İyilik Yolcusu
Ali Rabati Hazretleri Abdullah Mervi Hazretleri’ne yoldaş olur bir gün. Yola çıktıktan sonra şiddetli bir yağmur başlar.
Abdullah Mervi Hazretleri, nefsini zor kabul edilir öte dünyaya dönük güzelliklere feda etmiş Ali Rabati Hazretleri’ne yola çıkmadan sormuştu; “emir mi olmak istersin yoksa memur mu?” Memur olmak isterim demişti.
Şiddetli yağmur altında geceyi ovada geçirmek durumunda kalınca bütün gece seccadeyle üzerine şemsiyelik yapar. Ali Rabati Hazretleri rahatsızlığını ifade eder, böyle yapmayın oturun ben sizi yağmurdan koruyayım der. Kabul etmez Mervi Hazretleri; ‘amir benim sana otur diyorum.’ Yolculuk bitince Ali Rabati Hazretleri o güzel insandan alacağını alır. Mervi Hazretleri; ‘seni kendi nefsine tercih etmeyen biri ile sohbet etme!’ der…
İyilik yolcusu tevazu ve mahviyetle bürülüdür; amirlik hayali taşımaz. Amiri de ‘amir sensin’ deyince itaat eder. Lakin acizliğini hep hatırda tutar. Zira acizliğini bilmeyen kendi darlığı kadar iş yapabilir.
Hendek kazar iyilik yolcusu, nasır tutar elleri, sırtına yükler taşları… Herkesle birlikte lakin herkesten çok çalışır. Görünmek için değil, göstermek için hakikati.
İyilik yolcusu atın sırtından asası düşünce dokundurtmaz kimseyi, büker kibir bulaşma ihtimali olan nefsini, toprağa doğru eğilir. Eğildiği yerin, aslına dönüş olduğunun şuurundadır. Toprak olmanın büyüklüğünü tohumun acizliğinden bilir.
İyilik yolcusu, yolcu olmanın ağırlığıyla kıvranıp durur. Öyle kıvranır ki ‘ah keşke bir çöp olsaydım oraya buraya savrulan’ dedirtir ıstırabı. “Afrika’da öldürülse bir yerli / Canı benden çıkıyor seni bildim bileli” mısralarındaki anlam gibi bilmenin bilinciyle yaşar. Geceleri, gözlerindeki yaşların uykusuna mani olduğu insanlar arar, dertlerini sorar. Kimine çorba pişirir, kiminin sırtındaki yükü alır sırtına, kiminin derdini yüreğinin en özel yerine yazar unutmamak için. Bütün dertlerin hesabının ondan sorulacağını düşünür. Titrektir hep nazarda olduğunu bildiği kalbi, korku-ümit arasında yaşar lakin daha çok korkuya yakın durur. Yeryüzünde bir tane cehennemlik var deseler o, kendisi zanneder.
İyilik yolcusu siz hele bir düşün yola ben ardınızdan gelirim demez, önce kendi düşer yola. Yolda çukurlar varsa önce o düşer, sarplıklar varsa önce o terler. Yılan çıyan varsa önce o zehirlenir. Geridekilere de temkinli olmalarını öğütler.
Giderken de tereddütsüz gider; ‘acaba’ demez. Arkasından geleceklere enerji bırakır. Fatihlerin hep muhacirlerden çıktığını hatırlatır. Gidişi ve gittiği yerlerdeki sesiyle hece hece hicreti işler gerideki yolculara.
Ancak topraktan gül biteceğini bildiğinden, toprak olur iyilik yolcusu. Gömer toprağa kalbini yeni kalpler fışkırsın diye. Yunusça ifadeyle ‘ha demeden hayran’ olunabilecek hassas bir kalp taşır.
Gecesi kavlen gündüzü fiilen duayla çevrilidir iyilik yolcusunun. ‘Eli kârda gönlü yârdadır.’ Lakin kârda dolaşan eline gönlünü teslim etmez. Gönlüyle oturur dünyaya; dünyayı gönlüne oturtmaz. Elindeki dünyayla mağrur olmaz. Mülk sahibinin sınırsız zenginliğini ve sınırsız gücünü hep hatırda tutar. Haline bakanlara hakkı hatırlatır.
Bahçesindeki ağaçları saran karıncalardan kurtulmanın fetvasını bile âdilane bir naiflikle sorar; “Dırahta ger ziyân etse karınca / Zararı var mıdır ânı kırınca?” Sonra hocasından aldığı tatlı cevaba da eyvallah der; “Yarın Hakk’ın divanına varınca / Süleyman’dan hakkın alır karınca.”
İyilik yolcusu konuşacakken, büyüklerin ‘bin düşün bir söyle’ düsturunu hatırda tutarak konuşur. Şimdi kuracağı ifadenin belki elli sene sonraki halini düşünür. Şimdiki ifadesi birgün attığı tohumlara zarar verecekse ağzındaki dolu kanı yutar. Dosdoğru da olsa söyleyeceği söz, o an orda etkisiz hale gelecekse susar.
Ve Mervi Hazretleri gibi kendinden vazgeçer. Sırılsıklam ıslanır; ıslatmaz yanında olanı, karda tipide ceketini yanındakine verir. Acıyı hep yanındakinden alır, bırakmaz ona. Ve bazen ölür; biri bir yudum su ister Uhud’un çöl sıcağında. Tam can suyu dudağına değecektir lakin bir ses duyar ‘suu’ diye. ‘Suyu ona ver’ der takatsiz işaret parmağıyla…
Bazen ölümü tercih eder iyilik yolcusu. Diriltmek için…
İyilik yolcusu yürümeye devam edecek, kalbi dursa da.
“Kalp gömülmüşse, öldüğünden değil…”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.