Hz. Mevlânâ ve Şamanizm!

Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Celâlleddin Rûmi’nin 802. doğum yıldönümü münasebetiyle düzenlenen “Uluslararası Mistik Müzik Festivali” bugün şehrimizde başlayacak. 23-30 Eylül arasında 7 ülkeye mensup 8 grubun katılımı ile Mevlânâ Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek festival, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın himayesinde Bakanlık tarafından organize ediliyor. Farklı uygulamaları, kararları ve sözleriyle halkımızın tepkisini çeken Günay, festival programına bir “Şaman âyini”nin de alınması nedeniyle yeni bir eleştiriye yol açmış bulunuyor. İyi ve kötü ruhların bütün âlemi tesiri altında tuttuğu esasına dayanan bir Orta Asya dini olan “Şamanizm”in Hz. Mevlânâ’nın felsefesine ters düştüğü ileri sürülerek, Altay Cumhuriyeti’ni temsil eden bir grubun yapacağı bu âyinin programdan çıkarılması yönünde günlerdir sürdürülen tepkilerin dikkate bile alınmadığı görülüyor. Mevlânâ’nın 22. kuşaktan torunu ve Uluslararası Mevlânâ Vakfı yöneticisi Esin Çelebi’nin de katılacağı bildirilen festivalde ABD’den gelen grup “Kızılderili Müziği”nden örnekler verirken, flüt sanatçısı Şefika Kutluer’in Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası eşliğinde “Mevlânâ Flüt Konçertosu”nu icra edeceği belirtiliyor.

Tasavvuf Müziği’nin yanısıra çeşitli ülkelerin mistik müzik dinletileri, konferanslar, sergiler ve panellerin yer aldığı programda en çok “Şaman ayini” eleştiri alıyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, “Bu sene 6.sını düzenlediğimiz etkinlikle sâdece Hz. Mevlânâ’yı anmıyoruz, geçmiş yıllarda da böyle yapmadık zaten. Dünyanın neresinde olursa olsun mistik müzik üreten grupları buraya davet ediyoruz. Hz. Mevlânâ’yı anma etkinliği kapsamda düzenlenebilir, ama bu etkinlikte mistik müzik icra edilecek” diyerek eleştirilere cevap vermeye çalışıyorsa da eleştiriler, dinler arası diyalog suretiyle İslâm’ı özünden koparmak isteyenlerin Hz. Mevlânâ’yı argüman olarak kullandıkları noktasında yoğunlaşarak, şöyle devam ediyor:

“İslâm dinini tahrif etmeye amaçlayan çevreler, tasavvufi anlayışını insan sevgisi üzerine kuran Mevlânâ’nın sözlerini tahrif ediyorlar. Mevlânâ’nın ‘Gel, ne olursan ol gel’ sözlerinden bambaşka anlamlar çıkaran kesimler Mevlânâ üzerinden İslâm’ı tahrif ediyorlar. Son olarak 2007 yılı UNESKO tarafından ‘Mevlânâ yılı’ ilan edilmiş ve bu çerçevede düzenlenen etkinliklerde tasavvufu özünden koparacak icraatlara imza atılmıştı”

Yapılan çalışmalarla içi boş bir İslâm ve tasavvuf anlayışı oturtulmak istendiğini ifade eden neyzen Hamit Ulucanlı, “Şaman ayinleri ile Hz. Mevlânâ’nın ismini yan yana getirmek çok çirkin bir tavırdır. Bu etkinlikler yapılacak en büyük hakarettir. İki zıt kavram getirilerek etkinlik düzenleniyor. Bunun benzerlerini Orhan Pamuk’un kitaplarında da görüyoruz. Oryantalist açılımları dehşetle izliyoruz” diyerek, şunları ekliyor:

“Böyle giderse Mevlânâ’nın tasavvuf anlayışından bahsedemeyeceğiz. Yalnızca neyden ibaret bir ılımlı İslâm anlayışı istemiyoruz. Batı kendi oluşturduğu Mevlânâ simgesini Hıristiyanlaştırıyor ve Kültür Bakanı sayın Günay da maalesef buna seyirci kalıyor.”

Bir tepkinin de Hz. Pîr’in felsefesi ile uyuşmadığını öne süren tiyatro sanatçısı Ulvi Alacakaptan’dan geldiği haber veriliyor. “Araya mistik müzik kelimesini de koyarak Mevlânâ’yı sözde evrenselleştiriyorlar” diyen Alacakaptan’ın, en başta mistisizim ve tasavvufun bambaşka şeyler olduğunu savunarak, “Bu nedenle büyük bir mutasavvıf olan Hz. Mevlânâ’nın ‘Şaman ayini’ ile anılmasını büyük bir yanlış olarak değerlendiriyorum. Zaten bu konserler senelerden beri düzenleniyor. Kültür Bakanlığı çok ciddi paralar harcayıp, o etkinlikleri düzenlerken ben kaç senedir etkinliklere katılmıyorum” şeklinde konuştuğu bildiriliyor.

Tahir-ül Mevlevî’nin, Mesnevi’ye işaret ederek “Kitabı var, ancak Peygamber değil” sözleriyle övdüğü Hz. Mevlânâ, “Kur’an’ın bendesiyim, Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse ondan da o sözlerden de bîzarım” diyor. Dünyanın dört bir yanında tanınıp, bilinen Hz. Mevlânâ’yı, mistik müzik festivali bahane edilerek “Şaman ayini” ile yanyana getirmenin büyük bir vebâli üstlenmek olacağı muhakkak. Mevlânâ muhibleri de gönüller sultanının kemiklerinin sızlayacağına dikkat çekerken, halkımızın ve medyanın tepkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Öte yandan, mistik müzik festivalinde “Şaman ayini”ne yer verilmesine tepkiler sürerken, Adana’da da Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ile Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin 10 ilahiyi seslendireceği “Senfoni ile ilahiler konseri”nin çalışmalarının sürdüğü, solistliğini de pop müzik sanatçısı Burak Kut’un yapacağı öğrenildi. Senfonik ilahiler projesinin ilahileri çok sesli çağdaş bir hale getirilmek açısından önemli olduğunu savunan Burak Kut’un, “Senfoni ile ilahiler benim yaşam modelime çok uygun. Mevlânâ’dan çok etkileniyorum. Sufizm, Mevlânâ ve Kur’an’dan etkilenmemek mümkün değil” dediği haber veriliyor.

Bilindiği gibi Hz. Mevlânâ’nın, 800. doğum yıldönümü nedeniyle Şehir Stadı’nda düzenlenen törenlerde senfoni ile anılıp, bunun için yüzlerce milyar para harcanması da tepkilere neden olmuş, “Büyük bir din alimi olan Hz. Pîr’in felsefesi ile senfoni arasında ne gibi bir ilginin olabileceği” sorgulanmıştı. Bu defa da “Şaman ayini” nin kelimenin tam anlamı ile istismar olduğu ve konunun üzerine âdeta tuzla biber ektiği kaydediliyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi