“Çocuklarınızı televizyondan uzak tutunuz!”
Bu cümleyi küçükken duymuştum. Ellerimizi yüzümüze kapatırdık bunu duyduğumuz anda. Parmaklarımın arasından bakardım ama ben. Bir keresinde çocukları görmüştüm, ağlıyorlardı. Ama bizim onlara bakmamız yasaktı. Onlar ölüyorlardı, biz gözümüzü kapatıyorduk.
**
Büyüdük. O zamanın çocukları şimdi genç oldular ve zulme karşı hala gözlerini kapatıyorlar. Onun yerine batının pis ve ne olduğu belli olmayan, sapkın mesajlarıyla dolu dizi, filmlerine yöneldiler. Hiçbir şey umurlarında değil. İnternet ipimizi çekti.
Ağlamıyoruz. Evet, ağlamıyoruz o küçük çocuklar için. Haber bültenleri “İsrail sivilleri vuruyor” dediğinde çayımızdan bir yudum daha alabiliyoruz çok rahat. Önümüze konan yemeği beğenmeyebiliyoruz. Annemize babamıza kötü davranabiliyoruz. Her gece yastığa başımızı güvenle koyabiliyoruz.
**
Duygu sömürgesi yapmıyorum. Gerçekler bunlar. Görmezden geldiğimiz gerçekler. Dünyanın sustuğu gerçekler.
Bazıları susmamaya çalışıyor ama. Boykotlar, mitingler… Çok şükür.
Konya’da yapılan miting’e katıldım ben de. Fakat birkaç şey dikkatimi çekti. Bizde bir sorun var kesin diye düşünmeme sebep oldu.
Mercedes marka dolmuşla çarşıya gittim. İşte ilk sorun.
Sony marka telefonumla babamla konuştum. İkinci sorun.
**
Elinde Filistin bayrağı ile “selfie” çekinmeye çalışırken halden hale giren insanlar gördüm. Dördüncü sorun.
Daha bir sürü şey. Sadece kola içmeyerek bir şeyler yapmaya çalışan insanlar çok iyi niyetli. Ama karşımızdakiler bu kadar masum değiller. Uyanmamız lazım.
Uyanıp harekete geçmemiz lazım.
Ya da boşverin, siz en iyisi o koltukta oturmaya devam edin. Gözlerinizi de sımsıkı kapayın. Kola da ister misiniz?

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.