Kolay para hayali sanal kumarın pençesine itiyor!
Telefon, tablet ve bilgisayarlar artık yalnızca birer ekran değil, çocuklar ve gençler için görünmez bir kumar kapısı oldu. Ekran süreleri sanal kumarı tetiklemeye başladı. Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, “Çocuğa kolay para kazanmanın gerçekçi olmadığını, ciddi manada bedelleri olabileceğini, kumarın psikolojik bir tuzak olduğunu açıkça anlatmak gerekiyor” dedi.
Ekran sürelerinin artmasıyla sanal kumar bağımlılığı, özellikle çocuk ve gençler arasında hızla artıyor. Sinsi tehlike olarak adlandırılan dijital bağımlılık çocukları ailelerinden ve çevresinden uzaklaştırıyor. Çoğu zaman küçük denemelerle başlayan sanal kumar ciddi riskler barındırıyor.

DİJİTAL KUMAR GENÇLERİN PSİKOLOJİSİNİ ÇÖKERTİYOR!
Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, ailelerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Dalgıç, “Dijital bağımlılık, dikkat dağınıklığı, akademik başarısızlık, öfke problemleri, depresyon, kaygı bozukluğu, aşırı borçlandırma, hırsızlık ve yalan konuşma gibi ciddi sonuçlar doğurulabiliyor. Ailelerimiz burada dikkatli olmalı. Bir çocuk veya gençte bu tarz belirtiler görüldüğü zaman aileler teyakkuz haline geçmesi gerekiyor. Telefonlarını devamlı gizliyorlarsa, kendi odalarına kapanıp çıkmıyorlarsa, sürekli para istiyorlarsa, evden bir şeyler eksiliyorsa, geç saatlere kadar çevrimiçi olma durumu varsa, ani öfke patlamaları yaşanıyorsa, ders başarılarında düşüş varsa, aileden uzaklaşma ve harcamaları gizleme gibi durumlarda dikkatli olmalıyız. Bu olaylarla birlikte banka ve kredi kartı hareketlerinde şüpheli işlemler de karşımıza çıkabilir. Çocuklarımıza hemen inanmamlayız, derinlerde gelen bir sıkıntısı olabilir. Kumar bağımlığı çoğu zaman küçük denemelerle başlayıp ciddi bir bağımlılığa dönüşebilir” diye konuştu.
SANAL KUMARIN ARKASINDA HIZLI ZENGİNLİK VAADİ VAR
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internetin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğine vurgu yapan Dalgıç, “Bununla birlikte bazı riskler de ortaya çıktı. Eskiden kumar denildiği zaman insanların fiziksel bir mekana gitmesi gerekiyordu bugün baktığımız zaman telefon, tablet, bilgisayar üzerinden de kumar sitelerine ulaşım kolaylaştı. Sanal kumar, internet üzerinden oynanan bahis, canlı bahis, şans oyunları gibi para kazanma temelli dijital sistemlerin temel bir adı olarak karşımıza çıkıyor. Bu platformlar genellikle kolay para kazanma, düşük yatırım, bonus fırsatı çeşitli vaatlerde bulunup, insanları sistemine çekiyor. Burada bilhassa çocuklar ve ergenleri çekmek için heyecan, merak, risk alma duygusu ve çabuk zengin olarak hızlı kazanç isteği görülüyor” ifadelerini kullandı.

