İsrail, Bu Karardan İbret Almalıdır!
Yayınlanma:
Birkaç yıldanberi İsrail, ABD, İtalya, NATO ve Türk savaş uçaklarının katılımıyla şehrimizde yapılan “Anadolu Kartalı” tatbikatının uluslararası bölümünün iptâl edilmesinin İsrail’de şok etkisi yaptığı haber verilirken, bu karara İsrail’in katılmasına Türkiye’nin karşı çıkmasının yolaçtığı belirtildi. İsrail radyosu, ordu sözcüsüne dayanarak kararın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildiğini ileri sürerken, daha önce tatbikatın erteleneceği yönünde işaretler bulunmasına rağmen, iptâlin sürpriz olarak karşılandığı ifade edildi. Bu arada, İsrail’in Türkiye eski büyükelçilerinden Alon Liel, yaptığı açıklamada, İsrail’in yıl başında Filistin’in Gazze kentine düzenlediği saldırıların 2 ülke arasındaki ilişkileri bu noktaya getirdiği görüşünü savunarak, sorunun çözüm yolunun İsrail’in, Filistin ve Suriye ile ikili ilişkisini düzeltmesiyle mümkün olabileceğini belirtiyor.
Bilindiği gibi, yıllar önce İsrail ile imzalanan anlaşma ile gerçekleştirilen ilk “Anadolu Kartalı” tatbikatı sırasında Cihanbeyli ve Altınekin’e bağlı bazı köylerin arazilerine girmeleri sivil halka, otlak alanları da hayvanlara yasaklanmış, uçakların çıkardığı gürültü sebebiyle hamile bazı hayvanların zamansız doğum yaptıkları haber verilmişti. Bu nedenle çevre köylerde, şehrimizde ve medyada İsrail’e karşı gösterilen sert tepkiler günümüze kadar sürüp gitmişti. Nitekim, geçtiğimiz hafta başta Konya olmak üzere çeşitli illerde “Katil İsrail, ülkemizden defol” yazılı pankartlar taşıyan Sivil Toplum Kuruluşlarına mensup binlerce kişi İsrail’in tutumunu sert biçimde protesto etmişti. İsrail ordu sözcüsü, tatbikatın iptalinin Türkiye’nin İsrail’in katılmasını istememesinden kaynaklandığını duyururken, İsrail gazeteleri de Türkiye’nin geçen yılbaşında Gazze saldırısına katılan İsrail uçaklarına hava sahasını kullandırmadığı, İsrail uçaklarının da Konya’da tatbikat yapmasının halk tarafından istenmediğini haber verdi. Haaretz gazetesi de Türkiye’nin İsrail’in katılmaması yönündeki talebinin ardından, kararı protesto için ABD ve İtalya’nın da tatbikattan çekildiğini, bu nedenle tatbikatın uluslararası bölümünün iptal edildiği öne sürdü.
Hatırlanacağı gibi Başbakan Erdoğan, Davos’taki görüşmeler sırasında “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyerek çocuk ihtiyar, kadın kız ayırımı yapmadan yıllardan beri Filistin’de akıttıkları Müslüman kanına dikkat çekip, Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in şahsında İsrail’e “Haddini bil” uyarısında bulunarak, aslında günümüzde karşı karşıya kalacağı cevabın işaretini o günlerde vermişti. Halkımız, sırtını dayadığı ABD’ye güvenerek Ortadoğu’da terör estiren İsrail’e lâyık olduğu muamelede bulunan yöneticilerimizden her zaman aynı kararlı tutumu bekliyor. Yıllar geçtikçe İsrail, uluslar arası platformda biraz daha yalnız kaldığını, birçok devletin mânevî desteğini kaybettiğini artık anlamaya başladı. Bunun en güzel örneğini, ABD faktörüne rağmen “Anadolu Kartalı” tatbikatı öncesinde “Kırmızı kart” gösteren Türkiye verdi. Atalarımız boşuna “Zulüm ile âbâd olanın sonu berbat olur” dememiş. Elbette bu deyim en başta kendisi için geçerli olan İsrail’in aklını başına alarak komşularıyla dostça geçinip, Filistin’de katliama son vermesi lâzım.
Öte yandan İsrail’in, Osmanlı idaresi altında yüzlerce yıl dostça yaşayan Müslüman Türkiye ile Suriye arasında oluşan yakınlığa paralel olarak gerçekleştirilen askerî tatbikattan rahatsız olduğu haber veriliyor. İsrail Başbakanı Ehud Barak, Kilis Yüksektepe Hudut karakolu ile Suriye’nin Şamarin-Azez bölgesinde Türkiye-Suriye Sınır Birliklerinin “Değişim tatbikatı” nı “rahatsız edici” bir gelişme olarak niteleyerek, “İsrail ile Türkiye arasındaki stratejik ilişki, Türkiye’nin bu tatbikata katılma ihtiyacına üstün geleceğine inanıyorum” dediği bildiriliyor. Suriye ve diğer komşu ülkelerle anlaşmaya varmanın İsrail’in çıkarına olduğunu da ifade eden Barak’ın, Suriye ile görüşmelerin medya aracılığı ile yapılmasının doğru olmadığını, geçen yıl Türkiye’nin arabuluculuğunda görüşmelerin yapıldığını hatırlatarak, Jerusalem Post gazetesine şunları söylediği ekleniyor:
“Zamanı gelince güç pozisyonundan, öz güvenle ve İsrail’in hayâti çıkarlarını dikkate alarak Suriye ile bir anlaşmayı görüşebilecek durumda olmamız gerekiyor.”
1948 yılında “Siyonist yandaşı ülkeler” in desteğiyle Müslüman ülkelerle çevrili Ortadoğu’nun ortasında devlet kuran İsrail, aradan 61 yıl geçmesine rağmen ne kendisi huzur bulabildi, ne de bölgeye huzur verdi. Bütün olup bitenlere rağmen, Yahudiler şimdi de Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’te işgal başlatarak Mescid-i Aksa’ya yönelik eylemlerine devam ediyor. Kendilerine “Kudüs’ün bekçileri” adını veren 200 gencin Mescid-i Aksa’da nöbet tutarak İslâmiyetin bu kutsal mabedini terketmemeye kararlı görünmeleri ve Türk halkının İsrail işgaline gösterdiği tepkinin dışında diğer Müslüman ülkelerin suskunluğu İslâm âleminde büyük üzüntüye sebep oluyor. Uluslararası Kudüs Müessesesi’nin yönetim kurulu başkanı Yusuf el-Karadavi, Mescid-i Aksa’nın bütün Müslümanların ortak değeri ve onuru olduğunu belirterek, işgale karşı İslâm âlemini birleşerek destek vermeye çağırdı.
Bilindiği gibi, yıllar önce İsrail ile imzalanan anlaşma ile gerçekleştirilen ilk “Anadolu Kartalı” tatbikatı sırasında Cihanbeyli ve Altınekin’e bağlı bazı köylerin arazilerine girmeleri sivil halka, otlak alanları da hayvanlara yasaklanmış, uçakların çıkardığı gürültü sebebiyle hamile bazı hayvanların zamansız doğum yaptıkları haber verilmişti. Bu nedenle çevre köylerde, şehrimizde ve medyada İsrail’e karşı gösterilen sert tepkiler günümüze kadar sürüp gitmişti. Nitekim, geçtiğimiz hafta başta Konya olmak üzere çeşitli illerde “Katil İsrail, ülkemizden defol” yazılı pankartlar taşıyan Sivil Toplum Kuruluşlarına mensup binlerce kişi İsrail’in tutumunu sert biçimde protesto etmişti. İsrail ordu sözcüsü, tatbikatın iptalinin Türkiye’nin İsrail’in katılmasını istememesinden kaynaklandığını duyururken, İsrail gazeteleri de Türkiye’nin geçen yılbaşında Gazze saldırısına katılan İsrail uçaklarına hava sahasını kullandırmadığı, İsrail uçaklarının da Konya’da tatbikat yapmasının halk tarafından istenmediğini haber verdi. Haaretz gazetesi de Türkiye’nin İsrail’in katılmaması yönündeki talebinin ardından, kararı protesto için ABD ve İtalya’nın da tatbikattan çekildiğini, bu nedenle tatbikatın uluslararası bölümünün iptal edildiği öne sürdü.
