Holmen…!
Diyelim ki, Torku Konyaspor kaybetmiş olsun…
Sonuç odaklı yorum yapanlar hariç, Tarnzonspor karşısında ortaya konan futboldan ve agresif mücadeleden, kaçımız şikayet ederdik acaba?
Maçın genelinde yeşil beyazlılar için söylenecek tek olumsuz konu, 1-0 öne geçtikten hemen sonra skor eşitleninceye kadar geçen sürede, bu baskıyı azaltacak ya da sona erdirecek çözüm üretemememizdi. Oysa bu seviyeye gelmiş profesyonel futbolcular, birinci bölgeye hapsolduğumuz bir zaman periyodunda, kendi çıkış yollarını kendileri bulmaları gerekiyordu. Farkındaysanız gole kadar oyun hiç durmadı.
Durmalıydı…
Soğumalıydı.
Rakibin baskısı karşısında futbolun içindeki ‘cin’liklerden faydalanmak gerekiyordu. Ama maalesef yapamadık. Dolayısıyla topu filelerimizden çıkarmak zorunda kaldık.
Ligin ilk haftalarında zirvede yer alan Trabzonspor, bu sezon belki de hiç bu kadar aciz kalmadı, çözüm bulmakta bu denli sıkıntı yaşamadı.
Meseleyi sadece bordo mavililerin kötü oyununa ve formsuzluğuna bağlarsak, 90+ dakika sahada ter döken futbolcularımıza ve kenar yönetime haksızlık etmiş oluruz. Birinin kötü olmasının asıl nedeni karşınızdakinin sizden çok daha iyi olmasından kaynaklanır. Torku Konyaspor Trabzonspor’a göre sahada ne yaptığını, nasıl oynaması gerektiğini bilen taraf oldu.
***
Geçtiğimiz hafta maç sonunda yaşanan ve gündemin odak noktası olan krizle ilgili yazdık çizdik, kimileri hocaya, kimileri ise başkana hak verdi. Ben kısaca bir meseleye çok daha farklı bir açıdan dikkatinizi çekmek istiyorum. Amacım tartışmayı hatırlatmak değil. Aksine nereden nereye geldiğimizi bir kez daha değerlenmeniz için bu satırları kaleme alıyorum.
Bundan 3-4 hafta önce, yani Holmen takımla yeni antrenmana çıkmaya başladığı ve henüz forma giymediği dönemlerde, hangimiz tat vermeyen oyundan, alınan skorlardan, futbolcuların performansından memnunduk. Bir tek kişi Konyaspor keyif veriyor diyebiliyor muydu? İsimleri bir tarafa bırakalım. Burada ismin çok önemli olduğunu düşünmüyorum…
Birisi çıkıyor ve diyor ki, ortaya konulan futboldan memnun değilim. Bu son derece doğal bir serzeniş. Üstelik herkes çok iyi hatırlayacak ki, bu takıma takviye de istenmiyordu. Lakin şartlar zorlandı ve Holmen ile Ömer Şişmanoğlu takıma kazandırıldı. Holmen’in Torku Konyaspor’un oyun şablonuna katkısını hepimiz görüyoruz.
Velhasıl; takım bu kadar iyi giderken ve alınan puanlarda yönetimden, teknik ekibe, taraftardan basına herkesin az ya da çok katkısı varken, iğneleyici, can acıtıcı, yeni problemler yaratacak davranışlardan, konuşmalardan, yazılardan uzak kalmamız gerekiyor. Özellikle hedef gözeterek, birilerine duyulan öfkeyi merkez kabul ederek yapılan eleştirilerin, hala devam ediyor olması üzücü. Şimdi bütün enerjimizi takımın bir üst basamağa çıkabilmesi için harcamalıyız. Şu an itibariyle zaten başkan Ahmet Şan’ın serzenişlerinin çok dışında bir takım izliyoruz. Ama dört hafta önce bunu söylemek mümkün değildi. Geçtiğimiz hafta köşe yazımda “şiir gibi bir takım izlemeye az kaldı” diye yazmıştım. Bunu bizlere yazdıran Aykut Kocaman, ekibi ve futbolculardı.
Her zaman ısrarla şunu söyledim. Süper lig’de herhangi bir takım kötü futbol oynayabilir, gününde olmayabilir, lakin kötü mücadele etme lüksü yoktur.
Konyaspor ligin ilk haftalarında, savunma odaklı ve neredeyse birinci-ikinci bölge arasına sıkışmış bir futbol anlayışını sahaya yansıtırken, şimdi çok daha agresif çok daha fazla pozisyon üreten, rakip ceza sahası içinde 4-5 futbolsuyla gol arayan bir takıma dönüşüverdi. Burada kesinlikle Holmen’in katkısının büyük olduğunu düşünüyorum. Bir futbolcu bu kadar bir takımı değiştirir mi…?
Evet kesinlikle değiştirir diyorum…
Birkaç cümle ile bu konuya da açıklık getirip nokta koyayım. Aykut hoca dörtlü savunmanın önünde, Holmen takıma dahil olmadan Uğur İnceman-Volkan Fındıklı ve Ali Çamdalı üçlüsünden, ikisini tercih etti. Defansın önünde rakip atakları karşılayacak, savuşturacak ve topu kazandıktan sonra olumlu kullanması için forma emanet edilen futbolcular, bu görevden sadece bir ikisini yerine getirince haliyle Torku Konyaspor Osmanlıspor maçına kadar neredeyse rakip kalede esamesi bile okunmadı. Takım hızlı hücuma çıkamadı, ayağında fazla tut tutamadı, pas trafiği zinciri zayıf halkalar nedeniyle çabuk kırıldı ve bu ikiliden birinin hücum varyasyonlarında (Uğur ya da Ali) öndeki üçlüye destek vermesi beklenirken bu gerçekleşmeyince, çaresiz, basiretsiz, pozisyon üretemeyen bir takımı izlemek zorunda bırakıldık. Ne zaman Holmen önce forvet arkası, sonra savunmanın önünde/orta sahada inisiyatif almaya başladı ve takımın ataklarını koordine etti… İşte o zaman yeşil beyazlılar rakip ceza sahası içinde çok daha tehlikeli pozisyonlar üretmeye başladı. Adım atacak gücü olmayan, keyif vermeyen, taraftarı mutlu edemeyen Konyaspor, bu hale nasıl geldi, hafta içinde onu da detaylı olarak yazalım.
Şimdilik emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Puan cetvelinin üst sıralarında Torku Konyaspor ismini görmek meğer ne kadar keyifliymiş…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.