Maske izi

 

 

"Üçüncü dünya savaşında hangi silahlar kullanılacak bilmiyorum ama dördüncüsü taş ve sopa ile yapılacak" dedi, Albert EİNSTEİN. Dünyanın gidişatını okuyarak bu şekilde yorum yapan bilim adamı bugünleri görseydi şöyle derdi belki de: “Bundan sonraki dünya savaşlarında kullanılan silahlar insanların kılına bile zarar vermeyecek ama tahrip edilmemiş zihin de bırakmayacak”.

Zihinleri tahrip etmenin, küçük bir şeyi dev gibi göstermenin, aşılanan korkunun bağışıklık yapmayıp ürkekliği artırmasının, insanların birbirine potansiyel risk olarak bakmasının sebep olduğu sonuç, dev gibi gösteren aynalarla dolu odanın içine hapsolan cılız bedenlerin hali gibidir.  

“Dünyanın mevcut tablosu, sanıldığı gibi küresel bir köyden ziyade küresel bir yağmaya benziyor” dedi, Giddens.

Bir istatistik: 3 Nisan 2020’de toplam koronavirüslü hasta sayısı bir milyon, koronavirüs enfeksiyonuna bağlı ölüm sayısı 50.000 civarında idi. Aynı süreçte Amerikan salgın hastalıkları kontrol ve önleme dairesinin (CDC) verilerine göre sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde, bu yıl grip mevsiminde şu âna dek 13 milyon insan gribe yakalanmış, bu kişilerden 120 bini hastaneye yatırılarak tedaviye alınmış, 6.600’ü bu mevsimsel gribe bağlı nedenlerle hayatını kaybetmiştir. Dünya çapında bir yılda gribe bağlı yıllık ortalama ölüm sayısı yıllara göre değişmekle birlikte mevsimsel grip rahatsızlığından ölen ortalama insan sayısı 389.000’dir. Yine şu anda yani 30 Mart gününe dek bu yıl içinde 76.152 anne doğum sırasında hayatını kaybetmiştir. Şu anda dünya üzerinde 41.675.409 kişiye HIV/AIDS enfeksiyonu bulaşmış durumda olup bu yıl içinde AIDS’e bağlı sebeplerle 414.176 insan kaybedilmiştir. Bu yıl sıtmadan 241 bin, sigaraya bağlı sebeplerle 1.231.649, alkole bağlı rahatsızlıklarla 616.213, intiharlar sonucunda 264.202 ve trafik kazası sonucu 332.584 insan kaybedilmiştir. 

Rakamların oluşturduğu pasta grafikte en küçük dilimlerden birini alacak olan günümüz korkusunun topluma bu şekilde hâkim olmasının insanı az da olsa düşündürmesi gerekmez mi? Cephelerde sıcak şekilde yapılan dünya savaşlarından sonra soğuk savaş dönemine giren dünyada şimdi de ılık savaş yaşandığını söyleyebilir miyiz?  

İnsanlık, ılık savaşın verildiği bu zamanda yeni tecrübeler ediniyor, yeni bilgiler öğreniyor, yeni yerler keşfediyor… 

Zonguldak vilayetimizin büyükşehir olmadığını, damladan daha küçük birim olan damlacığı, vücudumuzda kolumuzun iç kısmı olduğunu, mesafenin de sosyal boyutu olduğunu, uzaya çıkmadan da astronot gibi giyinebilmeyi, şehirlerin insanat bahçesi olabileceğini, maske takmaktan dolayı kulağımızın arkasının ne kadar hassas olduğunu, Karaman başta olmak üzere bazı illerin büyükşehirler tarafından kuşatıldığını, pazartesinin sendrom olmaktan çıktığını, araç egzozlarının havayı nasıl kirlettiğini, kanunlarla yasak olan kumarın toplumda gördüğü ilgiyi öğrenmiş olduk bu süreçte. Maske takmanın zorunlu olduğu bu süreç içinde düşen bazı maskelerde meydana çıkan görüntünün sûret olmadığını da anlamış olduk; bazı kavramları yanlış isimlendirdiğimiz gibi.  

 

“Sosyal mesafe yanlış bir isimlendirme olabilir” dedi, Tayyab RASHİD.

Bu süreçte yuvarlamanın ve tam sayıların sonu geldi! Eskiden insanlar yaşlarını söylerken ya tam sayı ile ifade ederlerdi ya da buçuklu sayıyla ifade ederlerdi. Şimdiyse insanlar yaşlarını 0,25’li veya 0,75’li olarak ifade etmek zorunda kaldı. Çünkü insanların ömründen bir bahar, bir ramazan ve bir bayram çalındı. Belli yaşlarda olanlara sokağa çıkma yasağı getirilmesi insanımızın günü gününe yaş hesabı yapabilme yeteneğini artırırken; kaç sene sonra kendi yaşı evlatlarının yaşının toplamına eşit olacağını da düşündürüyor. 

“Kaygı çağında yaşamanın nadir lütuflarından biri, kendimizin farkına varmaya zorlanmamızdır” dedi, Rollo May.

Korona virüsüne karşı alınan önlemler toplumsal hayatın ezberlerini değiştirirken; alışkanlıkları, kuralları değiştirmekle kalmayıp rahatlığı, konforu, ayrıcalıkları da kısmi olarak kaldırmıştır. 

Kapalı mekânlarda sınırlı sayıda insan bulundurulması kuralı sonucu bankanın önünde kuyrukta bekleyen kişi itiraz ediyor: “Ya ben bankanın müşterisiyim! Sıramatiğe kartımı okutunca sıra bana önce geliyor”. Kendinden emin şekilde elindeki ateş ölçer aletini sıradakinin alnına tutarak cevap veriyor güvenlik görevlisi: “Kartla değil, sırayla…”   

Gördükleri tüm mucizelere rağmen ihanet içinde olduklarından dolayı ıslah edilmek için çöllerde senelerce bekletilen Hz. Musa’nın kavminin durumunda şu anki insanlar. Bu sefer ıslah eden mutlak güç değil geçici güç… Zor zamanlar yaşadığımız şu vakitte istekler doğrultusunda değişmemek için kendimizi doğru yöne çevirmeliyiz. Her ne kadar gökten bıldırcın eti ile kudret helvası gelmese de. Son Nebi’nin ümmeti olarak bize şebit ile bulgur pilavı yetse de.     

“Büyüklerin “çocuğumun hasta olmasından değil huyunun değişmesinden korkarım” sözünü bu çerçevede daha net anlayabiliriz. Zor zamanların insanları olumsuz anlamda değiştirme riski hep vardır. Biz de aynı risk altındayız” dedi, Mehmet DİNÇ.

Her insanın ruhunda, zihninde yaşadığı dönemin izleri olmasının yanında bu dönem insanının cildinde de bir iz bulunacaktır; yaz mevsiminde maske kullanma zorunluluğu olmasıyla birlikte. Yaz güneşi sayesinde insanların maskeyi doğru kullanıp kullanmadığını yüzünde güneş görmediğinden beyaz kalmış yerlerin sınırları beyan edecektir.   

Belirsizliklerin ve ikinci, üçüncü dalgaların korkusuyla bu süreci atlatmaya çalışıyoruz. İklimsel değişiklikler olmasa da sık sık ruhsal değişiklikler ile baş başa kalıyoruz. 

Bir de şöyle düşünün! Bir gün soğuk bir gün sıcak geçen zamanlarda hastalık neden çok olur?

“Tahakküme karşı, maske takarak kendi hayatta kalma senaryolarımızı oynarız” dedi, Kemal SAYAR ve şöyle devam etti sözüne: “Zaman geçtikçe, yüzümüz maskeye gitgide daha uygun hale gelir ve bir de bakarız kendimize ve çevremize yabancılaşmışız”.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.