Hatırlanacağı gibi Başbakan Erdoğan, Davos’taki görüşmeler sırasında “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyerek çocuk ihtiyar, kadın kız ayırımı yapmadan yıllardan beri Filistin’de akıttıkları Müslüman kanına dikkat çekip, Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in şahsında İsrail’e “Haddini bil” uyarısında bulunarak, aslında günümüzde karşı karşıya kalacağı cevabın işaretini o günlerde vermişti. Halkımız, sırtını dayadığı ABD’ye güvenerek Ortadoğu’da terör estiren İsrail’e lâyık olduğu muamelede bulunan yöneticilerimizden her zaman aynı kararlı tutumu bekliyor. Yıllar geçtikçe İsrail, uluslar arası platformda biraz daha yalnız kaldığını, birçok devletin mânevî desteğini kaybettiğini artık anlamaya başladı. Bunun en güzel örneğini, ABD faktörüne rağmen “Anadolu Kartalı” tatbikatı öncesinde “Kırmızı kart” gösteren Türkiye verdi. Atalarımız boşuna “Zulüm ile âbâd olanın sonu berbat olur” dememiş. Elbette bu deyim en başta kendisi için geçerli olan İsrail’in aklını başına alarak komşularıyla dostça geçinip, Filistin’de katliama son vermesi lâzım.
Öte yandan İsrail’in, Osmanlı idaresi altında yüzlerce yıl dostça yaşayan Müslüman Türkiye ile Suriye arasında oluşan yakınlığa paralel olarak gerçekleştirilen askerî tatbikattan rahatsız olduğu haber veriliyor. İsrail Başbakanı Ehud Barak, Kilis Yüksektepe Hudut karakolu ile Suriye’nin Şamarin-Azez bölgesinde Türkiye-Suriye Sınır Birliklerinin “Değişim tatbikatı” nı “rahatsız edici” bir gelişme olarak niteleyerek, “İsrail ile Türkiye arasındaki stratejik ilişki, Türkiye’nin bu tatbikata katılma ihtiyacına üstün geleceğine inanıyorum” dediği bildiriliyor. Suriye ve diğer komşu ülkelerle anlaşmaya varmanın İsrail’in çıkarına olduğunu da ifade eden Barak’ın, Suriye ile görüşmelerin medya aracılığı ile yapılmasının doğru olmadığını, geçen yıl Türkiye’nin arabuluculuğunda görüşmelerin yapıldığını hatırlatarak, Jerusalem Post gazetesine şunları söylediği ekleniyor:
“Zamanı gelince güç pozisyonundan, öz güvenle ve İsrail’in hayâti çıkarlarını dikkate alarak Suriye ile bir anlaşmayı görüşebilecek durumda olmamız gerekiyor.”
1948 yılında “Siyonist yandaşı ülkeler” in desteğiyle Müslüman ülkelerle çevrili Ortadoğu’nun ortasında devlet kuran İsrail, aradan 61 yıl geçmesine rağmen ne kendisi huzur bulabildi, ne de bölgeye huzur verdi. Bütün olup bitenlere rağmen, Yahudiler şimdi de Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’te işgal başlatarak Mescid-i Aksa’ya yönelik eylemlerine devam ediyor. Kendilerine “Kudüs’ün bekçileri” adını veren 200 gencin Mescid-i Aksa’da nöbet tutarak İslâmiyetin bu kutsal mabedini terketmemeye kararlı görünmeleri ve Türk halkının İsrail işgaline gösterdiği tepkinin dışında diğer Müslüman ülkelerin suskunluğu İslâm âleminde büyük üzüntüye sebep oluyor. Uluslararası Kudüs Müessesesi’nin yönetim kurulu başkanı Yusuf el-Karadavi, Mescid-i Aksa’nın bütün Müslümanların ortak değeri ve onuru olduğunu belirterek, işgale karşı İslâm âlemini birleşerek destek vermeye çağırdı.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.