Kulu’dan İsveç’e 50 yıllık göçün hikayesi

Kulu’dan İsveç’e 50 yıllık göçün hikayesi

Konya’nın Kulu ilçesinden 1960’lı yıllarda İsveç’e başlayan göç hikayesi bugün başka bir boyuta büründü. İsveç’teki Kululular artık ülke siyasetinde bile söz sahibi haline geldi. İsveçli siyasetçiler ise her seçim öncesi Ankara’dan önce Kulu’yi ziyaret ed

Kulu, Ankara ve Konya arasında yer alan 2.880 kilometrekarelik yüz ölçümü ve 50 bin 800 kişilik nüfusa sahip bir ilçe. Ankara’ya Konya’dan daha yakın olan Kulu, günümüzde Türkiye’den çok İsveç’te daha çok konuşulan bir ilçemiz. 1960’lı yıllarda başlayan hareket, birkaç Kulu’nun işçi olarak İsveç’e gitmesiyle adından söz ettiren ve yıllardır süregelen “Göç Serüveni” hali aldı. Kulu’dan İsveç’e uzanan göç hareketini Prof. Bülent Baloğlu “Stokolm Treni” adlı eserinde şöyle ifade anlatır:” Abdullah Yücel’in İsmail Sayan’a yazdığı ilk mektubunda” Kulu’da herkese duyursunlar. İsveç’te iş var, İsveç’ de para var, durmasınlar, gelsinler.” Birinci kuşak göçmenlerin bu çağrı üzerine İsveç’ e gitmelerinin en önemli nedeni ekonomik sebepler.

İSVEÇ'TE 40 BİN KULULU YAŞIYOR

Kendilerinden sonraki kuşaklar göç kitlelerini genişletmekle birlikte nedenleri de genişletmişler ve sosyal, kültürel, ailevi bütünlük, eğitim, siyesi, turizm gibi farklı amaçlar da doğurmuşlardı. 1960’ları takip eden yıllarda ekmek kavgası için çıkılan İsveç yolculuğu bu gün yerini keyfi ziyaretlere bırakmıştır. Resmi olmayan rakamlara göre İsveç’ yaşayan ve sayıları yüz bini aşan Türklerin 35 ile 40 bininin Kululu olduğu biliniyor. Kulu’ hangi kapıyı çalsanız hane içinden olmasa bile akrabalar arasında en az bir tane yakını İsveç’te yaşayan bir aile bulmak mümkün. İşçi olarak çıkılan yoldaki dedelerin torunları bu gün İsveç’te farklı iş kollarında faaliyet gösteriyor. İkinci kuşak daha restoran olan kendilerine ait iş yeri edinebilmişler ve bu iş yeri sayesinde Kulu ’dan dan pek çok yakının da İsveç’e götürebilmişler.

İSVEÇLİLERE GÖRE TÜRKİYE’NİN BAŞKENTİ

İsveç’ de doğup büyüyen yeni nesil diyebileceğimiz Kulular arasında İsveç parlamentosuna milletvekili olarak girenler ve aynı zamanda İsveç ilçelerinde belediye başkanlığı yapan Kululular var. Her ne kadar Kulu, Anadolu’nun küçük ilçelerinden biri olsa da bu göç serüveni sayesinde İsveç halkı Kulu’yu Türkiye’nin başkenti olarak nitelendiriyor. Kendi aralarında yaptıkları bu nitelendirme boyut değiştirerek diplomatik ilişkileri de etkilemiş olacak ki 2009 İsveç Başkanlık seçimlerinde Başbakanı Fredrik Reinfeldt Türkiye’deki ziyaretine Kulu‘dan başladı. Başbakan Reinfeldt, Kulu’nun gözde mekânlarından, aynı zamanda İsveç’in eski Başbakanlarından Olof Palme’nin adını taşıyan Kulu Olof Palme Parkını da ziyaret etti. İsveçli siyasetçiler ne zaman Türkiye'ye gelseler ilk önce Kulu'yu ziyaret ediyorlar.