SİSTEM KAZANIYOR, İNSAN KAYBEDİYOR
Sanal kumarın tehlike boyutu incelendiğinde; en büyük tehlikesinin kişinin bağımlı olduğunu geç fark etmesi ve ciddi bedeller ödemesi olduğuna dikkat çeken Özcan Dalgıç, şunları söyledi: “Bu kısımda bir süre sonra kişi, sürekli bahis düşünmeye, kaybettiğini geri kazanmaya çalışma, gizli gizli borç yapmaya, yalan söylemeye, öfke ve stres yaşamaya ve bunu oynayabilmek için birçok bedeller ödemeye maalesef başlıyor. Maddi ve manevi birçok yıkımları oluyor. Kişi kendi içinde psikolojik sağlamlığını koruyamadığı sürece daha büyük risklere maruz kalıyor. Çocukların beyin gelişimi tam anlamıyla tamamlanmadığı için dürtü kontrolü yetişkinler kadar sağlam olmuyor. Özellikle çocukları; ödül alma isteği, heyecan arayışı, arkadaş etkisi, sosyal medya fenomenlerinin sanal kumar yaygınlaşmasında kullanılması, oyun kültürü ve birçok yerde karşılarına çıkan reklamlarla daha açık hedef haline getiriyorlar. Bazı dijital oyunlar içinde bulunan kasa açma sistemlerinde kullanılan ödül alma çocukları kumar oyunlarına alıştırabiliyor. Çocuk daha çok korkutularak, yasaklanarak değil bunu bilinçli bir halde destek alarak olaydan uzak tutulmalı. Çocuğa kolay para kazanmanın gerçekçi olmadığını, ciddi manada bedelleri olabileceğini, kumarın psikolojik bir tuzak olduğunu, insanların kaybettiği ve sistemin kazandığı bir kurgu olduğunu, kurbanların geçici olarak kazançlar elde ettiğini, bağımlılık riskinin yüksek olduğu açık bir dille anlatılmalıdır. Çocuklara bu anlatımlar bazen bir uzman eşliğinde bazen anne babadan hariç saygı duydukları, sevdikleri başka bir yetişkin tarafından anlatılması faydalı olacaktır.
Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren ekran süresine dikkat etmeli. İndirilen uygulamalara, izlenen videolara, olası banka ve kart bilgilerinin açık olmamasına dikkat edilmeli. Baskıcı bir tavırdan daha ziyade, koruyucu, gözetleyici bir mekanizmayı oluşturmak lazım.”
‘GENÇLER İÇİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ BİR TEHDİT’
Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Çocukların duygusal ihtiyaçlarını görmemiz çok önemli, birçok genç yalnızlık, değersizlik, başarısızlık hissi yaşayabiliyor. Evin içerisinde doğru bir rol model olmayan bir ebeveyn varsa önce kendi davranışlarını da düzeltmeleri de çok önemli. Öğretmenler de çocuklara karşı gözlem içerisinde olmalı, çocuklardaki ani başarı düşüşleri, uykusuzluklar, arkadaşlardan para isteme, zorbalama, bahis siteleri konuşmaları gibi riskli davranışlardaki artışların gözlemlenmesi halinde dikkat edilmesi gerekiyor. Okullarda bu konuda dijital bağımlılık seminerleri düzenleyerek, kumar bağımlılığı konusunda bilinçlendirme yapılıp, rehberlik servisleri aktif olarak çalışmalı, veliler düzenli olarak bilgilendirilerek çocuklara alternatif sosyal aktiviteler oluşturulmalı. Bu bireysel bir sorundan ziyade toplumsal bir sorun oldu. Yalnızca ailelerin mücadelesi değil, devlet gerekirse bu sanal kumarları, bahis sitelerini ve yurtdışı bağlantılı çalışmaları engelleyecek mekanizmaları oluşturmalı. Buralardan gençlere yönelik bilinçlendirici reklamlar, sahte kazanç videolarının ciddi manada incelendiği ve ceza durumunun yüksek olduğu kısımlar da olmalı. Başta sanal kumar bağımlılığı olmak üzere çeşitli madde kullanımına yönelik kısımlarda psikolojik destek merkezleri de çoğaltılmalı. Sanal kumar çağın en büyük dijital bağımlılık risklerinden biridir, çocuklar ve gençler için sessiz ama çok güçlü bir tehdit oluşturduğunun farkında olmalıyız. Bu mücadelede aileler olarak bilinçli, öğretmenlerin dikkatli, devletin koruyucu politikalar üretmesi, toplumun da bu konu üzerinde gereken farkındalığı oluşturması hayati önem taşıyor.”
Kaynak:Muharrem Dursun





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.