğuruyor. Kraldan çok, kralcılık oynayanların, vermiş oldukları yanlış, yanlı, basiretsiz ve düşünülmeden alınan kararlar doğrultusunda, hem hizmet ettikleri makamları, hem de toplumun tamamını etkileyen, telafisi mümkün olmayan yaralara sebebiyet veriliyor.  

Bunu ecdadımızın güzel bir menkıbesi ile örnekleyelim;

Zamanın padişahı, bir son bahar sabahı, tebdili kıyafet ( kılık değişikliği ) yaparak, yanındaki vezir ve diğer ekabir takımı ile şu halkın içine bir çıkalım der; Sarayından çıkar, yol boyu ilerlerken, o soğuk havada, dere kenarında deri tabaklayan,  bir yaşlı ihtiyar ile karşılaşır;

Padişah-  Selamün aleyküm ey pihri-fani,

Yaşlı Adam- Vealeyküm selam  Cihanı Serdar,

Padişah- Altı larda ne yaptın?

Yaşlı adam- Altı ya, altı katmayınca, 32 ye yetmiyor,

Padişah- Geceleri neden yattın?

Yaşlı Adam- Geceleri değerlendirdim, amma ellere yaradı,

Padişah- Sana bir GAZ,  göndersem, yolar mısın?

Yaşlı Adam- Hem de, cıyaklatmadan.

Padişah oradan ayrılır, yanındaki vezirine dönerek, ben bu yaşlı adam ile ne konuştum anladın mı? Tabi ki vezir sus pus, hık mık cevap veremez, padişah hiddetlenir, vezirine benim ne konuştuğumu tercüme edemezsen, seni en ağır şekilde cezalandıracağım ve görevden de alacağım, akşama kadar mühlet der. Tabi ki başta makamını kaybetme korkusu ile vezir apar topar koşarak, dere kenarındaki adamı bulur.

Vezir- Hey ihtiyar, sen az önce gelen adamın padişah olduğunu nasıl anladın?

Yaşlı Adam- Ver bakalım 100 altın, deyince  

Vezir-  şaşırır, ne demek yani nasıl 100 altın istersin,

Yaşlı Adam- Sen bilirsin 100 altın vermezsen cevabı alamazsın.

(Tabiki makam ve koltuk sevdası olan vezir, parada cebinden çıkmayacak, hiç düşünmeden tamam der ve 100 altını yaşlı adama verir.)

Yaşlı Adam- Benin işim deri tabaklamak, ben dericiyim. Gelen şahsın üzerindeki eski bir kürkü vardı, kürkü ancak bir sultan eskitebilirdi, kürkünün eskiliğinden onun padişah olduğunu anladım der.

Vezir- Peki Altı’larda ne yaptın, diye sordu, bu soru ve verdiğin cevap, nedir?

Yaşlı Adam- Ver bakalım, 100 altın daha, (Vezir hiç itirazsız 100 altın daha çıkarıp verir.)

Yaşlı Adam-   Padişah, bana yaz aylarında neden çalışmıyorsun diye sordu, bende ona yaz aylarında çalışmam, karnımı doyurmama yetmiyor, mecburen kışında çalışmak zorundayım.

Vezir- Peki, geceleri ne yaptın sorusu ve verdiğin cevabı,

Yaşlı Adam- Ver bakalım 100 altın daha deyince, ( Vezir koltuk ve makam gitmemesi için 100 altın daha verir.)

Yaşlı Adam- Padişah bana çoluk çocuk yok mu? Neden yalnız çalışıyorsun dedi, bende, çocuklarım var ama hepsi kız evladı, evlendiler gittiler bana faydaları yok cevabını verdim 

Vezir- Peki son sorunun cevabını da, ver demeden önce, çıkarır 100 altını peşinen verir ve son soru ve cevabını ister.

Yaşlı Adam- Padişah bana, Sana bir GAZ  göndersem yolar mısın, bende hiç cıyaklatmadan dedim, var git, bunun cevabını da, sen bul der.

İşte ülkenin ahval ve durumu bundan ibaret, ehil ve liyakat sahibi olmayan, yöneticiler, bulundukları makamları ve saltanatlarını kaybetmemek için, devletin hazinesinden hoyratça harcamalarını yapmaktan, hiç geri kalmıyorlar ve devletin imkan ve olanaklarını kendi malları imiş gibi kullanmayı gayet normal görüyorlar.

Gelinen nokta itibarı ile bu halka tepeden bakan, bu halkı küçük görenlerin, bu halktan ne kadar da cahil oldukları, bu halkın ne kadar akıllı ve aklı başında olduğunun bilinmesi gerekir.

Artık ülkemizde yapılan siyasetin, siyasetçinin söylediklerinin, söz veren siyasetçinin sözünde durup durmayacağını ve siyasetçinin yalanının bu halk fazlası ile farkında ve biliyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum