Kim Ne Derse Desin Katliamın Sebebi Cehalet

Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı sadece 30 haneli bir köyde 44 insan, acımasızca katledildi. Köyde, gece yapılan nişan merasimine baskın yapan caniler, kalaşnikof silâhlarla kalabalığı taradılar ve cansız bedenlerin yerlere serilmesine sebep oldular. Nişan şölenine katılanlara; çocuk ve kadın, imam, öğretmen, muhtar, gelin ve damat farkı gözetmeden kurşun yağdırdılar ve savunmasız insanlara 20 yıllık kini kustular. Bu korkunç ve benzersiz katliamda, 44 kişi hayatını kaybetti. İçlerinde köyün genç imamı da vardı. Cemaatine namaz kıldırmak niyetiyle müminlerin önüne geçip tekbir almak için ellerini kaldırırken kurşunlara hedef oldu. Cemaate namaz kıldırmaktan başka bir sorumluluğu yoktu. Bir başka yere tayini çıktığı için, Allah izin verseydi, o köyden ayrılacaktı

Mazıdağı'nın Bilge köyünden feryatlar yükseldi ve ölenlere ağıtlar yakıldı. Yemyeşil köy sokakları kana boyandı ve bütün vasıtalar tahrip edildi. Allah'a kulluk borçlarını ödemek için secdeye varanlar, bir daha kalkamadılar. Anneler, körpe çocuklarını bir daha emziremediler.

Allah'ın bir daha göstermemesini temenni ettiğimiz olay, yurt çapında büyük infiale sebep oldu. Resmi ağızlar, olayı tel'in ettiler ulusal medya, bütün aletleriyle ve elemanlarıyla Bilge köye kamp kurdu. Jandarma dağı taşı, uçan kuşlar dâhil her şeyi kontrol altına aldı.

Hiçbir çaba ve tedbir, acıları dindiremedi ve ölenleri geri getiremedi. Bu zamana kadar olduğu gibi bu olay da, bütün dehşetine rağmen, sebepleri iyice araştırılmadan unutulup gidecek.

İnşallah bu korkunç olay, diğerleri gibi olmaz, oluş sebepleri üzerinde etraflıca durulur ve incelenir. Benim ortaya çıkartılmasını isteğim sebep veya sebepler; canilerin yakalanıp adalete teslim edilmesi cinsinden olanlardan değildir. Onlar haliyle olacak ve katliama sebep olanlar cezalarını çekeceklerdir.

Esas üzerinde durulması gereken mesele; insanların nasıl bu hale gelebildikleridir? Hamile kadınlara, çocuklara ve caminin imamına silâh sıkacak vicdana nasıl sahip olabildikleridir? Bu insanlar terör kamplarında mı yetiştirildiler? Bu derece insanlık özelliklerini kaybeden kimseler daha çok kamplarda yetiştiriliyorlar. Yoksa ülkemiz bunları yetiştirebilecek koskoca bir kamp haline geldi de bizim mi haberimiz yok?

Olaya iki akraba aile arasındaki 20 yıllık husumet sebep oldu diyorlar. İş bu kadar basit mi? Husumet, kan davası, intikam, kin, töre cinayeti, başlık parası...bunların hepsinin kaynağı cehalettir. Bu çirkin davranışları ve kötü huyları hep cehalet besler ve büyütür. Bu insanlar Müslüman değiller mi? Ölenler ve öldürülenler aynı dinden, aynı milletten değiller mi? Nasıl ve ne kadar zamanda bu hale gelebiliyorlar? Bizim bu mekanizmadan haberimiz var mı? Bakınız ölenlerinde, öldürenlerinde Peygamberi Muhammed Mustafa (S.A.S.), Veda Hutbesinde ne buyuruyor:

“Cahiliye âdetlerinden olan her şey (Kan davası, intikam duygusu, kin gütme, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmeleri...) ayaklarımın altındadır ve iptal edilmiştir.

Ayrıca cahiliye âdetlerine göre güdülen kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Rebia bin Hâris bin Aldü'l-Muttalib'in oğluna aittir.”

Mina Hutbesinde de Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“Şu dört emre dikkat edin: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın, Allah'ın haksız yere öldürmeyi haram kıldığı cana kıymayın, zina ve hırsızlık yapmayın.”

İnsanlar o hale getirildiler ki cana değil, canlara kıyıyorlar. İntihar komandoları bunun en tipik örneği.

Ülkemizde cinayetler, günlük işlerden sayılır hale geldi. İhmal edildikçe de gelişme gösteriyor. Öz annesini boğazlayan veya pencereden atan üniversite öğrencisi, kız arkadaşının kendini terk etmesine sinirlenip o kızı öldüren gençler, kız çocuklarına cinsi tacizde bulunan ihtiyar sapıklar, iç organlarını satmak için kaçırılan çocuklar, çöp kutularına bırakılan bebekler, aşk ve ders bunalımına girip intihar eden gençler, çete kurup soygun yapan güvenlikçiler, aile içi cinayetler...

Bütün bu olaylar çarpıcı ve düşündürücü, hatta korkutucu değil mi? Bütün bunlar, ülkemizde bir ahlâk eğitim seferberliğinin başlatılması için yeterli görülmüyor mu?

Yıllarca bu memlekette din düşmanlığı yapıldı, âdet ve geleneklerimiz yok edilmeye çalışıldı. İslâm ahlâk ve fazileti utanmadan yobazlık ve gericilik gibi gösterildi. İmam-Hatip Okullarına insafsızca cephe alındı ve Kur'an kurslarının kapanmasına sebep olundu. Orta öğretimden Din ve Ahlâk Bilgisi Dersinin kaldırılmasını isteyenler çoğaldı. Bütün bunları yapanlar, yaptıklarının karşılığını görüyorlar ve meyvelerini topluyorlar.

Her türlü seviyesizliğin ve çirkinliğin kaynağı olan cehalet bataklığını, el birliğiyle kurutmak gerekir. Bu bataklık var olduğu sürece; kan davası, cinayet, intikam, kin gütme, husumet, ırz ve namusa tecavüz sivri sinekleri yaşayacak ve çoğalacaktır. Dünya tarihinde yeryüzünde cehalete karşı en büyük savaşı Peygamber Efendimiz vermiş ve en çetin mücadeleyi O başlatmıştır. O'nun tebliğ ve talim ettiği Kur'an-ı Kerim, söze “Oku” emri ile başlamaktadır. Peygamberimiz: “Kadın erkek her Müslüman’a ilim öğrenmek farzdır.” buyuruyor. Hz. Ali Efendimiz: “Bana bir kelime öğretenin ben kölesi olurum.” diyor.

İslâm dininin ilme verdiği önem kadar, Müslümanlar da ilme önem verselerdi, güzel ahlâk sahibi yapılsalardı bunların hiç birisi başımıza gelmezdi. Bakalım ne zaman aklımız başımıza gelecek de gerçeği görebileceğiz.

Bu memlekette halen okuma yazma bilmeyen insanların bulunması düşündürücü değil mi ve halâ bize bir şey söylemiyor mu?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi