Mustafa Balkan
Konya Tarım Fuarı ve Değişim
Yapay zekâya “Ziraat denince akla ne gelir?” diye sordum. Aldığım cevap şu oldu:
Ziraat denince akla toprak, tarımsal üretim, çiftçi, buğday, bereket ve gıda güvenliği gelir. Bitkisel ve hayvansal ürünlerin yetiştirilmesi, işlenmesi ve pazarlanmasını kapsayan, insan hayatı için temel teşkil eden bilimsel ve pratik çalışmaların tümüdür.
Ziraat, sadece ekim yapmak değil, toprak ve su kaynaklarını koruyarak sürdürülebilir bir yaşam ve gıda üretimi sağlamaktır.”
“Ziraat kavramıyla akla gelen temel unsurlar nedir?” desem, bu sorunun cevabını Konya Tarım Fuarı’nı gezerken bulmanız mümkün. Yirmi ikincisi açılan Konya Tarım Fuarı’nı arkadaşım Adnan’la birlikte gezerken, gazeteci olarak aklıma, TÜYAB fuar alanının yapılışı ve ilk tarım fuarının nasıl bir zorlukla açıldığı yıllar geldi. Tarım denince ilk akla buğday, arpa, mısır, pancar, meyve ve sebze gibi tarım ürünleri gelse de tarım aletleri ve traktör ile toprağı işleme, ekim, dikim ve hasat süreçleri ile bu üretimi yapan ve teknik destek sağlayan çiftçi ile ziraat mühendisleri de bir o kadar önemli.
22.Konya Tarım Fuarı’na değişim ve yapay zekâ (YZ) damgasını vurmuş. İlk dikkatimi çeken bunlar oldu. Tarım arazilerinin büyümesiyle birlikte ziraat aletleri ile traktörlerin de o oranda büyüdüğü görülüyor. 86 milyonluk nüfusu doyurmak ve ziraatın her alanında koşturmak emek isteyen, akıl ve zekâ isteyen bir çalışma.

DÜNYADA DEĞİŞİM VAR
Değişim deyince aklıma hemen şu Çin atasözü geliyor: "Değişim rüzgârları estiğinde aptallar duvar örer, akıllılar yel değirmeni yapar." Bizim mühendislerimiz akıllı, insanımız ise zeki. Fuarı gezince, 22 senede meydana gelen değişimi görüyor ve gözlemleyebiliyorsunuz. Yurt içinden ve yurt dışından bu fuara iştirak son derece iyi. Tarımın Geleceği Sahnesi’nde ise, Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, Tarımın Değişen Paradigması’nı anlatıyordu. İnsanların tarıma bakış açıları ile ortak yanları ve bu sahada çalışan bilim adamlarının ortak değerler açısından eski paradigmalarla çalışmanın mümkün olmadığını dile getirmesi açısından önemli bulduğumu ifade edebilirim. Zeki hoca, özetle şu ifadelere yer verdi: “Tarımda paradigma (değerler dizisi) değişmeye başladı. Değişimin içerisinden geçiyoruz. Geleceğe yönelik olarak da değişerek gidiyoruz. Türkiye’de 15 milyona yakın nüfus tarım sektöründe istihdam edilmekte. Türkiye ekonomisinin yüzde 70-80’inin tarımdan kaynaklandığını görebiliriz.” Zeki hoca ayrıca, dünyada değişim rüzgârlarını estiğini belirterek Ortadoğu’daki 40 günlük savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerden dolayı uluslararası hukukun paradigmasının da değiştiğini vurguladı.
PARADİGMA YALANLARI
Dünyada ve özellikle Ortadoğu’da değişim rüzgârları eserken bizim paradigmamız da değişime uğruyor. Değerler sistemi ve hukuk altüst olmuş durumda. Girdisi ve çıktısından tutun küresel anlamda tarım ve gıda zincirinde de bir değişim söz konusu. Tarım denince çoğumuzun aklına hâlâ “doğal, köyden gelen, tertemiz ürünler” mi geliyor. Ama işin mutfağına girince tablonun o kadar masum olmadığı da bir gerçek. Temiz ve helâl gıdaya ulaşmada paradigma o kadar değişti ki, yalanlar zinciri halkaları âdeta birbirine ulanıyor. Meselâ, gerçekte markette gördüğünüz birçok “doğal”, “köy ürünü”, “anne yapımı” gibi ifadeler sadece pazarlamadan ibaret. Gerçek organik üretim çok pahalı, çok zor ve çok sıkı denetime tabidir.
İkinci örnek ise, çiftçi mi pahalıya satıyor yoksa sistem mi pahalıya satıyor? Çoğu zaman bunun tam tersi olduğu haberlerde zaman zaman yer alabiliyor. Ürün tarladan çok düşük fiyata çıkıyor. Aradaki fark; nakliye, komisyoncu, hal, depo, fire ve market zinciri derken katlanıyor. Sonunda tüketici pahalı alıyor ve çiftçi kazanamıyor. Sizce, mazot, gübre, elektrik ve işçilik konusunda devletin verdiği destek yeterli mi? Kâğıt üzerinde var ama gerçekte ise devede kulak misali...
En büyük yalanlardan birisi de bu sistem böyle gitmez ama idare eder… Durum hiç de öyle değil. Gençler tarımdan kaçıyor. Küçük üretici azalıyor. Büyük oyuncular irileşiyor. Tarım yavaş yavaş küresel oyuncuların ve büyük yapıların (şirketlerin) eline geçiyor. Tarlada yaşananlarla rafta gördüğünüz şeyler arasında çok büyük fark var. Ve bu farkı bilmeden, tarımı anlamak mümkün değil.
Bu fuarın eksiklikleri var mıydı derseniz.. Konya’da “Tarım Aletleri Müzesi” açamadık. İkinci eksiklik ise, tarım şehri olan Konya’da neolitik dönemden günümüze uzanan bir Çatalhöyük var. Çumra’da M.Ö. 7-8 bin yıl önce sulak bir bölgede, nüfusça kalabalık bir tarım toplumu, evlerine yukarıdan girilen bir tarım kenti oluşturmuştu. “Çatalhöyük” bu fuarın olmazsa olmazları arasında kendine yer bulmalıydı.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.