HER KÖŞEDE İSVEÇ ETKİSİNİ GÖRMEK MÜMKÜN

Kulu’nun her köşesinde İsveç ile ilgili birşeyleri görmek mümkün. Kulu Halkı üzerinde İsveç’in önemli etkisi oldu. Öyle ki Kulu’da birçok iş yerine İsveç adı verilmiştir. Bunlardan en bilineni İsveç Lokantası’dır. Geçtiğimiz yıllarda kapanan bu lokanta hala hafızalarda canlılığını koruyor. Kuluların neredeyse tamamı gidemeseler de göremeseler de İsveç’e uzaktaki memleket gözüyle bakmışlardır. İsveç’te yaşayan gurbetçi Kululular yaz tatillerinin Kulu’da geçirmeleriyle ticari faaliyetlere katkıda bulunuyorlar. Yılda en az bir kere geldikleri ana vatanları Kulu’da hareketlilik yaz aylarında yoğun oluyor. Düğünler gurbetçilerin gelmesini bekler, esnaf gurbetçinin gelmesini bekler. Yaş gruplarına göre gurbetçilerin Kulu’ya tatile gelmesi farklılık gösterir. 60 yaş üstü emekli vatandaşlar ilkbaharla gelip sonbaharla dönerler. Genç kuşak özellikle Haziran-Ağustos arasında Kulu’yu şimdiki nüfusunun iki katına çıkarır. Bütün bir yıl boyunca kazanıp biriktirdikleri Kronlar Kulu’da bir ay gibi kısa sürede tüketilebilir. Kulu’nun halkı tarafından “İsveçliler “olarak adlandırılan gurbetçiler Kulu’yu sosyokültürel ve aile yapısı bakımından oldukça etkiledi. Kulu'nun köylerinde bulunan gurbetçilere ait lüks evler köylere ayrı bir hava katmış durumda.

18-1-1200x800.jpg

MİMARİSİ ZENGİN GURBETÇİ EVLERİ

İsveç’te yaşayan Kululuların memleketlerine yaptığı en büyük yatırımları hiç kuşkusuz görüntüsüyle göz kamaştıran lüks evleri. Büyük bir heves ve özenle yapılan evlerde belki de yılda bir kez belki de iki yılda bir kez bir ay kullanabilmek için yapılan evlar görenleri imrendiriyor. Bazı evler ise penceresinden gün ışığını misafir edemeden eskiyor. Bahsi geçen evlere ilçe merkeze nazaran Kulu’nun çevre mahallerinde daha çok rastlanıyor. Kulu’da yaşayanların önceden en çok gıpta ettikleri şey gurbetçi evleri ve bindikleri son model arabalardı. Ama günümüzde Kulu’da inşaat sektörü oldukça gelişti. Ayrıca araba konusunda da gurbetçileri açık ara geçebilirler. İsveç, ekonomisi ve refah düzeyi bakımından gelişmiş ülkeler yer arasında yer alsa da bu zenginliğin Türkiye ile kıyaslanması ne derece doğrudur tartışılır. Çünkü Türki nüfus bakımından İsveç’ten oldukça fazla. 2019 kaynaklarına göre 10,23 milyonluk nüfusu ile İsveç Türkiye gibi jeopolitik konumu itibariyle stratejik bir bölgede yer almadığı gibi uğraşmak zorunda olduğu komşuları da yoktur. Türkiye tarihine bakıldığında uzun ve ağır kayıplar verdiği savaşlar ve siyasi darbelerle dolu güçlü bir ülkedir. Ülkelerin refah ve ekonomik gelişmişlik düzeylerinde bu etmenler büyük rol oynar. Avrupa’da yaşayan Kululu gurbetçilerin öz yurtları Kulu’da kısa sürede evler inşa etmeleri, tüm aile bireylerinin çalışmalarına; gezme, eğlenme gibi sosyal faaliyetlerini yılın belli bir süresinde gerçekleştirmelerine bağlıdır. Gurbetçilerin en çok yakındıkları konulardan birisi çalışma hayatlarının aile yaşantını olumsuz yönde etkilemesidir. Aktaranlardan aldığım bilgilere göre, eşlerin çalışma saatleri nedeniyle neredeyse birbirlerini görmeden yaşadıkları yönündedir. Kulu’ perdesi belki de hiç aralanmayacak olan evleri yaptırabilmek için bu şekilde çalışmaları gerekiyor.

 

KULULAR NEDEN İSVEÇ’İ TERCİH ETTİ?

Ülkemiz genelinde özellikle küçük yerleşim yerlerinde dünyanın farklı ülkelerine göç etmiş ve hayatına orada devam etmiş gurbetçileri rastlamak mümkün. Bu gerçek Kulu için de geçerli olmuştur. Başta Almanya, Avusturya, Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde hatta okyanus ötesi ülkelerde bile Kululu esintisi vardır. Fakat Kulu için İsveç, İsveç için Kulu farklıdır. Kulu’nun 1960lı yıllar ve sonrasında sosyoekonomik imkânlarının elverişli olmaması dış göçün en önemli nedenlerindendir. Avrupa’da ve İsveç’te Kulularının yayılmasının bir diğer nedeni isi evlilik kurumudur. İlk kuşak işçi göçmenleri belli bir sürenin ardından ailelerini de yanlarına almıştır. Zamanla doğumu İsveç’te gerçekleşen yetişkin ikinci kuşak göçmenler evliliklerin memleketleri olan Kulu’dan yapmış olup evlendikleri kadın/erkekleri de İsveç’ götürmüşlerdir. Bu olay zaman içerisinde popülarite kazanmıştır. İsveç’te yaşayan biriyle evlenmek tabiri caizse moda halini almış Kulu’nun bekar kadınları ve erkekleri görücü usulü evliliklerde İsveçli olmasını birinci kıstas haline getirmiştir. Günümüzde bu popülerlik etkisini azaltsa da tamamen kaybolmuş değil.

18-6-1201x800-001.jpg

Kulu için yaz ayları düğün sezonu demektir. Bahsi geçen dönemlerde İsveç’te yaşayan bir kadınla evlenmek damat için ağır bir külfetti. Çünkü rağbet gören bir evlilik için sazı fedakârlıklar yapılması gerekiyordu. Aynı şey kadınlar içinde geçerliydi. Nişanlısı Avrupa’dan olan bir kadının diğerleri üstünde bir havası vardı. İlerleyen zamanlarda İsveç’te kendine ait iş yeri olanlar Kulu’daki yakınlarını birer birer götürmeye başladı. Tutunabilenler tutundu tutunamayanlar geri döndü. Havasından mıdır suyundan mıdır İsveç’i bir kez görenler oradan ayrılmak istemediler. Fakat Kulu’ya geldiklerinde buradaki eş, dost, akrabalarına İsveç’in yaşanacak yer olmadığını, gurbetin zor olduğunu dile getirerek yapmacık bir şikâyetname sunarlar ama içten içe kendilerini şanslı görürlerdi. İsveç’e gitme uğruna para karşılığı sahte evlilikler bile yapılan küçük bir coğrafyadır Kulu.

İSVEÇ'TE YAŞANAN ZORLUKLAR VE SORUNLAR

İsveç’e ilk göç edenlerin farklı bir kültürün içine girmeleri, yaşadıkları kültürel şok, göç ettikleri ülkenin dilini bilmemek, kırsal bölgeden gelmiş olmak dolayısıyla kent hayatına uyum sağlayamamak nedenlerle kabuklarına çekilmişler ve İsveç toplumuna adapte olamamışlar. Tek gayeleri orda kaldıkları süre boyunca ellerinden geldiği kadar para biriktirip ülkelerine geri dönmekti. Fakat öyle olmadı. Aile hayatların da oraya taşıdılar. Sonraki kuşaklar uyum ve dil sorununu çözseler de aidiyet duygusu yerleşmiyordu. Gurbetçiler kendilerini hiçbir zaman tam olarak bir yere ait hissedemediler. Tabiri caizse arafta kaldılar. 1yeni doğan nesil kendi öz benliklerinden uzak ve soğuk yetişti. Kültürel değerler, milli ve dini bayramlardan mahrum kaldılar. Daha da kötüsü vefat edenler son bir kez vatanlarının göremeden cansız bedenleriyle bir uçağın kanadında Kulu ya geldiler. Tabi bunlar şanslı olanlardı. Birçoğunun cenazesi bile memleketlerine gelemedi ve İsveç’ defnedildiler.

18-5-1280x704.jpg

İSVEÇ SİYASETİNDE ARTIK KULULULAR DA VAR

İsveç'te yaşayan gurbetçi kız genç yaşta belediye meclis üyesi adayı oldu. İsveç'te doğup büyüyen Türk kızı Gül Alıcı, Konya'nın Kulu ilçesinden İsveç'e göç etmiş bir işçi ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Södertörn üniversitesinde Uluslararası Göç ve Etnik İlişkiler ve Sosyoloyi bölümünde okuyan 21 yaşında ki Gül Alıcı, siyasete Moderat Parti Botkyrka Gençlik Kolu üyesi olarak başladığını ve amacının uzun yıllar siyaset yaparak önemli yerlere gelmek olduğunu söyledi. Mikail Yüksel de İsveç’te siyasete atılan isimlerden biri oldu. Kululu Mikail Yüksel, İsveç’te Göçmen Partisi’nin de kurucu ismi oldu. İsveç'te geçen yıl Türkiye aleyhine konuşmadığı için Liberal Merkez Partisinden ihraç edilen Türk kökenli siyasetçi Mikail Yüksel, ülkedeki göçmenleri temsil eden Göçmen Partisini kurduklarını açıkladı. Genç siyasetçi Mikail Yüksel, her yaz memleketi Kulu'ya gelerek, siyasete yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalarına Göteborg kentinde başladıklarını ifade eden Yüksel, "İslamofobi'nin suç sayılmasını istiyoruz. Müslümanların azınlık olarak anayasada tanınmasını istiyoruz. Özellikle son yıllarda artan cami saldırıları ve yabancı düşmanlığının önüne geçmek için etkili çalışmalar yapmayı düşünüyoruz" dedi.

GURBETÇİLERİN DİLİNDEN İSVEÇ

İSVEÇ BİZE MADDİYAT VERDİ AMA MANAVİYATI ELİMİZDEN ALDI.”

Hikmet Bircan:

Avrupa yolculuğum 1965 yılında Almanya-Münih ile başladı. Çalışma ümidiyle gittiğim Almanya’da işler yolunda gitmedi. Kulu’ya geri döndüm. O tarihlerde Kulular İsveç’e yeni yeni gitmeye başlamışlardı. Şansımı bu kez de orda denemek istedim. Eş dosttan o zamanın parasıyla 1500 lira borç aldım. 10.55 treni ile Stockholme gittim. Yol boyunca kontroller oldu. İçimde beni İsveç’ e almayacaklar korkusu vardı. Eşim ve çocuklarımı Kulu’da bırakmıştım. Benim planlarıma göre orada tutunabilirsem onları da yanıma alacaktım. İsveç’te çeşitli işlerde çalıştım. Şansım yaver gitti ve işçi oturma izni aldım. Kulu’ ya uçakla izne ilk kez ben gittim. 1977 yılında Türkiye’ye İsveç’ten matbaa götürdüm. 1982 yılında ailemi de İsveç’e götürdüm. Çocuklarım burada büyüdü. İsveç’de doğan çocuklarım da oldu. Zamanla ailemiz büyüdü. Gelinlerim, torunlarım İsveç’te yaşıyorlar. Çocuklarım eğitim yönünden kendilerini geliştiremedi. Çalıştılar ama okumadılar. İsveç bana ve aileme maddiyat verdi ama maneviyatı elimizden aldı. Çoluk çocuğumuzdan habersiz yaşadık. Biz hanımla emekliyiz altı ay İsveç’te altı ay Kulu’da yaşıyoruz. Aslında ne oradaki malın ne de buradaki malın bize bir faydası var. Türkiye’ye gitmekle İsveç7te kalmak arasında geçti ömrümüz. Sanırım biz buradan ancak tayyarenin kuyruğunda gideriz.(Stockholm Treni:Bir Neslin Göç Hikayesi-Bülent BALOĞLU)

İBRAHİM BÜYÜKEKEN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum